Türkiye'de Değerler Eğitimi

Değerli Düşünür Dostlarım,

Bireysel ve kurumsal anlamda kimlik belirleyen , profil tanımlayan en önemli özellik sahip olunan "Değer"lerdir. Yalın ve kısa bir tanımını vermek gerekirse ; Değer'ler kişilerin ve/veya kurumların menfaatlerine uymasa da, çıkarları ile çatışsa da asla taviz vermeyecekleri, vazgeçmeyecekleri temel ilkelerdir.  

Tercihlerimizi, faaliyetlerimizi, kararlarımızı şekillendiren, disipline eden akıl ve vicdan dengesidir.
Zihnimizin ve gönül dünyamızın birlikte ilahi bir ahenk içinde olmasını sağlar değerlerimiz. Zaman, mekan ve kültürler üstü evrensel doğrulardır.

Değer'ler hayatın her alanında etkilidirler. Özellikle ahlaki, kültürel, ruhsal, toplumsal ve bireysel alanlara ilişkin farkındalık ve duyarlılık oluştururlar. Sosyolojik içerikli ve insanı merkeze alan değerler beşeri ilişkilerin omurgasını oluşturur.

Somut ve basit bir kaç örnek olarak ; Sevgi, saygı, cesaret, dostluk, yardımlaşma, temizlik, doğruluk, dürüstlük ve nezaket bir nefeste sayabileceğim ilk aklıma gelenlerdir.

Değerler sadece günlük hayatımızın olağan akışına rehberlik eden ilkeler ve ölçütler değil, ayni zamanda seçimlerimizi, karar alma süreçlerimizi, ilişki yönetimimizi, özgürlük alanlarımızın sınırlarını da bir biçimde belirleyen çok önemli kriterlerdir. Kurumların misyon ve vizyonlarını bildirimlerinde, strateji ve politikalarını geliştirmelerinde mihenk taşları dırlar.

Sevgili okurlar,

Değer'ler sosyal antropolojiden, dini inançlardan, tarihi ve kültürel zenginliklerden, eko sistemden, eğitim seviyesinden, gelişmişlik düzeyinden, milli manevi duygulardan , hukuk ve genel ahlak gibi disiplinlerden beslenirler ve etkilenirler. Bu disiplinler bakımından farklılıklar şüphesiz değer'ler arasında da farklılıkları yaratırlar. Ancak her türlü farklılığa rağmen insan haklarına, özgürlüklere, adalete, güvenlik ihtiyaçlarına aykırı bir Değer olamaz veya herhangi bir toplumda tüm değer'ler tek bir disiplinin egemenliği altında kümelendirilemez.

Bu bilimsel gerçeklerin ışığı altında şimdi gelin isterseniz birlikte MEB lığımızın Değer'lerine bakalım. Bildiğiniz gibi geçen hafta Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) “Değerler Eğitimini” Hizmet Vakfı ile yaptığı protokol kapsamında Türkiye ’deki tüm özgün ve yaygın eğitim kurumlarında, 39 sayfalık kitapçık haline getirerek “seminer” şeklinde okutmak üzere tüm illere gönderdi.

Bahsekonu kitapçığın hemen tümü ile dini olan içeriği toplumda büyük endişeler ve tereddütler yarattı. Kitapçıktaki konu başlıkları ;  “Sabır”, “Hastalık ve musibetin anlamı”, “Bir hayat gerçeği: Ölüm ve ötesi”, “İnancın bireysel ve toplumsal hayata etkileri”, “Dua ve ibadetin hayatımızdaki yeri”, “Ramazan ayı ve oruç”, “Peygamber sevgisi” oldu. 

Bakanlığa ilk yüksek sesli itiraz ve tepki Eğitim-Sen'den geldi.  Bu tepki kapsamında ,  MEB’in Değerler Eğitiminden sadece “Dini Değerleri” anladığı ve öğrencilere salt dini değerleri empoze etme gayreti içinde olduğu belirtildi.

Sevgili okurlar,

Aşağıda özetle belirtilen ifadelerle çocuklarınızın şartlandırılmasını,minik kalplerinin ve zihinlerinin ölüm korkusu ve ahiret tabanlı bir ezber ile doldurulmasını içinize sindirebilirmisiniz? bilmiyorum 

“- Evlerimizi, yuvalarımızı İslami ölçülerle ve imanın ışığında kurduğumuz takdirde yuvalarımız bir cennet köşesi, saadet ve huzur bahçesi olur.

- Zaman ve şartlar müsait olunca çocuklarını dini ölçülere uygun bir şekilde evlendirmek anne ve babaların çok önemli vazifelerinden biridir. Dininden ve ahlakından razı olduğumuz bir kimse kızımıza ve oğlumuza talip olursa, ‘Kolaylaştırınız, güçlük çıkarmayınız’ hadisiyle amel etmeliyiz.

- Avrupa modası yüzünden, yuva kurarken yapılan israflar ve ölçüsüzlükler yüzünden müminlerin dünya ve ahiret hayatları tehlikeye düşmektedir.

