Terörün Ekonomisi ve Sorunun Çözümü

Terörün finansmanından terör ortamının ekonomisine terfi etmiştik!

Dolaşımdaki para bir Merkez Bankası kuracak kadardır; en ucuz meta ise insan hayatı…

Terörün bitmesi açısından dış köstek hiç eksik olmadı; Türkiye bu yarasını kendi saracak.

Ancak, “Sakız çiğnerken bir olgunun iki boyutunu düşünemez” olmamak için;

Terörle mücadele yöntemi ile “nedenler” temelinde çözümlemeyi eşanlı yapmak gerekir...

Bir kere, sürgün yeri olmaktan çıkmalı bölge, toprağa ve hayvancılığa kamu eli değmeli…

Sınır güvenliği sınırlanmamalı; “takip hakkımız” sıcak tutulmalı, acemilik arazi olmalı!

Para trafiği mutlaka deşifre edilmeli… Total anlamda bu “işin” rant ekonomisi kırılmalı…

Elbette on binlerce canla ölçülemeyecek bir şey var:

Dış borcumuz kadar para gitmiş: hem ‘güvenlik’, hem de boşa çıkan teşviklerle…

Pahalı “savaş”ları ucuz barışlar durduramaz elbet, aranılan, gerçek ve kalıcı huzurdur.

Doğrudur; iktidarın başlangıç ve son geldiği noktalar arasında terör tırmanmıştır.

Şimdi Meclis’te, Anayasa terazinin bir yanında ve Ankara, İmralı ile Kandil arasında…

Bu çok yüksek siyaset! İndirileceği yer halkoyu onun için halk nezdinden bakmak gerek:

İki tez çarpışıyor: Bir “taraf”ta, “düşük yoğunluklu ekonomi ve niteliksiz baskı bütün bunların nedeni” diyen..

Diğer yanda, “işsizlik ve gelir çarpıklığı neden sadece Güneydoğu’da silaha tahvil ediliyor?” diyen…

Türkiye fiilen değilse de fikren bir bölünme halinde…

“Süreç” maalesef “sonuçlara” odaklı…

O arada altyazı geçiyor: “yatırım için yerli ve yabancı şirketlerde hareketlenme var” diyor!

Kısa süreye ancak propaganda sığar… Fakat haberin asıl kallavisi güvenilir anketlerden:

Halkımız onca acıya ve göz yaşına, yalnızlığa ve yoksunluğa karşın ayrılmak istemiyor.

Bu bedel ödemişliği, bu direnci, bu bilinci gerçekçi bir çözüm için değerlendirmek gerek.

Çözüm?.. Yukarıda yazdığım gibi; topluma güven veren bütünsel bir kavrayışta saklı…

Şöyle bitirelim: Demokraside iyileşme, ekonomide gelişme, sosyal ve çağdaş bir Türkiye…