Türkiye komşuları ile barışıyor mu ?

Değerli düşünür dostlarım,

Bu köşeyi takip edenler bilirler. Başbakan Davutoğlu'nun mimarı olduğu AKP iktidarının dış politikasını ve uluslararası ilişkiler anlayışını doğru bulmadığımı, ulusal çıkarlarımıza hizmet etmediğini , yalnız kalmamıza-dışlanmamıza neden olduğunu, küreselleşmenin önüne geçilemeyen bu dönemde bütün dünya ülkeleri kendi milli menfaatleri doğrultusunda akıl egemen dış politikalar uygularken bizim inanç odaklı - mezhep tercihlerimizi merkeze alan, romantik nostaljik hayaller ile dış politika yapamayacağımızı ve ivedilikle revize edilmesi gerektiğini belirten onlarca makale yazmıştım.

Nitekim "Komşularla sıfır sorun " stratejisi neredeyse alay konusu haline gelmiş, sorunsuz komşu sayısının sıfıra indirgenmesi neticesini doğurmuştu. Tabiri caizse ayni anda çok sayıda farklı cephelerde mücadele etmek zorunda kalmak ülkemizin yorulmasına, milli enerjimizin tükenme noktasına gelmesine ve bölgesel güç odağı itibarlı bir ülke olmak azim ve irademizin hayli zayıflamasına neden olmuştur.

Sevgili okurlar,

Herkesin Atatürk'ümüz gibi yüz yıl sonrasını sağlıklı şekilde ön görebilecek bir vizyona sahibi olmasını bekleyemeyiz. 

Yanlıştan dönmek ne ayıptır ne de günah. Hata insana mahsustur. Önemli olan ayni hataları tekrarlamamak, yanlış olduğu ayan beyan görülen politika ve stratejilerde ısrar etmemek, olaylardan ders çıkarabilmek ve doğru paradigmaları hakim kılmaktır. Bu kapsamda Başbakan Davutoğlu'nun İran gezisinin ve Yunanistan Başbakanı  Aleksis Çipras'ı İzmirde ağırlamasının olumlu ve doğru bir karar olduğuna inanıyorum.

Dünyanın belki de en karmaşık ve kalabalık paydaşlı kriz coğrafyasında tüm komşularla sorunlu ve kavgalı olmanın ülkemize hiç bir yararı olmayacağını ortalama zekaya sahip sıradan insanlar dahi çok iyi bilmektedirler. 

Türkiye ve İran arasında "Güvenlik ve ekonomi " gibi başat iki disiplin kapsamında karşılıklı ve müşterek milli menfaat alanları vardır. Bu alanları tespit edebilmek ve kullanabilmek her iki ülkenin kesinlikle hayrına olup doğru politikalar ve uygun stratejiler ile pek ala başarılabilir. Her iki ülkenin de sahip oldukları koz ları birbirleri için çok değerlidir. Suriye krizi sonrası bölgede yalnız kalmamak yeni haritaların çizilmesinde söz ve fikir sahibi olabilmek için İran'la iyi ilişkiler kurmak hayati önemi haizdir. Ayrıca mütemadiyen artan ulusal enerji talebimiz için tedarik kaynak çeşitliliği açısından tabiri caiz se sadece Rusya Federasyonuna bağımlı olmaktan kurtulmak açısından da bu ilişki çok önemli ve kıymetlidir. Türkiye olarak sahip olduğumuz kozlarımızı İran'ın acil ihtiyaçları bakımından doğru kullanır ve pazarlayabilirsek muhteşem kazanımlarımız olur.

Değerli düşünürler,

Brüksel zirvesi sonrasında Başbakan Ahmet Davutoğlu ile Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras 4. Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi Toplantısı kapsamında yaptıkları ikili görüşmelerin ardından İzmir’de basın toplantısı düzenlediler. İki ülke arasında Selanik Alsancak Kardeş Liman İlişkisi Anlaşması, Turizm alanında ortak İşbirliği Ortak Bildirisi, Türkiye Radyo Televizyon Kurumu ile Yunanistan Radyo Televizyon Kurumu arasında iş protokolü,  Anadolu Ajansı ve Atina Makedonya Ajansı arasında işbirliği anlaşması, İçişleri Bakanlığı düzensiz göçe yönelik niyet beyanı, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Yunanistan Hükümeti arasında ortak bildiri imzalandı. Somut bazı sonuçlar ve karşılıklı alınan kararlar kısaca aşağıda sunulmuştur.

Ankara ve Atina arasında havayolu ulaşımı başlayacak,
İzmir ve Selanik arasında feribot seferleri planlanacak,
İstanbul ve Selanik arasında hızlı tren projesi geliştirilecek,
Karşılıklı ticaret hacmi 10 milyar usd mertebesine çıkartılacak,
Göçmen krizinde her iki ülke birlikte hareket edecek, yakın işbirliği ve koordinasyon içinde bulunulacak,
Ege'de kıta sahanlığı- karasuları- hava sahası gibi kronik sorunların çözülmesine ilişkin olarak istikşafi görüşmeler sürüdürülecek,
Kıbrıs'ta kalıcı ve onurlu bir çözüm-barış için karşılıklı gayretler devam edecek,
Her iki ülkenin Genel Kurmay Başkanları da karşılıklı olarak görüşecekler ve Ege'de tahrik edici askeri operasyonlardan kaçınılacaktır.

İzmir’e 95 yıl aradan sonra gelen ilk kez bir Yunanistan Başbakanının ziyareti tek başına bile çok önemli ve kıymetlidir. Statükoyu tırmandırmak, siyasi ve askeri ilişkilerde gerginlik, güvensizlik, meydan okur tarzda silahlanmak, hasmane niyetler bu güne kadar her iki ülkeye de yarar sağlamamıştır.

Oluşan bu iyi niyet ve hoşgörü ikliminin sürdürülmesi, rampa stratejisi içinde en basitten en karmaşık olana doğru dilim dilim çözüm taktikleri ile sorunların ortak menfaat alanlarına dönüştürülmesi becerilmelidir.

Sevgili okurlar,

Atatürk'ümüzün " Yurtta sulh cihanda sulh" ilkesi doğrultusunda sorunlu komşularımızın sayısını azalttıkça Türkiye sırtındaki yüklerden de, yalnızlıktan da, savunma ve güvenlik harcamalarının önemli bir kısmından da kurtulacak, kaynaklarını ve enerjisini daha yüksek refah, daha geniş özgürlük alanları ve çağdaş uygarlık seviyesine erişmek amacı ile kullanabilecektir.

Haydi bakalım darısı Rusya ile arızalı ilişkilerimizin onarılmasına ve normalleşmeye inşallah. Eğer Başbakan Davutoğlu bu yolda başarı sağlayabilirse, ekonomik ve siyasi anlamda ülkemizin önünü açabilirse , öte yandan terörü bitirmek üzere cesur girişimlerde bulunarak iç barış ve huzur ortamını yaratabilirse gerçekten Türkiye'nin Başbakanı ve AKP hareketinin ikinci nesil lideri olabilir kanaatimi muhafaza ediyorum. Umarım ve dilerim bu fırsatı ve potansiyeli iyi kullanır . Salt CB na diyet borcunu ödemek, aidiyet duygusunu ispat ve koşulsuz biat için feda etmez. Aksi takdirde hem ülkemiz ve hem de kendisi için yazık olur..

Saygılarımla

Serdar Durat
Stratejist