Türkiye'nin Nüfusundaki Nitelik ve Nicelik İhtiyacı

Değerli düşünür dostlarım,

Biz yazmaktan ve yorumlamaktan yorulduk ama CB Erdoğan her hafta yeni bir  gündem yaratmaktan yorulmadı. Bu haftanın manşeti yine zatı devletlerinden geldi. Bir nikah töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan "Evlilik uzun bir yolculuk. iyi günler var, kötü günler var. iyi günler paylaştıkça çoğalır ama kötü günlerde sabrettikçe elbet mutluluğa dönüşür. Beypazarı'ndan bir amcamın bana tavsiyesi var, diyor ki; bir olur garip olur, iki olur rakip olur, üç olur denge olur, dört olur bereket olur, gerisi Allah Kerim..." dedi. Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: "Milletimizi güçlü kılmak için, hem nüfus itibariyle daha çok genç nüfusa, dinamik nüfusa ihtiyacımız var. Hem de yetişmiş nüfusa ihtiyacımız var. Bunu ihmal etmeyeceğiz ve muhasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkmak istiyorsak bu milletin güçlü olması lazım. Ekonomide bir kaide vardır, 'genç, dinamik demek'. Bu ülkede yıllarca bir doğum kontrolü ihaneti yaptılar ve neslimizi kurutma yoluna gittiler. Neslin önemi, gücü ekonomide olduğu gibi manen de çok önemlidir"

Sevgili okurlar,

Bu sözler duygusal yönden hoş görülebilir, moral manada yeni evli bir çifte sempatik bir temenni şeklinde söylenebilir belki fakat ülkemizin ve dünyanın günümüz şartlarındaki bilimsel gerçekleri doğrultusunda değerlendirildiğinde ancak bir şaka olabilir kanaatindeyim. 

Aklı başında hiç bir genç kadınımızın; sırf garip olmasın diye ikinciyi, rakip olmasınlar diye üçüncüyü, bereket olsun diye dördüncüyü veya gerisi allah kerim diyerek beşinci çocuğu doğurarak ülke nüfusumuzun artmasına katkıda bulunacağına inanmıyorum.

Sayın Cumhurbaşkanının , ülkemizdeki doğurganlık oranının yükselmesi gerektiğine dair teşvik edici gayretleri takdir edilmesi gereken ,anlaşılabilir bir istektir. Bildiğiniz gibi bir ülkenin milli güç unsurları değerlendirilirken demografik yapısı çok büyük önem arz etmektedir. Demografik zenginlik, belli bir coğrafyada bir arada yaşayan insanların sayısı ile salt nicelik açısından ölçülemez ayni zamanda bu nüfusu oluşturan insanların yaş dağılımına,ürettikleri değerlere, sağladıkları katkılara bakılır.

Nitelikli nüfus ; eğitimli,yaratıcı,katılımcı,araştıran, düşünebilen,sorgulayabilen ve muhakeme edebilen,çağdaş teknolojileri en azından kullanabilen/mümkünse üretebilen, gerek sosyolojik ve gerekse ekonomik anlamda küresel gerçekleri doğru okuyabilen yetişmiş insan sayısıdır .

Polemiklere ve demogojiye meydan vermemek adına eğitimsiz ve/veya düşük eğitimli vatandaşlarımıza saygımı ve yurttaşlık bazında bu toprakların hür ve eşit haklara sahip paydaşları olduğumuza dair inancımı belirtmek isterim. Hayatın her kese ayni fırsatları sunmadığına inanırım.

Sevgili okurlar, nitelikli nüfus yaratmanın biyolojik girişimlerin! çok ötesinde maddi ve manevi maliyeti vardır. Her şeyden önce zaman,emek, fikri ve fiziki yorgunluklara karşı mukavemet/dirayet gibi manevi olanların yanısıra çok ciddi oranlarda maddi kaynakların temini ve tüketimi gerekir. Nüfus artışı ile kalkınma hızları birbirleri ile ters orantılıdır. Dünyada hiç bir ülke yoktur ki bir yandan çok yüksek bir nüfus artış hızına öte yandan yükselen bir refah seviyesine sahip olsun.

Değerli düşünürler 

Türkiye’de doğurganlık oranlarının durumunu açıklayan bilimsel raporlara erişmek mümkündür. Bahse konu raporlar incelendiğinde uzun vadede ülke nüfusunun önce yaşlanması ve bilahare azalmasının beklendiği görülecektir. Bu oran artmadığı sürece Türkiye’nin asla yüz milyon nüfuslu bir ülke olamayacağı, en fazla 90 milyon civarında nüfusumuzun dengeleneceği düşünülmektedir.

Nüfusumuzun artması nicelik yönünden mümkün olabilir ancak kaynaklar ve olanaklar-fırsatlar artmadan  yükselen nüfus kesinlikle refah düzeyini düşürecek ve milli gücümüzü gerçek anlamda arttırmayacaktır. 

 Okur yazar,meslek ve iş sahibi, mal-hizmet üretimine katılan insan sayımızın en düşük olduğu,etnisite ve terör sorunlarımızın ise en yoğun olduğu bölgelerde en yüksek oranlı nüfus artış hızının belirlenmesinin milli bütünlüğümüz,ulusça kalkınmamız ve çağdaş uygarlık düzeyine erişmemiz açısından dikkatle düşünülmesi,hatta kaygı duyulması gereken bir sosyolojik zaaf olduğu kanaatindeyim.

Netice olarak değerli düşünürler, doğurduğu çocukların nitelikli nüfusa katılıp katılamayacağına dair bir kaygısı-derdi olmayan kırsal kökenli kadınlarımız çok çocuk sahibi olmaktan çekinmezken, eğitimli-kentli kadınlarımız gerçekten iyi bakabileceklerine,layiki ile yetiştirebileceklerine inandıkları kadar çocuk sahibi olmayı tercih etmektedirler. Tekrar vurgulamak isterim ki ; Hangi sosyal sınıftan,etnik tabandan ve coğrafyadan olurlarsa olsunlar az doğuranı da çok doğuranı da tüm anneler kutsaldır,saygıdeğerdir ve elleri öpülesidir .

Ancak bu günün ekonomik gerçekleri dikkate alındığında doğan bir bebeğin ileride ülkemizin nitelikli nüfusuna katılabilecek özelliklere ve yeteneklere sahip olabilmesi için ortalama 21 yıl gibi uzun bir zamana yayılan maddi ve manevi manada ebeveyn ve devlet desteğine ihtiyaç vardır.

CB Erdoğan'ın çok çocuk tavsiyesini,  bu çocukların yetişmesi için gerekli kaynakları ve teminatları da açıklayarak genişletmesinde yarar var, aksi takdirde belki nicelik yönünden nüfusumuz artabilir ama nitelikli nüfusumuzu besleyecek ve tabiatı ile Türkiye’nin geleceğine yön verecek olan,doğurganlık yaşındaki modern eğitimli kadınlarımızı ikna edebilmesi pek mümkün görülmüyor. Ayrıca yadsınamayacak bir gerçek daha vardır ki ; Eğitim şansı ve fırsatı olamayan kırsal yaşamdaki genç kadınlarımız da artık eskisi kadar çok sayıda doğum yapmak istememektedirler.

Netice olarak bizim görüşümüz ve inancımız ; nüfus artışında nitelik umursanmaz sadece nicelik esas alınırsa belki daha kalabalıklaşırız ama daha güçlü ve daha müreffeh bir ülke olamayız. 

Saygılarımla

Serdar Durat
Stratejist