Yapıcı dil yetmez, terbiyeli olması gerek

Yapıcı, olgun bir dil kullanmak milletimizin birliği, devletimizin bütünlüğü açısından önemlidir. Lakin kullanılan dili icraata dökmemek veya dökememek ilerleyen zamanlarda sorunların başlamasına ve kangren oluşmasına sebebiyet vermektedir.   

Bir siyasi hareket veya bir liderlik seçimi esnasında söylemler etmek, vaatler vermek elbette hayatın akışında olağan durumlardır.

İşlerin rayında ve olumlu gitmesi içinde seçimi kazanıp başa geçen zihniyetin söylem ve vaatlerini icraata dönüştürmesi gerekir. Yoksa havanda su döver. Topluma hiç bir şey katamadığı gibi yönettiği yere bir arpa boyu yol aldıramaz.

Buradan hareketle yöneten irade yapıcı bir dille dahi olsa söz verip yapmayarak üstüne yeni vaatler koyarak toplumun karşısına çıkması durumunda halkımız kendi huzuru, birliği ve dirliği için bu zihniyeti sorgulaması şart ve kaçınılmaz bir hal alır.

Bu durumun kronikleşmesi durumunda da halkın kendisine olan saygınlığını yitirmiştir diyebiliriz. Yapıcı ama terbiye edilmemiş bu dil, halkın huzurunu kaçırır. Kutuplaşmalara sebebiyet verir. Toplumu kargaşaya sürükler. Felaketin eşiğine getirir. İstenmeyen sonuçları doğurur.

Buradan hareketle bir insanın en zayıf olduğu an kendisini en güçlü hissettiği andır. İnsan kendisini çok güçlü hissettiği anda oto kontrolü nefsi hâkim olacağından sorgulamayı ve geçmişini unutarak benim mantalitesi ile hareket edeceğinden çevresi tarafından çok çabuk farklı eğilimlere yönlendirilebilir. Doğruyu ve yanlışı seçmekte zorlanacağından yanlış kararların altına imza atma oranı normal zamanlara göre daha yüksek olur.

Aile açısından ele alacak olursak, Terbiyeli yapıcı bir dil ortaya koyamayarak dik duramayan bir aile reisi ailesini yönetmekte çok zorlanır. Dışa dönük, dışarıdan müdahale alan hanelerde içe dönük ailelere nazaran sorunların daha fazla olacağı aşikârdır.

Ülke açısından da durum böyledir. Dışa bağımlı politikalarla ülkeyi yönetmeye çalışan zihniyet, hiçbir zaman kendi ayakları üzerinde duramaz. Dış güçlere göre ülke vatandaşını bir sağa bir sola sürüklemekten öteye gidemez.

Vatandaşına yapıcı ama terbiye edilmemiş bir dille seslenmesi hiçbir yaraya merhem olmadığı gibi zarar verir. Bu tür zihniyetler akşam konuştuğunu sabah, sabah konuştuğunu akşam doğrulamaz. Sonuç aynı tas aynı hamam sözden öteye gidemeyen bir görüntü oluşturur.

Teröre destek verdiğini açık bir şekilde bildiğiniz halde “müttefikimizdir” söylemi de, bize dost olmadığı halde “dostumuzdur” söylemi de badirelerin yaşanmasına zemin hazırlayan olgulardır. Söylemde dili eyleme uymayan o dil terbiye edilmemiş bir dildir. Bu dil topluma sonun başlangıcını hazırlar. Açıkçası riyakâr bir dil olduğu için hiçbir zaman itimat edilmemesi gerekir.

Bir şeyleri düzeltmek, değiştirmek veya yolunda gitmesini sağlamak için bazen yapıcı dil yetmez. O dilin terbiye edilmiş olması gerekir. “Yapıcı terbiyeli dil”söylemlerini icraata döken, söylediğini yapandır.  Söylem icraata dökülmedikten sonra hiçbir şeye yaramaz.

Onun için her daim yapıcı dilin eylemine bakmadan kanaat bildirmek, işe koyulmak doğru değildir. Dilin söylediğini el yapıyorsa yapıcı dil hiçbir işe yaramaz. Hatta tehlikeli bir durum ortaya çıkarır. Doğruyu bulmak, doğru hareket etmek için, yapıcı terbiyeli dillerle hareket etmekten ve bu dili kullananlarla hareket etmekten başka bir çaremiz yoktur.

Şu anda geminin bir rotası olmaması hasebiyle bir sağa, bir sola savrulup duruyoruz. Gemi üstüne üstlük suda alınca durum vahim bir tablo olarak karşımıza çıkmaktadır.

Söylemlerini ve vaatlerini bir temele dayandırarak, ülkemizin istediği noktaya ulaşması, vatandaşlarımızın ekonomik seviyesini yükseltecek, dış ve iç politikada ülkemizin çıkarlarını en üst seviyede tutarak, huzur, refah ve kardeşliği sağlayacak doğru teşhisi yapıp, tedaviyi, akılcı, yapıcı, olgun, terbiyeli bir dille yapan Bağımsız Türkiye Partisi Lideri Hüseyin Baş ve kadrosudur.

Diğer Yazıları
Kimin ekmeğine yağ sürdüğümüze dikkat edelim
İnsanlığın kurtuluşu Haydarizm’de…
Birlik, saygı ve sevgiyle mümkündür
Atatürk’ü merkezimize koymamız şart
Gerçek laiklik dinsiz yaşanamaz