Türkiye’nin Yararlanamadığı Nitelikli İnsanları

Değerli düşünür dostlarım,

Bir ülkenin milli güç unsurlarının başında insan kaynakları zenginliği gelir. Burada söz edilen zenginlik salt sayısal nüfus değildir.Eğitimli,üretken,düşünebilen,katma değer yaratma yeteneği olan,birikim ve deneyimleri ile hayatı kolaylaştıran/güzelleştiren kaliteli nüfustur ülkeleri yükselten. Bu tür insanların en tipik ve müşterek karekteristik özellikleri bağımsızlıklarına düşkün/özgür ruhlu,yaratıcı ve vizyoner olmalarıdır. Onları hiyerarşik düzen içinde ve baskı ile çalıştırabilmek pek kolay ve mümkün olmayabilir. Emek ve enerjilerini adamak için materyalist çıkarlara değil yürekten inanacakları değerlere ve gerekçelere ihtiyaç duyarlar.

Türkiye’nin de bu tür iyi yetişmiş,dünya çapında şöhrete sahip,vatansever ve saygıdeğer insanları vardır.Bu profilde,bilim-sanat-ekonomi dallarında kanaat önderi statüsüne erişmiş çok sayıda Türk vatandaşımız çeşitli nedenler/engeller yüzünden kapasitelerini Türkiye’nin gelişmesi,Türk halkının daha yüksek refah ve uygarlık düzeyine kavuşması uğruna kullanamamaktadırlar.Bir başka deyişle Türkiye ne yazıktır ki böylesine muhteşem bir ulusal olanağı layiki ile değerlendirememektedir.

Çok kıymetli insanlar hak ettikleri motivasyon sağlanmadığı için,hayata bakış açılarının ve bireysel görüşleri-tercihlerinin farklı olması nedeniyle sistemin dışında kalmakta/bırakılmaktadırlar.Tabiatı ile bu durum bir yandan ciddi maddi kaynak sarfına neden olurken öte yandan paha biçilmez manevi kayıpları /beyin göçlerini körüklemektedir. Daha net bir şekilde ifade etmek gerekirse ;
Yıllar ve milyarlar harcayarak yatırım yaptığımız beyinlerimiz, gerekli çalışma ortamını ya da refahı sağlayamadığımız için yurtdışına uçup gidiyorlar,birbirinden önemli buluşlara imza atarak insanlığa büyük katkı sağlıyorlar.Araştırmalar iyi eğitim gören her 100 kişiden 59’unu elimizden kaçırdığımızı gözler önüne sermektedir. Türkiye, beyin göçü en fazla olan 32 ülke içinde 24’üncü, yurt dışına en çok öğrenci gönderen ülkeler arasında ise 11’inci sırada yer alıyor.

Sevgili okurlar,yurt dışında üniversite eğitiminin ortalama maliyeti öğrenci başına yıllık 30 bin doları buluyor. Buna göre yurtdışında okuyan 50 bin kişinin Türkiye’ye yıllık maliyeti 1.5 milyar doları, 5 yıllık eğitim maliyeti ise 7.5 milyar doları aşıyor.Türkiye bu bedeli seve seve ödüyor. Ancak sorun gidenler geri dönmeyince başlıyor. Türkiye, yurt dışına giden 50 bin öğrenciden 30 bini için her yıl 900 milyon dolar ödemekle kalmıyor, 5 yıllık eğitim sonunda dönmeme maliyeti 4.5 milyar doları buluyor. Bu da gelişmiş ülkelere karşılıksız hibe anlamına geliyor.

