Taşıma Su İle Değirmen Döndürmek

Değerli düşünür dostlarım,

Van depreminin acılarını sarma içerikli duygu/refleks yoğun çabalar sürüyor.

 Ayni ve nakdi yardım sağlamak üzere kampanyalar tertipleniyor. Bu kapsamda öncelikle devletin tüm imkan- kabiliyetleri ve birikimleri bölgeye angaje edilmiş durumda,STK larımız devrede, medya çoğunlukla samimi ve düzeyli bir performans sergiliyor, toplumun ilgisini ve desteğini canlı /sıcak tutmaya çalışıyor,sanatçılar kendi aralarında organize olup yardım konserleri tertipliyorlar.

Bütün bu gayretlerin; bireysel ve/veya kurumsal çıkar/prim/pozisyon kazanma beklentilerinden soyutlanmış onurlu ve insani yaklaşımlar olduğuna inanıyor, emek sahiplerini takdir ediyor ve saygı ile selamlıyorum.

‘’Türk gibi başlamak gavur gibi bitirememek’’diye bir lafımız vardır bizim kültürümüzde. Her işe heves/ heyecan ve azimle başlar ancak belirli bir süre sonra ileriki aşamalarda ama engellerden/zorluklardan yılarak ama bıkarak sonunu getiremeyiz, ya cayarız veya istek ve enerjimizi yitirip başladığımız işi bırakırız.

Hiç bir duygusal refleks/ reaksiyon sonsuza kadar sürmez, doğar/belirir bir süre sonra sönümlenir ve yok olur. Şu anda toplumda var olan acıma ve şefkat dürtülü yardım ilgisi bir süre sonra ister istemez yoğunluğunu kaybedecek ve mağdurların haricinde hayat olağan akışına dönecektir. Kimimiz attığımız destek sms leri ile,gönderdiğimiz bir kaç battaniye /gıda malzemesi vs ile ve kimimiz de söylediğimiz şarkı/ türkülerle yardım ettik nasılsa diyecek ve kendimizi ruhen tatmin olmuş hissedeceğiz. İşte o andan itibaren; yapılan tüm yardımlar adeta değirmene taşınan su misali etkisizleşmeye başlayacaktır. Bir başka deyişle bizler normal hayatlarımıza döneceğiz ancak bölgenin yaşamsal sorunları çözülmüş olmayacaktır.

Stratejik amaç ülkemizin geri kalmış bölgelerini gerek ekonomik ve gerekse sosyolojik anlamda ayağa kaldırmak, kendi kendine yetecek kaynaklara ve olanaklara kavuşturmak olmalıdır.

Değerli düşünürler bilirsiniz ‘’Hazıra dağ dayanmaz’’ sürdürülebilir refah için üretim şarttır.Ülkemizin halen muayyen bölgelerinde kümelenmiş olan üretim yeteneklerini yurt çapında homojen bir şekilde yaygınlaştırmak zorundayız.Tabiatı ile elde edilecek rantın daha adil bir paylaşıma tabi tutulmasını becerebilmeliyiz.

Bunun için de gerekli stratejik düşünce sistematiklerini, metodolojileri ve paradigmaları ivedilikle geliştirmeli ve uygulamaya geçirmeliyiz.

Bunu başarabildiğimiz zaman inanıyorum ki böyle acıları bize yaşatan iki büyük tehdit, deprem de terör de dize getirilebilecektir.

Bir ülkenin doğusu ve batısı arasındaki gelir dağılımında 200 misline varan farklar olursa o ülkede demografik ve sosyolojik bütünlükten,eşit haklara sahip vatandaşlık bilincinden ve etnisitenin dışlanabildiği birlik beraberlikten bahsedebilmenin pek kolay olmayacağı kanaatimi muhafaza ediyorum.

Saygılarımla

Serdar DURAT
Stratejist