Türkiye Cumhuriyeti’nin Reisi Olabilmek

Değerli düşünür dostlarım,

Uzun zamandır tartışma konusu olan Cumhurbaşkanının görev süresi Anayasa mahkemesi tarafından karara bağlandı. Sayın Gül,7 yıl süre ile görevde kalacak ve isterse ikinci yedi yılık dönem için yeniden aday olabilecek. Kendisine ve ülkemize hayırlı uğurlu olmasını dilerim. Türkiye’de cumhurbaşkanlığı makamının milli mukaddeslerimizi-maneviyatımızı, şerefli tarihimizi ve onurumuzu temsil eden özel bir önemi vardır.

Cari siyasetin üstünde, tarafsız, milletimizin tümünü kucaklayan en yüce devlet katıdır. Bu nedenle kahraman Türk ordusunun Baş komutanı sıfatı da(sembolik ve simgesel manada) cumhurbaşkanına atfedilmiştir. Nitekim daima iki silahlı muhafız ile korunan alay sancakları tören kapsamındaki resmigeçitlerde sadece Cumhurbaşkanın önünde eğilerek başkomutanını ve cumhurun reisini selamlar.

Sevgili okurlar,halen yürürlükte olan anayasada cumhurbaşkanı olabilmek için T.C vatandaşı-en az 40 yaşında ve yüksek okul mezunu olmak şart koşulmuştur. Dolayısı ile seçilebilme olasılığı bir yana teknik olarak bu üç kritere sahip herhangi bir vatandaşın cumhurbaşkanlığına adaylığını koyabilmesi mümkündür.

Yeni anayasa hazırlık çalışmalarının sürdüğü şu dönemde cumhurbaşkanlığı müessesine ilişkin çeşitli spekülasyonlar ve tartışmalar yapılmaktadır.

Bu kapsamda başkanlık sistemi ve cumhurbaşkanının partili olması konuları bizzat sayın Başbakan tarafından telaffuz edilerek gündeme getirilmiştir.

Kurucu Reisicumhurumuz ve ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün hakettiği güzide yerini ayrı tutmak kaydı ile ;Yaklaşık 90 yıllık Cumhuriyet tarihimizde sayın Ahmet Nejdet Sezer haricinde tüm Cumhurbaşkanları kariyerlerinde varolan askeri ve/veya siyasi kurumsal gücü  kullanmışlardır ve aidiyetleri itibarı ile tarafsızlıkları toplumun bir kesimince daima tartışma konusu olmuştur.TSK cumhuriyeti koruma ve kollamayı anayasal bir görevi olarak üstüne almış ve Cumhurbaşkanlarının kendi bünyesinden çıkmasını bu konuda güvence olarak görmüştür. Bu yaklaşım çok uzun yıllar boyu gerek siyaseten ve gerekse sosyolojik olarak geniş tabanlı destek görmüş ve adeta zımnen sivillerin gönüllü olarak bu sorumluluğu askerlere emanet ettiği bir konjonktür yaşanmıştır. Kimbilir belki de Başkomutan dediğin asker kökenli olur zannı ile adeta Genel Kurmay Başkanlığından sonraki bir terfi gibi görülmüş olabilir. Türkiye’nin demokratik olgunluk düzeyi yükseldikçe cumhuriyetin sadece askerler tarafından sahiplenilmesinin yeterli ve uygun olmadığı kanaati yaygınlaşmış ve giderek toplumun hemen tüm katmanlarında egemen hale gelmiştir. Tabiatı ile bu süreç beraberinde sivil cumhurbaşkanlarının göreve gelmesi geleneğini yaratmıştır. Bu konuda hiç bir sıkıntı yoktur. Sorun Cumhurbaşkanlarının seçilme tarzı ve adayların sahip olmaları gereken nitelikler de odaklanmaktadır. Bizim temennimiz ve tercihimiz cumhurun kendi reisini kendisi seçmesi yönünde olup adaylarda aranması gereken nitelik-beceri ve birikimlerin daha geniş kapsamlı olarak yeni anayasada yer almasıdır. Takdiri Meclis anayasa hazırlık komisyonunda çalışan saygıdeğer vekillerimize ve bilim insanlarımıza ait olmak üzere konuya ilişkin bazı düşünce ve önerilerimi aşağıda  sundum.

1. Cumhurbaşkanı ;İsminin önünde hiç bir ünvan ve sıfat olmaksızın da sadece adı ve soyadı ile bile yeterince saygıdeğer bulunan, güven duyulan, toplumun her kesimince takdir edilen bir zat olmalıdır.

2. Hiç bir siyasi ve/veya sosyal kulübe/camiaya güçlü aidiyet duygusu ile bağlı/bağımlı olmamalı. Bu kapsamda herhangi bir siyasi partinin aktif mensubu asla olmamalıdır. Hiç bir kişiye ve/veya kuruma diyet borcu olmamalıdır.

3. Hukukun üstünlüğüne, demokrasi ve cumhuriyetin faziletlerine samimiyetle inanmalı, insan haklarına saygılı, özde laik, uluslararası ilişkiler ve tarih bilincine sahip olmalıdır.

4. Gerek ekonomik ve gerekse siyasi ilişkiler açısından hemen tüm dünyanın ortak dili haline gelen ingilizce başta olmak üzere en az bir yabancı dile kesinlikle hakim olmalı, küresel politikaların ve stratejilerin belirlendiği Birleşmiş Milletler gibi organizasyonlarda simultane tercümanlara muhtaç olmadan,kulaklık takmak zorunda kalmadan yabancı muhatapları ile etkili bir iletişim kurabilmelidir.

5. En az 45 ve en çok 65 yaşında olmalıdır.

6. Cumhurbaşkanlığı görevinden sonra aktif siyasete girmek gibi bir heves içinde olmamalı, sistem buna izin vermemelidir.

7. Atatürk’ün bu ülke için çok önemli bir değer olduğunu içine sindirmeli ve ilkeleri-inkilapları-eserleri ile kavgası olmamalıdır.

8. En az yüksek lisans, tercihen doktora düzeyinde eğitimli olmalıdır.

9. Vizyoner ve stratejik düşünce sistematiğine sahip, liderlik fıtratı olan, sabırlı-hoş görülü, mütevazı ve özgüveni yüksek bir kişiliğe haiz olmalıdır.

10. Böylesine büyük bir sorumluluğu ve onuru taşıyabilecek fikri ve fiziki güce sahip olmalıdır.

Sevgili düşünürler,bütün bu nitelikleri bir kişide nasıl/nerede bulacağız kardeşim dediğinizi duyar gibiyim. İnanınız bu kutsal topraklar ve bu asil cumhur çok daha fazlasına bile sahip reis adaylarını bağrında yaşatıyor, yeterki seçmesini ve yüreklendirmesini bilelim.

Saygılarımla

Serdar DURAT
Stratejist