Vergi ve Siyasal Sistem

Devlet ile yurttaş ilişkisi; yöneten ile seçen ilişkisine dönüyorsa;

Yani yurttaş, seçmen kimliğine sahip olarak iktidarı “belirliyorsa”;

Böyle bir sistemde vergi veren- vergiyi tahsil eden denklemi çok önemlidir.

Öyle ki iş siyasetin finansmanına kadar gider ve ‘parayı veren de düdüğü çalar’.

Sisteme vergiyle katılan, siyasete de aidatıyla katılır…

Ancak bu çark böyle işlemez. Daha doğrusu egemen düzen bunu istemez.

Siyaset, “vergi verme (ya da affettim) oy ver” der;

Aslında vergisini ödeyen değil hakkıyla ödemeyen kesitler ise, siyaseti finanse eder.

Ve aynı siyaset, gelir dağılımını düzeltmez, partiler içinde halkın sesi yükselmez.

Vatandaş oy verirken, vergi verirken öndedir, siyasetin ekonomisi açısından nal toplar.

Kimse, vatandaşın aidatlarıyla, partileri finanse etmesini önemsemez.

Siyaset ise kendisini finanse eden kayıt-dışı ya da “varlıklı” kesimleri vergi açısından kollar.

Sonuç tam bir sarmaldır. Bu, büyük kitlenin, kaderinin kalıcılığıdır.

Hakça toplanmayan vergiler, seçim sonrasında zam olur yağar…

Partilerde üyelerin aidatlarını ödeyen delege ağaları, belediye rantlarıyla doyurulur.

Tablo şudur:

Bizde dolaylı vergiler (%70) ağırlıktadır, “kaçak” vardır ve yük ücretli kesimin üzerindedir.

Gelir Vergisinin % 1,53’ünü “varlıklılar”, % 12,5’ini ücretliler ödemektedir.

Gelir ve kazanç üzerinden toplanan doğrudan verginin 2/3 ünü ücretliler öder.

Ticari ve serbest kazanç sahiplerinin azımsanmayacak bölümü “mükellef” bile değildir.

Vergi daireleri yenilenmiş; memurları canla başla çalışır. Fakat işin temeli sorunludur.

Vergi adalete dayanmadığı için, ücretler de hakkaniyete dayanmaz.

Çalışmak zorunda kalan bir milyon emeklinin yeni bir işe girince maaşı budanır.

Öte yanda, milletvekilleri “kıyak” emeklidirler.

Diğer yanda vergi listeleri açıklanır; medyanın gözü önünde zenginleşenler, yoktur.

Bir hamlede bazılarının 420 milyon lira vergi borcu silinirken, vatandaş icradadır.

Açıktır ki:

Gerçekçi, üretim ve yatırım yanlısı bir vergi sistemi kurulmadan;

Gelir dağılımda adaleti,

Ücretlerde hakkaniyeti,

Aile bütçesinde dengeyi,

Çarşı-pazarda saflığı ve fiyatlarda saydamlığı,

Sağlamamız zordur…

Sonuç olarak:

Vergiyi “kullanan”, “finansmanını” dar bir kesime yaptıran bir siyaset değil,

Vergisini hakça ödeyen, o arada üyesi olduğu partiye aidatıyla katkı yapan,

Vatandaşlık bilinci -ekonomik ve siyasal açıdan- yükselen insanların toplumu olmalıyız.

Başka çare yoktur!