Teröristle Mücadelede Yeni Paradigmalar:

Değerli düşünür dostlarım,

PKK terör örgütünün yeni bir strateji ile faaliyetlerini yoğunlaştırdığı ve kesinlikle bir plan dahilinde askerimize,polisimize ve diğer güvenlik gücü unsurlarımıza saldırılar düzenlediği bir dönem yaşamaktayız. Hemen her güne yayılan ve süreklilik arz eden bir baskı sözkonusu. Dikkat çekici olan husus ;kamuoyunda güçlü ve toplu bir infial/sosyal refleks yaratmayacak şekilde, adeta alıştıra alıştıra, şehit haberlerini hayatın olağan akışına uygun bir vaka gibi göstermeye, bu trajediyi kaderimizmişcesine kanıksatmaya çalışan bir iklimin yurt çapında hakim olmasıdır.

Ulusal tv kanalları normal yayın akışlarını sürdürken, gazeteler de manşet bile olamıyor artık terörist saldırılar sonunda şehit düşen yiğitlerimiz. Eğer bu yaklaşım terör örgütünün ekmeğine yağ sürmemek ve toplumsal huzuru bozmamak içinse bence nafile. Zira bu duyarsızlık ve zihinsel rehavet terör örgütüne cesaret vermekten ve alan kazandırmaktan başka hiç bir maksada hizmet edemez.

Demiyorum ki sürekli bir ulusal yas ilan edelim ama en azından bu gerçekliği yeterince açık bir şekilde kamu oyuna yansıtalım ve yayınların içeriğinde biraz daha saygılı ve kaliteli bir anlayışı görebilelim.

Bu kapsamda TV ve gazetelerin doğal murakıpları durumunda olan ve onları denetleme gücüne sahip,reklam veren kurum ve kuruluşlara görev düşüyor kanısındayım. Lütfen sözleşmelerini gözden geçirip bu konuda medya organlarından çok daha hassas bir yayın politikası izlemelerini talep etsinler.

Değerli düşünürler, yazının başlığında Terör le değil terörist ile mücadele ibaresini bilinçli olarak kullandım. Malumlarınız olduğu üzere ikisi birbirinden çok farklı şeylerdir. Terörle mücadele için politika-ekonomi-uluslar arası ilişkiler-sosyolojik analizler ve stratejik planlar gereklidir. Teröristle mücadele ise mahdut hedefli bir savaştır,tehdite uygun silahlı güç oluşumunu ve bu gücün en etkin bir şekilde kullanımını gerektirir.

Güvenlik güçlerimizin terörist saldırıları neticesinde nasıl şehit düştüklerini incelediğimizde genellikle örgütün kullandığı yöntemler bellidir. Birlik intikallerinde kurulan pusu taktikleri, karakol baskınları ve mayın döşeme yolu ile veriyoruz zayiatlarımızı.
Uzun yıllardır bu gerçek değişmiyor. Tehdit sabit, coğrafi şartlar sabit ve teröristle mücadele eden insan kaynaklarımız ve enstrümanlarımız sabit kaldığına ve sorun bitmediğine göre değiştirmemiz gerekenin paradigmalarımız olduğu kanaatindeyim.

TSK ve EGM bünyesindeki terör uzmanı yetkililerin müktesabatlarına ve vizyonlarına saygım saklı kalmak üzere bazı düşüncelerim ve önerilerim aşağıda belirtilmiştir.

a. Terör bölgelerindeki alan hakimiyeti tutkumuzdan ve ısrarımızdan vaz geçmeliyiz. Bu cümleden olarak kırsalda /sınırlarda konuşlu ilkel durumdaki jandarma karakollarını ivedilikle iptal etmeli ve buralarda görev yapan askerlerimizi terörist baskınlarına hedef olmaktan kurtarmalıyız.

b. Pasif savunma taktiklerini bir kenara bırakıp küçük/çevik,seyyar,vurucu timler halinde ve uzun süre dağ da doğal şartlarda yaşayabilecek/görev yapabilecek yetenekte muharebe gücü oluşturmalı ve aktif olarak kullanmalıyız.

     Stratejik savunma konsepti içinde taktik taarruzlar tertipleyerek ön almalıyız. 
     Unutulmamalıdır ki bu mücadele asla nizami geleneksel bir savaş değildir, 
     asimetrik güçler arasındaki gayri nizami harp koşulları geçerlidir. Dolayısı ile
     klasik askeri harekat ile üstesinden gelinemez. Nizami birlikler ile yapılan Keşif
     ve devriye görevlerinden avcı birlikler ile yapılacak arama-izleme-tespit ve
     taarruz konseptine geçmeliyiz.
     Bu şekilde baskına maruz kalmak yerine teröristleri baskına uğratabiliriz.

c. Heron tipi İHA(insansız hava araçları) larını dışa bağımlı olmaktan kurtulup yerli savunma sanayiimiz içinde üretebilmeli ve kullanabilmeliyiz. Bir zamanlar Savunma Sanayii gurubunun başında olduğum bir büyük holdingimiz benzer bir İHA üzerinde uzun yıllara varan arge çalışmalarını tamamlamış ve halen prototip üretim aşamasına gelmiştir.

d. Geleneksel dikey düşünce yapısı ile çözülemeyeceği artık somut bir şekilde anlaşılan bu meselenin yatay düşünce sistematiği ( çözüm için farklı disiplinlerden örnek araştırması) ile çözümü için gayret sarf etmeliyiz.

e. Taktik istihbarat temini/paylaşımı için daha etkili işbirlikleri içinde olabilmeliyiz.

f. Terör bölgelerinde fiilen görev yapmış olan,tehditi ve coğrafi yapıyı çok iyi bilen emekli askerler, emniyet mensupları ile akademik/sosyolojik anlamda ciddi araştırmaları ve çalışmaları olan bilim adamlarından/gazetecilerden oluşan bir danışma kurulu oluşturulmalı ve onların deneyimlerinden mutlaka yararlanmalıyız.

g. Teröristle sıcak çatışmaya giren güvenlik güçlerimizin hareket serbestilerini kısıtlayan,mütecaviz duruma düşmemek için onları hep, önce muhatabın ateş açmasını beklemek zorunda bırakan ve tabiatı ile ellerini kollarını bağlayan yasal mevzuatı ivedilikle revize etmeliyiz.

Netice olarak demem odur ki ; Analar ağlamasın gibi duygusal sloganların terörist le mücadelede pek bir etkisinin olamayacağı artık idrak edilmeli, gerçeklerle yüzleşip mücadele yöntemlerimizi ve caydırıcılık kapasitemizi geliştirerek  müstakbel kayıplarımızın ve acılarımızın önü alınmalıdır.
Umarım ve dilerim Terör le mücadele yolunda siyasi başarılar ve olumlu neticeler ivedilikle alınır ve terörist le mücadele için önerdiğim konulara hiç ihtiyaç kalmaz.

Saygılarımla


Serdar DURAT
Stratejist