Yalancılar ve Münafıklar

Değerli düşünür dostlarım,

Ülkemizde son günlerde yaşadığımız süreç ve bizlere dayatılan gündem kapsamında  gerçekler ve yalanlar tam bir kaos halinde birbirine karışmış durumdadır. Kimin doğru ve kimin yalan söylediğini anlayabilmek içinden çıkılmaz bir bilmece halini almıştır. Duygularımızdan arınıp salt ahlaki değerlerimizle olaylara ve gelişmelere baktığımızda birilerinin yalan konuştuğu aşikardır.

Sosyal hayat kapsamında beşeri ilişkiler sevgi, saygı ve güvene dayanır. Doğruluk ve dürüstlük insanları kaynaştırırken, yalan ve yalancılık insanlar arasındaki saygı ve güveni, dostluk ve arkadaşlığı olumsuz yönde etkiler, insanları birbirilerinden uzaklaştırır, hak ve hukuk ihlallerine , adaletin yerini zulmün almasına sebep olur.

Siyasi mülahazalardan ve farklılıklarımızdan uzak durmaya çalışarak sadece inançlarımızın terazisinde bir araştırma yapmak istedim ve aşağıda belirtilen bazı tespitleri siz sevgili okurlarımla paylaşmak istedim.

1. Dinimiz yalan ve yalancılığı kötü huyların ve günahların en büyüklerinden kabul eder ve şiddetle reddeder. Münafık ve kafirlerin özelliğinin de yalan ve yalancılık olduğunu belirtir.

2. Allah Resûlü (s.a.s.), Müslümanlardan hırsızlık, zina, içki gibi had cezası gerektiren en ağır suçları işleyenlerin bile Cennet e girebileceğini belirtir, fakat yalanı Müslümanlara bir türlü yakıştıramaz. Çünkü kizb, (yalancılık) küfrün esasıdır, kizb nifakın (münafıklığın, iki yüzlülüğün) birinci alâmetidir, kizb Kudret-i İlâhiye ye (Allah ın gücü ve kuvvetine) bir iftiradır, kizb hikmet-i Rabbaniye ye zıttır. Yüksek ahlâkı tahrip eden kizbdir, İslâm âlemini zehirlendiren ancak kizbdir, insanlık âleminin ahvalini fesada veren kizbdir, insanları kemalâttan (manevî-ahlâkî terakkiden) geri bırakan kizbdir, İslâmiyet in esası doğruluktur, sıdktır, imanın hassası (özü, özelliği) sıdktır, bütün kemalâta götüren doğruluktur, yüce ahlâkın hayatı doğruluktur.. (Nursi, 93)

3. Müslüman, yalan ile imanın bir arada bulunamayacağını bilip yalandan kaçınarak doğruluğun temsilcisi olmalıdır. (Bkz. Müsned, 2/353)

4. Yalan, bir şeyin, gerçeğinin tersine, tam aksi beyanatta bulunmak demektir ve dereceleri de oldukça çoktur. Bunlardan bir kısmı açık yalandır.

5. Ey iman edenler! Allah tan korkun ve doğru söz söyleyin. (Yalan söylemeyip doğru söylerseniz) Allah işlerinizi düzeltir ve günahlarınızı bağışlar. (Ahzâb, 33/70-71)

6. Dil ile şehadet kelimesini veya kelime-i tevhidi söylediği hâlde, kalbi söylediğini tasdik etmeyen ve inanmayan kimseye münafık denir.Münafık; sözü özüne uymayıp, olduğundan farklı göründüğünden gizli kâfir olup, asla mü min ve Müslüman değildir. İnsanlardan bazıları da vardır ki, inanmadıkları hâlde Allah a ve Âhiret Günü ne inandık derler. (Bakara, 2/8)

7. İnsanların inkâr bakımından en tehlikelisi münafıklardır. Onlar yalancıdırlar, imanları sözlerindedir, kalplerinde değil. Dünyaya ait bir menfaatlerinden veya benzeri başka maksatlardan dolayı Müslüman gözükürler.