Dönen beyinler ise, bilgi birikimleri ve deneyimleri doğru yerlerde değerlendirilmediği, aldıkları ücretler geçinmelerine yetmediği ve mesleki gelişimleri sekteye uğradığı için mutlu değiller. Yurtdışına gitmeyip Türkiye’de kalanların önemli bir kısmı da ya küstürülüyor ya da düşük ücret ve düşük motivasyonda çalıştırılıyor. Bu durum “Beyin Küsmesi” olarak adlandırılıyor ve Türkiye adeta bir “Beyin mezarlığı” na dönüyor. Bu duruma ilişkin ve elimizden kaçırdığımız onlarca deha ismi verebilirim ama yazımı uzun tutmamak adına sadece tek bir çarpıcı örnek vermekle yetineceğim. (Daha fazlasını bilmek isteyenler internetten bir kaç dakika içinde ilgili raporlara ulaşabilirler.) Karbon kaplama teknolojisini icat ederek bilim dünyasında çığır açan ve ABD’nin “Yüzyılın 100 bilimadamı” ndan biri kabul ettiği Prof.Dr.Ali Erdemir’ e, yıllar önce iş aradığı Türkiye’de resepsiyon memurluğunun uygun görülmesi beyin küsmesi değildir de nedir ?

Oysaki bilimsel analizler önümüzdeki çeyrek asırlık süre içinde Türkiye’nin jeopolitik-demografik ve sosyo-ekonomik özellikleri itibarı ile G 8 ülkeleri kulübüne girebileceğini ve yeni stratejik dengelerde belirleyici bir etkiye sahip olabileceğini göstermektedir. Ancak bu projeksiyonların gerçekleşebilmesi, her şeyden evvel Türkiye’nin kendi içinde genel bir toplumsal barış ve mutabakat sağlayabilmesine, milli enerjisini, kısır iç çekişmeler-siyasi çatışmalar-sosyolojik ayrışmalar yerine planlı hedeflere yoğunlaştırılabilmesine bağlıdır. Bu ideallere ve hedeflere zamanında erişebilmek ancak nitelikli insan kaynaklarını seferber edebilmek, ortak bir ülkü ve vizyon uyarınca çalıştırabilmekle mümkün olabilir. Bu gün ülkeyi yöneten AKP iktidarının Türkiye’yi; küreselleşen dünyada eskisinden daha önemli ve görüşlerine değer verilen, uluslararası sermaye için cazip /gelişen pazar konumuna getiren cesur atılımlar yaptığı takdire şayan ve yadsınamayacak bir gerçekliktir. Fakat aslında çağcıl medeniyet seviyesine erişebilmek,daha özgür- itibarlı,daha demokratik-müreffeh ve mutlu bir toplum olabilmemiz için henüz katedilmesi gereken uzun yolumuz olduğu da bir başka hakikattir.

Bu yolda sağlam adımlarla ilerleyebilmek için dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar küstürülmüş/kaybedilmiş ve sessiz nitelikli insanlarımızın; siyasi tandanslarına-dünya görüşlerine ve etnik kökenlerine bakılmaksızın hizmete çağrılmaları,politik kadrolaşma alışkanlıklarımızdan kurtulup kesinlikle dışlanmamaları ve kıymetlerinin bilinmesi gerekir.Türkiye’nin; milli menfaatleri açısından faydalı olabilecek nitelikli insanlarımızın kapasitelerinden sırf siyasi çıkarlar/kaygılar uğruna yoksun bırakılması çok büyük haksızlık ve talihsizlik olur kanaatindeyim. Ülkeye hizmet etmek adına mutlaka aktif siyasetin içinde ve belirli bir siyasi hareketin üyesi/sempatizanı olmak gerekmez.

Biraz onore edilmek,samimiyetle sahiplenilmek ve Memleket sevdası ile dolu bir yürek yeter de artar bile..

Sadece kendi vatandaşlarımız için değil dünyanın herhangi bir yerindeki yabancı uyruklu- nitelikli insanlardan da ülkemizin gelişimine katkı verebilecek olanlara Türkiye’yi çekim/cazibe merkezi haline getirmek ve yeteneklerinden yararlanmak esas alınmalıdır.

Saygılarımla

Serdar DURAT

Stratejist

21.05.2012