Türkiye'nin sorunları hukuk ve demokrasi olmadan çözülemez

Değerli düşünür dostlarım,
Ulusal sorun stokları bakımından hayli zengin bir ülke olduğumuz malumlarınızdır.
Bu sorunlarımızın çözülebilmesi için kaynak tahsisi ve tüketimi kaçınılmaz olup hiç bir kaynak sonsuz değildir. Zaman ve yetişmiş insan kaynakları ise en fazla stratejik önemi haiz olanlardır. Nitelikli nüfus yaratabilmenin yegane yolu yüksek kaliteli eğitimdir. Nitekim küresel ekonominin hüküm sürdüğü bu çağda ülkeler arasındaki güç ve gelişmişlik sıralamasını belirleyen en önemli parametre nitelikli nüfüs oranlarıdır.

Türkiye'de sürdürülebilir büyüme ve refah artışı en çok özlenen-istenen milli hedefler olup bu kapsamda yaşanan sıkıntılar-engeller hemen tüm sorunlarımızın temelini oluşturmaktadır.

Dünyanın hiç bir gelişmiş ülkesinde bölgesel bazda kalkınmışlık farkları ve gelir dağılımındaki dengesizlik bizim ülkemizde gibi derin uçurumlar düzeyinde değildir. Doğu ve güneydoğu bölgemiz ile Marmara- Ege bölgelerimiz arasında 200 misline varan gelir farkları vardır. Türkiye'de gerçek anlamda sürdürülebilir bir büyüme ve kabul edilebilir süratli gelişme arzu ediliyorsa , coğrafi bölgeler ve sektörler arasındaki dengenin ivedilikle tesis edilmesi şarttır.

Bölgesel dengesizlik , bünyesinde ekonomik ve sosyal fırsat eşitsizliğini barındırır.
Bu eşitsizlik ise duygusal anarşiyi besler.  Millet kavramının içinde duygusal anarşiye asla yer yoktur.

Sevgili okurlar,
Millet olabilmek için bu denge yi kurabilmek hayati önemi haizdir ve ancak sağlıklı işleyen bir demokrasi ve hukuk egemen olan siyasal - sosyal sistemin işletilmesi ile mümkündür. Hükümetlerin görev ve sorumlulukları arasında öncelikle yurt genelinde bu dengeyi kurabilmek için samimi çabalar sarfetmek gelir.

Hal böyle iken AKP Hükümetinin , AYM Başkanı Haşim Kılıç'ın konuşmasından rahatsızlık duymasını anlamak pek kolay değildir. Satır aralarında ufak tefek bireysel hezeyanlara örtülü bir uslupla yer vermesinin dışında inkar ve itiraz edilebilecek hiç bir eleştirel yanı olmadığı kanaatimi muhafaza ediyorum.

Ülkeyi geçici olarak yöneten iktidarın , siyasi çıkarlar ve kaygılarla evrensel hukuk değerlerini eğip bükmek, manüple etmek gibi yetkilerinin olmadığını , demokrasi anlayışının retorik olarak değil icra ile sergilenenileceğini ve en nihayet yürütme erk'inin sınırlarını hatırlatması bakımlarından yararlı ve etkili bir konuşma olmuştur düşüncesindeyim.

Saygılarımla

Serdar Durat
Stratejist