8. Dört özellik vardır; kimde bu özellikler bulunursa o kimse halis münafıktır. Kimde bunlardan biri bulunursa, onu bırakıncaya kadar kendinde nifaktan bir özellik var demektir: Emanete hıyanet eder. Konuşunca yalan söyler. Söz verince sözünde durmaz. Husumet edince, kıskanınca haddi aşar. (Buharî, İman , 24; Müslim, İman , 106)

9.Yalan ve yalancılık, fert ve toplumları içten çökerten ve yıkan en büyük hastalıklardandır; insanın huy ve mizacını bozan bir hastalık. Bu yüzden yalan büyük günahlardan sayılmıştır. Allah ın verdiği her hastalığın devası (çaresi) da vardır; tedavi olun! (Buharî, Tıb , 1)

10. Tıp dilinde çok değişik isimlerle anılan psikolojik bozuklukların ana sebebi, ruh, akıl ve beden irtibatının normal dışı olmasıdır. (Abken, 2/39 vd.) İç sıkıntısı ve bunalımlar, pek çok hastalığın başta gelen sebebidir. Psikolojik rahatsızlık, kişinin duygu ve inanışlarında meydana gelen anormalliklerdir. Yalan söylemek de, huy ve karakter anormalliği olarak bilinir.

Değerli düşünürler,
Bu tespitlerin ışığı altında günümüzün siyasi konjontürüne göz atacak olursak; takdiri sizlere ait olmak üzere aramızda yalancıların ve münafık ların var olduğu ortaya çıkıyor galiba.

- Gezi parkı eylemleri esnasında İstanbul Kabataş'ta eylemcilerin saldırılarına ve tacizlerine maruz kaldığını belirten ve Başbakan Erdoğan'nın benim başörtülü bacılarıma saldırdılar dediği ZD ile ilgili mobese görüntüleri ortaya çıktı. Bahsekonu görüntülerde elleri eldivenli yarı çıplak onlarca eylemcinin bu bacımıza karşı saldırıda ve cinsel tacizde bulunduklarına dair herhangi bir emareye rastlanılmadı. Oysaki bu bacımız ifadesinde çok farklı ve hiç bir aklı başında insanın kabul edemeyeceği, hoş göremeyeceği, milli ve dini değerlerimizi inciten çok ağır suçlamalarda bulunmuştu.
Polis raporu mu? Mobese kayıtları mı ? Yandaş medya mı ? bu mağdur bacımız mı ? yoksa bu konuyu kullanarak toplumu geren siyasiler mi ? bilemem ama birilerinin münafık olduğu kesin.. Ne diyelim günahları boyunlarına olsun..
- Başbakan yardımcısı Arınç, Cuma namazı çıkışında gazetecilerin bu konuya ilişkin sordukları soru karşısında ; Ben bilmiyorum duymadım, görmedim demiş ve Başbakan Erdoğan'ın da bir başka camide olduğunu belirterek kendisine sorun şeklinde cevap vermiştir.
- Evinde ayakkabı kutularında milyon dolar lar tutarında nakit para çıkan devlet bankası genel müdürü ( ki bu gün tahliye edilmiş) imam hatip lisesi yaptırmak üzere bloke edilen paralardır bunlar demişti. Bahse konu paralar devletin kasasından çıkmadığı için yolsuzluk sayılmaz mış ( Sn, Başbakanın değerlendirmesidir)
- 17 Aralık yolsuzluk operasyonu kapsamında görevlerinden ayrılmak durumunda kalan eski bazı bakanların ve mahtum larının iadei itibar endişesi ile ilgili savcıları dava edecekleri açıklandı.
- Türkiye'de basın özgürdür diyen bir İktidar var iken ; Uluslararası Sınır tanımayan gazeteciler örgütünün son yayınladığı basın özgürlüğü raporu Türkiye'yi 180 ülke arasında 154. sırada göstermektedir. Ne diyelim hadlerini bilmeyen münafıklar dan biri de bu örgüt herhalde.

Netice olarak demek istediğim o dur ki ; Yatsı vakti geldi de geçiyor , artık bu mumları söndürmek ve dinimizin de öngördüğü gibi doğrunun ,dürüstlüğün yanında yer almak gerekiyor..Bunun için ise biraz samimiyet ve biraz da Allah Korkusu yeter de artar kanısındayım..

Saygılarımla

Serdar Durat
Stratejist
14.02.2014