Sinyaller

Değerli okurlar Amerikan ekonomisi değişik sinyaller vermekte. Geçtiğimiz hafta içinde bazı ilginç olaylar yaşandı. Yaşananların ilginç olmasına en büyük katkı şüphesiz, olayların başrol oyuncularının kişilikleri ile doğrudan bağlantılı olması. Hafta başında meşhur spekülatör Soros, doları açığa sattığını yani 'short' ettiğini söyledi. Böyle bir demecin her hangi birisinden gelmiş olması döviz piyasaları için önemli değil ama, Soros gibi birisinin yorumuna piyasalar kulak verir. Soros, Amerikan dolarının düşeceğine inandığını, bu sonuca da Amerikan Hazine Bakanının söylediklerini yorumladıktan sonra vardığını bildirdi. Dikkkatli okurların hatırlayacağı gibi Soros, İngiliz Sterlinini çökerten döviz spekülatörü olarak dünyaca meşhur bir finansör. Ayrıca daha sonra Malezya parasını da mezara gömen banker olarak tanımlanmakta.

Greenspan Huzursuz

Amerikan Merkez bankası başkanı Senato'da verdiği brifingte ilginç sözler etti. Başkana göre Amerikan Federal Rezerv Bankası deflasyonla mücadeleye hazır. İki hafta üst üste deflasyon sözü eden Greenspan deflasyonun şu anda yakın bir tehlike olmadığını vurguladı ancak, tehlikeye dikkat çekti. ( Bakınız arşivde " Enflasyon Öldümü" yazısı ). Merkez bankası başkanı ekonomik büyüme beklentisi içinde olduğunu ancak ne zaman ve ne kadar büyüme olacağını tahmin etmenin belirsizliklerinden söz etti. Sonuçta Greenspan bazı pozitif bazı negatif sinyallere değindi. Hızla değer kaybeden doların deflasyon riskini artıracağı kesin.

Türkiye'de fazla tanınmayan fakat dünya finans çevrelerinin duayeni konumunda bulunan dünyanın en zengin insanlarından birisi ünlü yatırımcı Buffett, yeni vergi tasarısını eleştirdi.

Dünyanın en ciddi gazetelerinden Washington Post'da yazdığı makalede Buffett, borsa yatırımlarının getirisinin vergiden muaf tutulmasının kendisi gibi zenginlerin işine yarayacağını ve orta sınıfa pek faydası olmayacağını savundu. Buffett'ın 70 yaşının üzerinde olması ve ayrıca servetini Bill Gates gibi teknolojik devrim sonucu değil aksine klasik sanayi sektörüne borsa üzerinden yatırım yaparak kazanmış olması, söylediklerine ayrı bir ağırlık vermekte.

Böylece Başkan Bush'un Irak'ta seri bir şekilde kazanılmış gibi gözüken savaşından sonra, yurt içinde vergi indirimi ile kazanmak istediği ekonomik zafer zenginler arasında tartışma konusu olmaya başladı.

Batının Kabusu

Önce Japonya deflasyon çukuruna düştü ve 10 yıldır içinden çıkamıyor. Arkadan Almanya ve Fransa, Japonya'nın durumuna benzer bir konuma geldiler. Şimdi ekonomistlerin korkusu, imalat sanayi sektöründe globalleşmenin bir sonucu olarak hızlı bir şekilde iş yeri kaybına uğrayan Amerikan ekonomisinin, deflasyon girdabına düşüp düşmeyeceği. Şu anda Amerika'da enflasyon Nisan ayı itibari ile sıfır. Bir kaç ay daha aynı şekilde devam ederse veya eksiye dönüşürse teknik olarak deflasyon dönemi başlamış olacak. Federal Rezerv Bankası Haziran ayı toplantısı için tekrar faiz indirme sinyalini verdi. Ne ki faizler zaten son 40 yılın en düşük seviyesinde olduğu için daha fazla indirmenin ne kadar etkili olacağı tartışılır.

İşte değerli okurlar son 12 yıl içinde dünyada ekonomik büyümenin yavaşladığı, global resesyonun tehlike çanları çaldığı yıllarda Amerikan ekonomisi imdata yetişip çekici güç görevi üstlenmişti. Bu seferki sıkıntı Amerikan ekonomisinin kendi motorunun tekleyip teklemiyeceği riski.

Fazla karamsarlığa kapılmadan, G-7 ülkelerinin Irak krizinden kaynaklanan kaprisleri bir kenara bırakıp global ekonomiyi deflasyon çukuruna düşmeden düzletmelerini umuyoruz. Bunun aksini düşünmek bile istemiyoruz. Küresel bir deflasyon bütün dünya için kötü olur ancak Türkiye, Brezilya, Güney Kore gibi ülkelerin ekonomilerinde ve dolayısı ile sosyal dokusunda 'Çernobil' radyasyon etkisi yapar.

joememet@hotmail.com
Wash.DC 22 Mayıs 2003