- Devletimizin bekası, kurulacak meşru aile yuvalarıyla mümkündür. Hiçbir millet ve hükümet neslin çoğalmasına karşı çıkamaz. Avrupa ve Amerika devletlerinde nüfusun artması için maddi ve manevi teşvikler yapılırken bizde başka oyunların sahneye konulması, milletimizin güçlenmesini istemeyen mihrakların planı olabilir. Sağlıklı, dindar, faziletli, ahlaklı nesillerin çoğalmasından hiç kimse endişe etmesin. Mahlukatı yaratan ve besleyen Allah’tır. 

- Allah’a iman eden ve Kuran’ın anlattığı gibi dünyaya güzel bakan insanlar, ‘her işte bir hayır vardır’ diye bildiklerinden şükredip hayatlarından lezzet almaktadır. Müminin can zaiyatını şehadet, mal zaiyatını ise sadaka olarak bilirler.

- Hayat sürecinin en heyecanlı dönemindeki gençlere, şu maddeler bir ikaz olabilir: Gençliğin bir gün bitecek. Her yaptığını gören, işiten ve kaydettiren bir Zat var. Zerre kadar iyilik ve kötülüğün karşılıksız kalmayacağı bir ahiret var. Kural tanımaksızın her türlü zevk peşinde koşmak, mutluluk yerine ileride sürekli elem verecek

- Gayrimeşru isteklerin kol gezdiği, şehvetin insanları esir ettiği ortamlarda gençlerin iffettini koruyacak şey sabırdır.

- Hastalık, insana, ölümü, kabri ve ahireti bilip ona göre hazırlanması gerektiğini hatırlatır. Hastalık, sabun gibi günah kirlerini yıkar ve temizler. İnsanın hastalık ve sıkıntılarla günahları dökülür. Vücudumuzdaki hastalıklar Cenab-ı Hakk’ın bir hediyesidir.

- İnancımız gereği ölüm bir nimettir. Çoğu zaman ağırlaşmış hayat yükünden kurtulmaktır. Uykunun büyük kardeşi ölüm, dünyanın ezici, boğucu ve sıkıntılı hallerinden bir kurtulma vesilesidir.

- Zerre kadar bile olsa yaptıklarını bir karşılığı olduğunu bilenler ona göre hareket ederler. Onların dünyasında, yalan, zina, içki, kumar, zulüme rastlanmaz.

Kıymetli düşünürler,

Çocuklarımıza hayatı öğretmek esastır. Hayatı tanımadan, bilmeden ölüm korkusu ile onları terbiye etmeye, yönlendirmeye çalışmak nasıl bir zihniyetin ve planın ürünüdür? Hangi amaca hizmet edebilir?

Normal akıl ve vicdan sağlığına sahip her insanın tüylerini diken diken eden bu yaklaşım ülkemizin çağdaş medeniyet seviyesine, evrensel insan haklarına, hukuk egemen bir sosyal düzene, gelişmiş bir demokrasiye , daha yüksek refah ve modern eğitim standartlarına kavuşmasının önündeki en büyük ve tehlikeli engeldir. 

Din şüphesiz çok önemli bir değer'imizdir. Fakat dinimize , ne diğer alanlardaki değerleri yok sayabilecek farklı bir anlam yüklenmeli ve ne de dinimiz üst kapsayıcı şemsiye bir değer haline getirilmelidir. 

Milli menfaatlerimiz ve bekamız için mutlak surette üretmek ve küresel ölçekte rekabet edebilmek zorundayız. Bunu başarabilmek için de okullarda dini eğitimden ziyade bilim, sanat ve felsefe derslerine yer verilmesi şarttır. Evlatlarımızın, gençlerimizin çoğulcu, dünyaya açık,akıl ve bilimin egemen olduğu pozitif eğitim sistemi içinde evrensel değer lere sahip olmaları sağlanmalıdır.

Değerler insanların olgular hakkındaki tespitleri ve hükümleridir. Bir kişiye, bir kuruma, dine, ulusa veya ideolojiye göre belirlenen ve empoze edilen değerler ise ancak anti demokratik baskıcı rejimlerin tercih ettikleri bir yöntemdir.

Netice olarak bu gün ülke yönetimini ellerinde bulunduran zihniyet sahiplerine seslenmek isterim. Türkiye'de mevcut eğitim sisteminin kalitesini yükseltmek ve çocuklarımızın özgür, analitik düşünce yeteneğine sahip , ezbere-empozelere kapalı ve sorgulayan fertler olarak yetiştirilmesi için çaba sarf ediniz lütfen. Salt siyasi iktidarınızı sürdürmek, kendi inanç ve ideolojilerinizi toplumun geneline dayatmak uğruna dinimizi ve tek bir mezhebin kurallarını istismar etmeyiniz. İnanınız ki mal-mülk-erk ve statü ülkemizin evlatlarından ve geleceğinden daha değerli değildir.

Saygılarımla

Serdar Durat
Stratejist