Tadımız fena bozuk...

Salı akşamından itibaren Türkiye, yine yeni yeniden karalara büründü.  Suyu çekilmiş çiçeklere döndük.

İki gecedir uyku yalan oldu. Bu kez Atatürk Havalimanı' nda hain, gaddarca, sinsice bir oyun sergilendi. Kana doymayan vampirler gibiler.

Kimsenin aklına dahi gelmeyecek planlar sahneye koyuyorlar. Bu zekalarını başka işlerde kullansalar, adam olma şansları olurdu.

Off tam yaralarımızı sarmaya başlıyoruz, acılarımızı değirmen taşında öğütüyoruz, derken film tekrar başa sarıyor.

Biliyorsunuz sizlerle hayatın ana ve ara renklerinde, gezmeyi çok seviyorum. Ama izin vermiyorlar ki, habire hayatımızın ortasına limon sıkıyorlar.

Üç - dört gün sonra Şeker Bayramı, maalesef bazı evlere Bayramın B si bile eşikten giremeyecek.

Her zaman dilediğim gibi inşallah bu yaşanan son facia olur. Ölenlere Allahtan rahmet yaralılara acil şifalar diliyorum.

Geçmiş olsun Türkiye, geçmiş olsun İstanbul'um.

* * * * *

Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân

ve şerâitini düşünmeyeceksin!

Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

Mustafa Kemal Atatürk 20 Ekim 1927

Bursa' da Atatürk' ün Gençliğe Hitabesini okuyan üç kız öğrenci disiplinlik oldu. Onları heyecanla, göğüslerini gere - gere okurken görünce televizyonun içinden geçip, öpücüklere boğmak istedim üç kızı.

Sonra da gözyaşlarım pıtır - pıtır süzülüverdi gözlerimden. İşte dedim Atamızın gençleri bunlar. Gözlerini budaktan sakınmayan, gerici zihniyetin karşısında dimdik duran pırıl pırıl gençler.

Size tüm samimiyetimle diyebilirim ki, artık az da olsa rahat nefes alabiliriz.

Neden mi, çok sağlam, sonuna kadar Atatürk sevdalısı bir nesil geliyor.

Sakın ola önlerinde durmayın, bir çırpıda Gençliğe Hitabeyi okuyup uçup giderler yanınızdan.

* * * * *

LÜGAT 365

Eveet geldik bu haftaki kelinemize;

ŞAPPARİG

Şapur şupur öpen ağabey mânâsına gelen kelime Ümit Kıvanç tarafından Hrant, Dink'i betimlemek için uydurulmuştur. Ağabey ya da erkek kardeş mânâsına gelen Ermenice ahparig kelimesinden türetilmiştir.

* * * * *

Sevgili Evren bugünden arife gününe kadar günlerimiz;

sağlıklı - bereketli - huzurlu - olabildiğince keyifli - elemsiz - kedersiz - ferah - refah - off değil ohh diyeceğimiz şeklinde geçsin hepimiz için pls.

Pazartesiye kadar hoş kalın, hoşça kalın.