Yanlış politikalar çarpık gelir dağıtımı üretir

Değerli düşünür dostlarım,
Tüsiad için İTÜ İşletme fakültesi öğretim üyeleri özel bir rapor hazırlamışlar ve
Türkiye'de bölgeler arası gelir farkının 2 kata kadar ulaştığı sonucuna varmışlar.
Malumlarınız ekonomistlerin rakkamlarla dansından bahsedilir, müziğin ritmine göre ayni rakkamlarla bile farklı sonuçlar sergilenebilir derler. Bu ironik tespite rağmen bahsekonu raporu siyasi kaygılardan arınmış , bilimsel bir doküman olduğu inancı ile incelemek istedim. Çarpıcı bazı sonuçları aşağıda dikkatlerinize sundum.

- En yoksul yüzde toplam gelirin yüzde 5.3'ünü alıyordu. 2006'da yüzde 6'ya yükselen bu pay 2011'de yine yüzde 6.1 seviyesinde olmuş,

- En zengin yüzde 20'nin payı 2002'de yüzde 49.8 iken 2007'de yüzde 43.7, 2011'de yine yüzde 44.8' imiş.

- Foksiyonel gelir gruplarının gelir dağılımına bakıldığında en büyük fark faiz gelirlerinde yaşanırken müteşebbis gelirleri ikinci sırada yer alıyormuş,

- Kalkınma modelimizdeki sıkıntılar dağılımdaki eşitsizlikte etkiliymiş. Kronik enflasyonla 30-40 yıldır uğraşıldığı, faizlerdeki düşüşün de dikkat çekici olduğu vurgulanan rapora göre , "2001 öncesi döneminde kaynakların çoğunu kamu kullanırken bu bir şekilde azalmış.

- Emeklilerin kendi içlerindeki eşitsizlik daha düşük olmasına rağmen özellikle Kuzey Doğu ve Orta Doğu'da Emekliler arasında açılma varmış,

- Bölgeler arasında ayrıştırmalara bakınca faiz gelirleri yine yüksek boyutlarda eşitsizlik düzeyine sahipmiş,

- Gayrimenkul için sonuçlar çarpıcı. Doğu Karadeniz, K.D Anadolu Güney Doğu Anadolu'da gayrimenkulün etkisi öne çıkıyormuş.  Bu durum gayrimenkul edinim sistemi ve gayrimenkul varlık dağılımı ile ilgili imiş.

Sevgili okurlar,
Sokaktaki sıradan insanlar için anlaşılması, sebeplerin ve sonuçlarının analiz edilebilmesi pek kolay olmayan bu tespitlerin hiç biri politik uygulamalardan azade değildir.  Ülkemizdeki coğrafi bölgelere göre gelir dağılımındaki eşitsizliğin/dengesizliğin kabul edilebilir değerlerin çok üzerinde olmasının temelinde yanlış politikalar vardır. Kalkınma planlarındaki iyimser yaklaşımlar hiç bir zaman Doğu-Batı ekseninde ki uçurumu giderecek şekilde hayata geçirilememiştir.
Milli kaynaklar üretildiği coğrafyalardan çok rant getirecek farklı coğrafyalara tahsis edilmiş ve gelir dağılımındaki bu arızi durumun giderilmesi hep kuru sıkı bir retorik olarak kalmıştır.

Ayrıca ülkemizde gelir dağılımının bölgeler arasındaki eşitsizliği kadar , bölgelerin kendi iç dinamikleri ve kurumsallaşma düzeyleri de çok büyük farklılık arz etmektedir. Bilginin, teknolojinin, hizmetin üretildiği ve pazara sunulduğu bölgeler gerek nitelikli insan kaynaklarının temini ve gerekse satın alabilecek nüfusun yoğunlaştığı büyük kentler le sınırlıdır. Ancak salt tarım ve hayvancılık içerikli üretimin/ekonominin kırsal coğrafyaya odaklandığı, onunda ithalat politikaları ile yıpratıldığı aşikardır.

Teşekkürler Tüsiad ve Teşekkürler İTÜ işletme Fakültesi, Cumhurbaşkanı seçimlerine aşırı yoğunlaşan kamu oyunu milli stratejik bir gerçekliğimiz ile yüzleştirdiğiniz için.

Saygılarımla

Serdar Durat
Stratejist