Yıldızların Altında

Bahçeli ne demiş, MHP ne yapmış?

Kılıçdaroğlu ne cevap vermiş CHP hangi tavrı takınmış?

HDP ne düşünüyormuş, AKP kimin kapısını çalacakmış?

Dolar kaç lira olmuş, domatesin fiyatı neymiş?

Dört kişilik bir ailenin iftar yemeği kaç liraya mal olurmuş?

***

Gelin, siyasetin pis kokulu dehlizlerini ve gündelik hayatın sonu gelmez hay huylarını bir kaç dakikalığına da olsa bir kenara bırakıp, derin bir nefes alalım.

Daha hoş şeylerden, mesela yıldızlardan, gezegenlerden, elementlerden, isimlerden bahsedelim.

***

“Esperia” ismini duymuşsunuzdur.

Aster’den türemiştir.

Eski Yunanlılar, bu sözcüğü Babil’den almışlardı.

Babil’liler, bereket tanrıçalarına “İştar” derlerdi.

***

Tanrıça, yıldız kimliğine bürünerek Eski Yunan’a gidince, adı değişti.

Aster, Asterus, ve zaman içinde Hesperus oldu.

***

Galaksimizin öte ucundaki minicik yıldızları bile görmeye yarayan teleskoplar henüz icat edilmemişti.

Dünyaya en yakın gezegen olduğu için, doğal olarak ilk keşfedilen Venüs oldu.

Çıplak gözle bile görülebiliyordu.

Burnumuzun dibindeydi çünkü.

***

Öyleyse, bir isim verilmeliydi...

***

Babil’liler, bereket tanrıçalarını “bir yıldız”la mı, yoksa “bu yıldız”ı bereket tanrıçalarıyla mı şereflendirmek istediler bilinmez, keşfettikleri bu ilk yıldıza “İştar” adını verdiler.

Eski Yunan, komşu Babil’den esinlenerek “Aster” dedi aynı yıldıza.

***

Aster”in  “Hesperus”a dönüşme yolculuğu için ilk adım atılmıştı.

“Esperia”nın kız çocuklarına isim olarak konulma serüveni de böylece başlamış oldu.

***

Biz “Zühre” dedik, kız çocuklarımıza aynı ismi koyarken.

Avrupalılar “Venüs” dediler.

***

Mitolojinin, edebiyatın konusu oldu Zühre/Venüs.

Eğlenceden ve aşktan söz edildiğinde, akla hep o geldi.

Denildi ki “üçüncü göktedir, kutludur...”

***

Fars’a göre Nahid (ya da Nahide) idi...

Enerjikti ama sağduyuluydu, yaratıcıydı ama sakindi...

***

Eski Yunan’da Afrodit’le eş tutuldu.

Yani güzellik ve aşk tanrıçası oldu.

***

Orta Asya’da Çolpan adını alıp, dünya kadar efsanenin ve dizenin yaratılmasına, yazılmasına yol açtı.

***

Laf Esperia’dan yani Venüs/Zühre/Çolpan’dan açılmışken, isterseniz onun hemen yanındaki ve güneşe daha yakın olan Merkür’e (Utraid) de bir bakalım...

Güneşe yakınlığı ile bilinen Merkür, çok hızlı bir gezegendir.

Bu nedenle, “ok” ile sembolize edilir.

Eski Nasturi’ler, Utraid’i Hermes’e (İdris Peygamber, Enoş, Thoth, Hanok) benzetmişlerdir.

(Yoksa tersi mi? Yani Utraid’in özelliklerinden hareketle mi Hermes tarif edilmişti? Kim bilir?)

Öyle ya da böyle, Hermes’in (bizdeki ismiyle İdris Peygamber’in) özelliklerinden olan fesahat ve belagat yani açıklık ve netlik ile doğruluk ve düzgünlük bir gezegen olan Merkür’e çok yakışıyor...

***

Farsça’da, Debir-i Felek’tir Merkür.

Yani Gök Kâtibi.

O kalemdir, kâğıttır.

O kuvvettir.

***

Nedense, bu yıldızın sembolize ettiği üç kere kutsal Hermes’in tat alma duyusunun çok gelişmiş olduğu düşünüle gelmiştir.

Eskiler, misafirlerine güzel yiyecekler, içecekler sunarak onurlandırırlardı Merkür/Hermes’i.

Ayrıca zekâsı, anlayışı, merhameti, sır saklaması, zevk sahipliğiyle de ünlüydü Hermes.

***

Ve, kuşkusuz Bilginin Efendisi’ydi o.

Onun gökyüzüne hakim olduğu zamanlarda doğan çocukların, güzel ve akıllı olduklarına inanılır.

Çarşamba günlerinin ve pazartesi gecelerinin bu gezegene ait olduğu düşünülür.

Çocuk yapmak için seçme şansınız varsa, aklınızın bir kenarında bulunsun...

Siz de pazartesi gecelerini nişanlayın, sizin de güzel ve akıllı çocuklarınız olsun!

***

Güneşin sembolü altındır malum.

Ayın sembolü ise gümüştür.

Peki, Merkür’ün sembolü nedir biliyor musunuz?

Civadır.

***

Rengi ise mavidir.

***

Bıraksanız, daha neler anlatacağım...

Neyse...

***

Söyleyin, iyi gelmedi mi gündelik hayatın manasız hayhuyundan ve siyasetin pis koridorlarından biraz uzaklaşmak?

***

Öyleyse, kendinize bir iyilik yapın!

Gidip kitapçı raflarından bir kitap seçin.

İsmi de mesela 53. Risale olsun.

Bu kitap sizi alsın, 1000 yıl kadar geriye götürsün.

Merkür’ün Venüs’ün ve öteki sırların kapılarını aralamanıza yardımcı olsun.

İdris Peygamber’le ve gizli bir kardeşlik örgütü olan İhvan-ı Safa ile tanışmanızı sağlasın.

Tapınak Şövalyeleri’nin akıl almaz maceralarına tanıklık ettirsin.

***

Dediğim gibi, hepimiz biraz da kendimiz için yaşamayı, arada bir de olsa (ne kadar sık olursa o kadar iyi) bir kitap okumayı hak ediyoruz.

Sizce de öyle değil mi?