Yeni Türkiye'nin eski alışkanlıkları

Değerli düşünür dostlarım,
Son bir kaç gün içinde ülkemizde yaşananlar o denli baş döndürücü bir hızla ve yoğunlukla gelişti ki ; tümünü analiz etmeye kalkarsak değil bir köşe yazısına yüzlerce sayfalık bir kitaba dahi sığdıramayız.  AKP olağanüstü kongresi, Cumhurbaşkanlığı devir teslim töreni, yeni Başbakanın atanması ve yeni kabinenin açıklanması hepsi sadece 72 saat içinde oldu bitti. Bütün bu hengame içinde bizim en fazla dikkate ve üzerinde düşünülmeye değer bulduğumuz husus Sn.Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Anıtkabir ziyareti ve şeref defterine yazdıkları dır.

Sevgili okurlar,
Bu metin üzerinde çok düşünülmüş olduğu belli. CB danışman kadrosundaki metin yazarı kurmaylar tarafından kaleme alınmış olabilir. Ancak altında Erdoğan'nın imzası olduğuna ve kendi sesi ile yazdıklarını okuduğuna göre yeni CB nın zihniyetini ve gönül dünyasını betimler. Hatırlatmak amacı bahse konu  yazı aşağıda sunulmuştur.

"Aziz Atatürk,
Türkiye Cumhuriyeti'nin 12. Cumhurbaşkanı, halkın doğrudan oylarıyla  seçilmiş ilk cumhurbaşkanı olarak bugün vazifemizi devralıyoruz.
 Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanıyken 10 Kasım 1938'de vefatınızın ardından cumhurbaşkanlığı makamı ile cumhur arasındaki irtibat  maalesef zayıfladı. Cumhur ile başkanı arasına mesafeler girdi. 2007'de yaptığımız bir Anayasa değişikliğiyle cumhurbaşkanının doğrudan halk tarafından  seçilmesini temin ettik. 10 Ağustos'ta bu büyük değişiklik hayata geçti. Bugün  halkın doğrudan oylarıyla seçilmiş ilk cumhurbaşkanı görevine başlarken aslında  bir kez daha cumhur ve başkanının devlet ve milletin muhabbetle kucaklaşmasına  vesile olduğuna inanıyorum. Siz ve tüm silah arkadaşlarınız istiklal savaşının ardından istikbal  mücadelesini başlatmış, Türkiye'ye muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak için  büyük gayret göstermiştiniz. Sizin başlattığınız bu mücadele, 10 Ağustos  tarihinde cumhurbaşkanının da halk tarafından seçilmesiyle yeni bir zaferi  tecrübe etmiş oldu.
Halk oyuyla seçilmiş ilk cumhurbaşkanının göreve başladığı bugün,  Türkiye'nin küllerinden doğduğu, yeni Türkiye'nin inşa ve imar sürecinin güç  kazandığı bir gündür. Hiç kuşkunuz olmasın ki bugün, 23 Nisan 1920'de ilk  adımlarını attığınız büyük Türkiye ruhunun, özünün, hayal ve ideallerinin  dirildiği gündür.
 Türkiye bugün, kadim medeniyet kaynaklarıyla tekrar kucaklaşmış,  özüyle ve ruhuyla tekrar buluşmuş, hakimiyeti milliyeye her zamankinden çok daha  fazla güç kazandırmıştır. Vazifeye başlayışımın bu ilk gününde ülkemiz,  vatanımız, devletimiz ve bayrağımız için en önemlisi de aziz milletimiz için her  zamankinden daha çok çalışacağıma dair milletime söz veriyorum.
 Bu vesileyle tüm şehitlerimizi, şahsınızda tüm gazilerimizi rahmet ve  minnetle yad ediyorum. Ruhun şad olsun."

Değerli düşünürler,
Kendisinden önce görev yapan Cumhurbaşkanlarından farklı bir uygulama içinde olacağını açıkça ifade eden Erdoğan, her fırsatta kendisini halkın seçtiğini vurgulamakta ve bunun ülke yönetiminde kendisine alan ve hak sağladığını ima etmektedir. Ayrıca CB nın doğrudan halk tarafından seçildiği tezi hangi akıl ve vicdana sığar ? Aday tespiti ve seçim propaganda sürecini hatırlamaya çalışınız lütfen. Halkın bu seçimdeki yegane dahli önüne sunulan /empoze edilen üç seçenek ten birine oy vermek zorunda bırakılması değilmiydi ? Hayır benim adayım bunlar değil diyebildi mi aziz Cumhur ?

Küllerinden yeniden doğmak ne demektir ? Ülkemiz yanmış kül olmuş ta bizim mi haberimiz olmamış ? Erdoğan'ın CB seçilmesi ne muhteşem bir gelişmedir ki tabiatı ile yeni bir Türkiye doğmuştur..

Cumhur ile başkanı arasındaki mesafenin yakınlaşması, devlet ve milletin muhabbetle kucaklaşması kulağa hoş gelen, gönül okşayan sözler ama nasıl ?

Sevgili okurlar, lafla -demogoji ile Yeni Türkiye olunmaz ( biz iyi niyetimizle buradaki Yeni Türkiye ifadesinden daha demokratik-özgür-modern-her şartta laik-evrensel insan haklarına koşulsuz saygılı- hukuk egemen ve daha müreffeh-daha eğitimli bir ülke anlamını çıkarıyoruz. Aksi hiç bir yeniliğe rızamız ve boyun eğmemiz beklenemez)

Sayın Cumhurbaşkanı,
Yeni Türkiye hayalinizden bahsederken eski alışkanlıklarınızı muhafaza etmeniz inandırıcılığınızı olumsuz yönde etkilemekte ve toplumun önemli bir kesiminde endişe yaratmaktadır.

-   Siyasi rekabetiniz bittiği halde halen Ana Muhalefet lideri ile küserek, devlet protokolunda tokalaşmayarak, ( Bu gerginlikte Kılıçdaroğlu'nun da payı olduğunu ve kesinlikle doğru bulmadığımı belirtmek isterim)

- Sizi eleştiren konuşma yapmasından hoşlanmadığınız/ tahammül edemediğiniz Barolar birliği başkanı Feyzioğlu da davet edildiği için Yargıtayın adli yıl açılış törenine katılmayarak. Atadığınız Başbakanın ve zamanında memurunuz olduğunu belirttiğiniz Genel Kurmay Başkanının bu törene katılmamalarını sağlayarak,

- Ülkenin en az yarısının sizi CB olmak görmek istemediğini bile bile  ve o geniş halk kitlelerinin değer' lerini,kaygılarını ve beklentilerini ciddiye almadan 77 Milyonun başkanı olacağım ve cumhuru muhabbetle kucaklayacağım diyerek ,

-  Mecbur kaldığınız yer ve zaman haricinde ( örneğin TBMM de CB yemin metnini okurken) Atatürk'ümüzün adını anmayarak, sonra Anıtkabir ziyaret defterine bir kaç sempatik söz yazarak,

- Zafer Bayramı kutlama resepsiyonunda "Yemen türküsünü" söyleyerek

Yeni Türkiye'yi yaratamazsınız.

Saygılarımla

Serdar Durat
Stratejist