Sürülerin intiharı

Saf Amerikan Sürüsü :

Amerikalılar özellikle ahlaki değerler konusunda hassaslık göstererek Bush’u başkan seçtiler. Bush seçmenlere terorist avına devam edeceğine söz verdi. Bu taahütün açılımı Irak’ta ve Afganistan’da savaşa devam demektir. Belki ilerde Suriye ve İran’ı da içine alan “Geliştirilmiş Orta Doğu” projesi semsiyesi altında top yekun savaş söz konusu.
( Bkz. : Samimiyet Var mı ? ve Hop dedik Bop dedik yazıları)

Başkan Bush’un ahlaki değerleri öne çıkarılarak seçim kazanmasına yardımcı olan
sağ gruplar inanılmaz derecede tutucu Hristiyanlar. Hatta bazıları kendilerini ‘Haçlı Seferlerinin’ neferleri saymakta. Seçimlerin ahlaki boyutu pratikte savaşa devam uygulaması olarak ortaya çıktı.

Doğal olarak savaşa devamının ekonomik boyutu bulunmakta. Askeri ve güvenlik harcamaları Amerikan bütçesini rekor açıklara koşturmakta. Amerikan doları yerlerde sürünmekte. Bütçe açıklarının Amerikan ekonomisi üzerinde etkisini işsizlik ve enflasyon olarak göstereceği kesin. Çağdaş tarihin öğretisi net: İşsizlik ve enflasyon ahlak erozyonunun anasıdır !!! Alın size aklaki değerlere göre oy kullanan seçmenlerin kitlesel intiharını hazırlayan ‘irrasyonel’ bir davranış. ‘Rasyonel Beklentiler’ teorisinine göre makro ekonomiyi idare etmeye çalışan zevatın kulakları çınlasın.
Doğa kanunudur : Sürülerin rasyonelitesi olmaz.


Kurnaz Orta Doğu Sürüsü :

Bilimsel araştırmalara göre Filistinlilerin ve Musevilerin DNA’sı yüzde 99.99 aynı. Her iki kavim akrabalar ve Sami ırkının evlatlarılar. Arafat, nam-ı diğer, Ebu Ammar Tunus’dan dava arkadasları diğer ‘Ebu’larla birlikte Filistin topraklarına döndüğünden bu yana sıcak mücadele verdi. Arafat şimdi rahmetli. Orta Doğu sahnesinde Sharon yanlız kaldı. Sharon’u tarif eden Arafat’tı. Sharon şimdi dialoğu monoloğa dönüşmüş bir Musevi lider.
Arafat ölünce Sharon’un Gaza’dan tek taraflı çekilme ve Batı Şeria’da yerleşimleri yıkma kararı‘muallakta’ kaldı. Sharon’un Orta Doğu’nun De Gaulle’u olma rüyası şimdilik suya düşmüş gözükmekte. Arafat, vefatı ile, bir anlamda Sharon’un siyasi mevta olma sürecini başlamış oldu.

Filistinli genç liderler arasında Tunus’tan gelen El-Fetih örgütünün kemikleşmiş ve yaşlanmış idarecilerine karşı reaksiyon var. Gençler ilk ‘intifada’ hareketinin mimarı olarak ve İsrail mapuslarında ‘yatmış’ liderler olarak kendilerini yeterince ‘akredite’ saymaktalar. Yeni liderler Tunus’tan gelen ‘Ebu’lara tavır koymaktalar.

Sharon’un eline şimdi bir şans geçti. Sharon, ya Filistin ve İsrail’i iki ayrı millet gibi bölebilir, ya da, iki milletin barış içinde yaşamasını sağlayacak demokratik bir formül bulabilir. Ayırımcılık gelirse siyahlarla beyazların ayrı ve bölünmüş yaşadığı Güney Afrika tipi ‘apartheid’ bir rejim ortaya çıkar ve Filistinliler kendi Mandela’larını yaratırlar. İkinci formül uygulanırsa İsviçre tipi ‘kantonal’ bir demokrasi Orta Doğu’da yeşerebilir.

Koyunun Mümtaz Yeri :

Kutsal kitaplı dinlerde koyunun mümtaz bir yeri vardır. İbadette ve dinsel kimlikte koyun simge ve semboldür. Orta Doğu sorunun çözümünde her iki tarafın nasıl hareket edeceği önemli. Eğer taraflar ‘sürü’ iç güdüsü ile hareket edip ‘Akkoyunlar’ ve “Karakoyunlar’ olarak değişik yönlere koşarlarsa, Orta Doğu’ya barış uğramaz.
Barış süreci için Orta Doğu’da medyaya kritik görev düşmekte. Şövenist tutum ve aşırı uçların ‘irrasyonel’ beklentilerini manşetlere ve ekranlar taşımak barışı bozar. Medyanın ‘sürü’ iç güdüsünü beslemesi hatalı olur. Ne yazık ki bazen bir medya patronun dar tanımlı çıkarı geniş tanımlı bölge ve dünya barışının önüne çıkabilmekte. Yakın geçmişte patronların bu tür davranış bozuklukları mebzul = bol miktarda yaşandı.

Umarız Orta Doğu’da sürü içgüdüsü yeni liderleri ezip geçmez ve yeni toplumsal intiharlara yol açmaz.