Yılbaşı, Gavurun İcadı mı, Bireyin İhtiyacı mı ?

Televizyona dansöz çıksın mı? Çıkmasın mı?
Türk aile yapısının ahlakını bozsun mu? Bozmasın mı?
Geçmiş zamanların Aralık aylarında ne çok tartışırdık.
Lakin devir çabuk değişti.
Mevzu televizyonun ötesine geçti.
Artık Facebook, Twitter ve Instagram edindik.
Sadece yılbaşında masaya çıkan dansözün videosunu değil süslediğimiz çam ağacının fotoğrafını da profillerimize ekleyiverdik.
Beklediğimiz kavganın çıkması uzun sürmedi.
Ancak bu defaki sebep dansöz değil ağaç oldu.
'Sen şimdi o Noel ağacını süslüyorsun ama cehenneme gideceksin, bilmiyorsun!' uyarısıyla 'Medeni ol, biraz' türünden yanıtlar havada uçuşup durdu.
Kalın bir sosyoloji kitabı çıkarır bu diyalog ama biz eldeki köşeyle yetinip konuyu özetlemeye bakalım.
Yeni yılı  karşılama telaşı, konservatif kesimde farklı bir dine özenme şeklinde algılanır. Oysa hatırlatmak gerek; Hıristiyan olmayan toplumlarda yılbaşı kutlamalarının abartılması dini değil ticari kaygılarla ilgilidir.
Hikayemiz bireyin motivasyon ihtiyacıyla başlar. Bilhassa kuzey yarımkürede can simidi görevi görür Noel kutlamaları.
Çünkü kış mevsiminin en şiddetli evresine denk gelmiştir.
Yeni bir eve taşınmak, işe başlamak, daha çok çalışmak, sigarayı bırakmak, dahası spor ve diyet yapmak için enerji bulmanın epey güç olduğu bu süreçte takvimlerin yıl hanesindeki değişiklik yetişir imdada.
Söz konusu gereksinimi fark eden AVM'lerin, moda dergilerinin ve turizm şirketlerinin de konuya dahil olup tüketimi teşvik etmesi sonucu bugün içinde bulunduğumuz tiyatro sahneye konur ve ister Müslüman ister Budist olsun kendini o heyecana kaptırmayanlar yok denecek kadar azınlıkta kalır.
Türkiye için farklı bir çıkarımdan daha söz etmek mümkün. Batı toplumlarını rol model alan kesim (evet, dindarlar onlara 'elitist' diyor) için yıllar yılı özendikleri toplumların parçası gibi hissetme vesiledir yılbaşı.
Hemen ekleyeyim dine değil gelişmişliğe özenme halidir kat ettiğimiz.
Şükran günü sofralarını aratmayacak bir yemek mönüsü hazırlamak, Noel ağacı süslemek ve etrafını hediyelerle donatmak, dünya siyasetini şekillendiren zengin ülkeler gibi olmaya bir adım daha yaklaşıldığı hissini uyandırır.
'Medeni ol, biraz' uyarısının ardındaki vurgu da diyebiliriz buna.
Şahsi kanaatim, yeni yıl telaşesi uzun süredir görmediğiniz akraba ve dostlarla bir araya gelmenize vesile oluyor, dahası 1 ocakta gerçekleştirmeye niyetlendiğiniz hedeflerin yarısını bile hayata geçirmenizi sağlıyorsa, kötü alışkanlıklar kategorisinin dışında bir yere konumlanmıştır.
Fakat altını çizmek isterim; 1 Ocak geliyor diye heyecanlanmayanları yobaz addetmek te  en az yılbaşını kutlayanları alelacele cehenneme yollamak kadar kaygı verici, ötekileştirici ve baskıcı bir tutumdur.
Cennete ya da cehenneme gitmek, gelişmiş ya da geri kalmış olmak, bir ağacı süslemek ya da süslememekle elde edilecek kadar basit olgular olsalardı keşke.
İlki ahlaklı bir birey olmanın hakkını vererek ikincisi ise ar-ge'ye yatırım yaparak seneler içinde belki ulaşılabilecek hedefler.
Bu nedenle, 2015'in, farklılıklarımıza saygı duyduğumuz, 'Noel ağacını süslüyorsun ama cehenneme gideceksin' ile 'Medeni ol, biraz'  cümleleri arasında bir yerde buluşmayı ve dolayısıyla uzlaşmayı başarabildiğimiz bir yıl olmasını umuyorum.