Terör ve Kürt Sorunu Çözümünde Iğdır Formülü

Değerli düşünür dostlarım,
Terör örgütü son zamanlarda taktik taaruz planlarında kısmen  revizyona gitmiş ve okullarımızı, öğretmenlerimizi , öğrenci çocuklarımızı hedef almıştır.

Bu kapsamda son olarak  Iğdır'ın  Bulakbaşı köyü  ilk öğretim okulumuza saldırmış ve 6 öğretmenimizi rehin alarak kaçırmışlardır. Okulun öğrencilerinin, velilerin ve köy halkının karşı koymaları ve teöristlerin peşine düşmeleri/önlerine dikilerek canlarını siper etmeleri ve kaçırılmak istenen öğretmenlerini geri almak üzere sergiledikleri kararlı refleksleri karşısında teröristler eylemlerinden vazgeçerek bir saat sonra rehin aldıkları öğretmenleri salıvermişlerdir. Bu olayın , ilk defa yöre halkının böylesine cesur bir reaksiyon göstermesi ve caydırıcı sonuçları itibarı ile sosyolojik anlamda dikkatle analiz edilmesi gerekir. Güvenlik güçlerimizin her zaman ve kolayca başaramadığını halkımız kendi özgür iradeleri ile tepkilerini sergileyerek başarmışlardır.
Sevgili okurlar, ığdır'da yaşananlar ile igili olarak terörle mücadele ve Kürt sorununun çözümü kapsamında adeta bir ''case study'' (vaka çalışması) şeklinde bilimsel analizler yapılmalı  ve tespitler karar verici makamlara iletilmelidir.

Bulakbaşı halkının tepkileri gerçek anlamda vatandaşlık ve aidiyet duygusunun yükselmesi, terör baskılarından bıkkınlık, teslimiyetten vazgeçiş ve özgürlüklerine sahip çıkma insiyatifi olarak okunmalıdır kanaatindeyim. Korkunun ecele faydası olmadığı gibi ölümden öte köy yoktur anlayışı bu insiyatifi tetiklemiştir.

Nitekim köy muhtarı Mehmet Gültekin yaptığı açıklamada kaçırılan öğretmenleri çok sevdiklerini, evlatlarını onlara emanet ettiklerini ve çocuklarının yetişmesi adına onların samimi çabalarını takdir ettiklerini , bu yüzden teröristlere karşı hayatları pahasına mücadele verdiklerini belirtmiştir.
Değerli düşünürler, buradaki kilit kelime sanırım sevmek tir. İnsanlar sevdiklerinin ve vazgeçemeyecekleri  kadar değerli  bulduklarının uğruna her şeyi göze alabilirler,her türlü fedakarlığa katlanırlar. Sevmek ve sevilmek normal akıl sağlığına sahip her insanın öncelikli ihtiyaçlarındandır. Sosyal hayatın içinde paydaşlar arasında yeterince içten ve yaygın bir sevgi olduğunda toplumsal huzur ve barış kendiliğinden oluşur/gelişir.

Netice olarak terör belasından ve etnik çatışmalardan kurtulmak için güvenlikçi  ve ayrıştırıcı politikalardan ziyade insanı merkeze alan, gönülleri fethedici ve sahici yaklaşımlar sergilemenin daha olumlu sonuçlar verebileceği görülmelidir. Unutulmamalıdır ki terör örgütü yerel halk desteğine muhtaçtır. Kendisine sempatizan bölgesel halk gurupları oluşturup başta insan kaynakları olmak üzere bir çok ihtiyacını karşılamaktadır.

Bulakbaşı köy halkı gibi ülkemizin terör yoğun coğrafyasındaki diğer yurttaşlarımızında yüreklendirilmeleri ve terör örgütüne değil devletine sadakati tercih edebilecek duruma getirilmeleri için gayretler yoğunlaştırılmalıdır. Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizde yaşayan yurttaşlarımızın ikna edilmeleri gereği vardır. Bir başka deyişle onlara bu ülkenin hür ve eşit haklara sahip ortak paydaşları olduklarını hissettirmek , etnik köken farkılığını dışlayan gerçek manada demokratik bir devlet anlayışını bölgeye hakim kılmak, bu asil milletin bir çok farklı kültürden gelen , kader ve ülkü birliği içinde birbirlerine sevgi ile bağlı vatandaşlardan ibaret olduğuna inandırmak başka bir çok Bulakbaşı' lar yaratacak ve tabiatı ile terör örgütü kaynaklarını yitirerek marjinalize olacaktır .

Saygılarımla

Serdar Durat
Stratejist
19.10.2012