Şükür

Elindekilere şükretmez de, komşunun niye daha çok var demeye dönerse bir millet, o da gider de kalır zillet. /Tevetzade

Aslında bir çoğumuzun düştüğü bir hatadan, şükürsüzlükten bahsediliyor burada sevgili okuyucum. Sizin sahip olmak istediklerinize, belki de hiç çaba sarfetmeden sahip olan insanları gördüğünüz de sebepsiz bir kızgınlık ve adaletsizlik duygusu kaplar içinizi. Haksız mıyım? Belki de sizi yaradanı adaletsiz olmakla suçlarsınız.. Ki bu hataların en büyüğüdür.

Hiç dikkat ettiniz mi, etrafınızda parasızlıktan, yoksulluktan, işsizlikten şikayet eden insanlar hep aynıdır. Kendileriyle aynı standartlar içerisinde ki insanlar mutlu, mesut ve bolluk içerisinde yaşarken onlar günden güne daha çok saplanırlar yoksulluk bataklığına..

Neden dersiniz?

Cevabı aslında çok açık. Hepimiz buraya kendimizi geliştirmek, günden güne kendimize bir şeyler katmak, hatalarımızdan ders almak ve bize bahşedilen ruhu, bedeni her daim bir adım ileriye taşımak için geldik. Aynı hatalara tekrar tekrar düşüyor ve aynı sonucları tekrar tekrar yasıyorsak, aslında içinde bulunduğumuz sınavı geçememişiz demektir. Evet bunu bir tür sınav gibi düşünelim.. Nasıl ki okulda iyi çalışmadığınız bir dersten kalınca defalarca aynı sınava tabii tutuluyorsunuz, işte bu da aynı şey. Hatanızı öğrenin, düzeltin, şükredin ve yolunuza öyle devam edin derim ben.

Hayatta hiç birşey tesadüf değildir. Şans size gülmez. Şans sandıklarınız bile çoğu zaman bir sınavdır. Elde ettiğiniz güç, mevki ve itibarla neler yaptığınıza ve nasıl birine dönüştüğünüze bakılır genelde. O yüzden şükrederek kazandıklarınızı, büyüklenerek kaybetmemeniz de lazım.. Mütevazilik en tepede ki insanı bile daha sempatik hale getirir. Gerçekleşen her şeyin ve hayatınıza giren herkesin tamamlaması gereken bir misyon vardır. O misyonu tamamladıkları zaman siz isteyin veya istemeyin hayatınızdan çıkarlar. Arkasından ah edilen sevgililer, kaybedilen çocuklar, boşanılan eşler işte bu yüzden giderler hayatınızdan. Alışkanlıklarınız yüzünden gidişlerini hazmedemeseniz bile, onlar görevlerini ifa etmiş ve kendi hikayelerini tamamlamaya gitmişlerdir. Siz de aslında sizinle kalsalar, yaşamınızın nasıl bir ızdıraba dönüşeceğini bilmediğiniz için isyana düşersiniz.

Kuranı Kerim/ İbrahim Suresi derki; Eğer şükrederseniz, elbette size (nimetimi) artıracağım ve eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok kuvvetlidir.

Kuantum düşünce tekniği uygulayıcısı Şanal Günseli de diyor ki; Koşullar ne olursa olsun, insanı en fazla güçlendiren şey “şükür” duygusudur. Bu İsrailli araştırmacılar tarafından da ulaşılmış bilimsel bir sonuçtur.

Bir çoğumuza şükretmek küçük yaşlardan itibaren yanlış öğretildi.. “Bak dışarıda evsiz insanlar var, haline şükret” gibi insanın yüce yaradılışına uymayan bencil tutumlara maalesef hemen hepimiz maruz kaldık. Şükretmek demek başkalarının hayatlarında ki zorlukları kendiniz yaşamadığınız için, kendinizi şanslı saymak demek değildir. Gözleri görmeyen birine bakıp “ çok şükür ben görüyorum” demek hiç değildir değerli okuyucum. Başkalarının eksiklikleriyle memnuniyet hissine kapılan bir duygu şükür olmaktan çok uzaktır.

Şükür sahip olduklarınızın kıymetini bilmek ve daha iyilerini istemek içindir. Bize en ufak faydası dokunan, tanımadığımız insanlara bile teşekkürü bir borç bilirken, neden bize bu yaşamı bahşedene şükrü çok görürüz acaba? Biliyorum şu an sahip olduklarınızı sizin zannediyorsunuz ve olmaları zaten çok normalmiş gibi geliyor. Ama siz gittikten sonra da onlar burada olacak. Bunu unutmayın. O yüzden emanetlerinize iyi davranın ve yaşamınızı kolaylaştıran her şey için şükretmeyi ihmal etmeyin. İnsanın nefsinde zenginlik ve güç bulunmaya başladığında; zalimleşmeye, vicdansızlaşmaya, zorbalaşmaya eğilim vardır. Şükürse insanı bu kötü hasletlerden koruyan bir kalkan gibidir.

İnternette bununla ilgili yazılar okurken bazı yorumlar dikkatimi çekti;

-Mutlu olmak için insan aklının kendi kendine uydurduğu bir kandırmacadır şükür, yazmış biri..

Bir diğeri de yazmış ki;

-Şükür; yaklaşık 3000 yıl önce kurulmaya başlanan düzenin, alt gelir sınıfı tarafından sorgulanmaması için uydurulmuş toplum afyonu.

Olaya bu kadar maddesel açıdan bakanlar için elbette söylenecek pek bir şey yok. Hangi dine mensup olursa olsun, inanan insanların kullanabileceği bir anahtar “şükür” anahtarı.
Her anahtar, her kapıyı açmayacağı gibi; bizim anahtarımızda sadece ona uygun olanların önünde yeni bir kapı, yeni bir hayat açacaktır. Elbette bu her istediğiniz olacak anlamına gelmiyor. Ama kapanan kapıların bile şükürle anıldıktan sonra daha iyilerine yol gösterdiğini anlayacaksınız. Polyanna gibi yalancı mutluluklarla değil, gerçek mutluluklarla yaşamınızın aydınlandığını göreceksiniz.

Sevgi ve ışıkla kalın..