Yönetim Denetimi ve Örtülü Ödenek !

Değerli düşünür dostlarım,

İnsanların belirli bir coğrafyada bir arada ve sosyal bir düzen içinde , yaşamaya başlamalarından itibaren yönetim ve denetim ihtiyacı belirmiştir.

Bu iki olgu mütemadiyen etkileşim halindedir ve birbirlerini beslerler.

Yönetim ve Denetim iç içe geçmiş fonksiyonlar ve süreçler bütünüdür.

Gelişmiş ülkelerde , yönetimin olduğu her yerde denetim, denetimin olduğu her yerde ise yönetim mevcuttur.

Yönetim küresel bir kavramdır,bünyesinde faaliyet süreçlerini ve teşkilat yapılarını barındırır. Başlıca dört ana alt öğeden oluşur ki bunlar Planlama-Örgütleme-Yönlendirme ve Denetim dir. Bunların aralarındaki ahenk , denetimin etkinliği ile doğrudan ilişkilidir.

Ülkemizde Anayasa gereğince ( md.125) idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. Merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki kamu idareleri ile SGK larının bütün gelir ve giderleri ile mallarını TBMM adına denetlemek ve sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamak ve incelemek-denetlemek-hükme bağlamak yetkisi ise Sayıştay'a verilmiştir(md.160)

Sevgili okurlar, Sayıştayın iki temel işlevi vardır. Bunlardan ilki genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin mali faaliyet, karar ve işlemlerinin kanunlara, kurumsal amaç-hedef ve planlara uygunluk bakımından tetkik edilmesi ve sonuçlarının TBMM ne raporlanmasıdır. İkincisi ise hesapların hükme bağlanmasını içeren, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin gelir, gider ve mal hesapları ile ilgili işlemlerinin yasal düzenlemelere uygun olup olmadığına karar verilmesidir.

Özellikle mali işlemlerin bir bütün halinde denetime açık olması ve bu kapsamda kamu kaynağı kullanan kişi ve kurumların tüm eylemlerinin denetlenebilir olması şarttır. Ülkemizin en mahrem ulusal değerlerinin içinde bulunduğu TSK nin dahi mali mevzuat bakımından Sayıştay denetimine açık olduğu malumdur.

Değerli düşünürler, 5018 sayılı kanunun 24. Maddesi  ; Örtülü Ödenek tanımını şu şekilde yapmaktadır. Kapalı istihbarat ve kapalı savunma hizmetleri, devletin milli güvenliği ve yüksek menfaatleri ile devlet itibarının gerekleri, siyasi-sosyal ve kültürel amaçlar ve olağanüstü hizmetlerle ilgili hükümet icapları için kullanılmak üzere Başbakanlık bütçesine konulan ödenektir. Rahatlıkla görülebileceği üzere bir çok farklı harcama kalemlerinin rahatlıkla bu kapsam içinde mütala edilebileceği olağanüstü esnek bir tanımdır.

Örtülü ödenek olgusu, ülkemizde eskiden beri hep tartışma konusu olan, modern demokrasilerde ve hukuk devletlerinde olmaması gerektiği iddia edilen bir uygulamadır.  1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu'nun 77. Maddesindeki   başbakanlık bütçesindeki örtülü ödenek; Gümrük ve Tekel Bakanlığı, EGM lüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı bütçelerindeki haber alma ödenekleri ile sınırlandırılmışken, 5018 sayılı kanun'nun 24. Md. de, kanunlarla verilen görevlerin gerektirdiği istihbarat hizmetlerini yürüten diğer kamu idarelerinin bütçelerine de örtülü ödenek konulabileceği belirtilmektedir.

Bu düzenleme ile örtülü ödeneğin, belirlenen amaçlar dışında Başbakanın ve ailesinin kişisel harcamaları ile siyasi partilerin idare, propaganda ve seçim ihtiyaçlarında kullanılamayacağı  prensibi ve sınırlaması getirilmiş olsa da bunun kontrol edilmesine dair herhangi bir hüküm yer almamaktadır.

Bu nedenledir ki örtülü ödeneğin, meclis ve yargı denetimine tabi tutulmasını sağlayacak düzenlemelerin  yapılması gerekmekte olup bunun demokrasinin işleyişi bakımından çok önemli bir adım olacağı değerlendirilmektedir.

Hesap verebilir olmak açık toplumlarda saydam yönetim için vazgeçilmez bir zarurettir. Bunun en önemli mekanizmalarından birisi, kamu kaynağı kullanan birimlerin ve yetkilendirilmiş kişilerin görev ve sorumluluk alanlarının somut bir şekilde tanımlanması ve kesinlikle denetime tabi olmasıdır.

İnsanoğlu tabiatı gereği bireysel kaynaklarını kullanırken çok titiz ve maksimum çıktıyı hedefleyen davranış biçimini sergiler ama ne yazıktır ki  kamusal kaynakları kullanırken böyle bir güdülemeden yoksun olduğunu hayatın dinamikleri ve gerçekleri göstermektedir. İşte tam da bu nedenle kamu kaynaklarını kullananların kesinlikle sorumlu olmaları ve denetim sistemi tarafından kontrol edilmeleri şarttır. Bahsekonu denetim sisteminin muhakkak surette gerek örgütsel ve gerekse faaliyet anlamlarında önyargılardan, kurumsal taassuptan, bireysel algılardan ve milli varlıklarımıza zarar verici rekabet kaygılarından arınmış olması gerekir. (Ref: Sayıştay dergisi sayı 63)

Değerli okurlar, yukarıda belirtilen geçeklerin ışığı altında CHP milletvekili sayın Prof.dr Hurşit Güneş'in basın toplantısında belirttiği, örtülü ödenek harcamalarında Cumhuriyet tarihimizin en büyük artışının yaşandığı ( dokuz ayda 900 milyon lira) konusunu kısaca irdeleyelim isterim.
Her şeyden evvel bu asil milletin yok canından devlete ödediği vergilerin tek bir kuruşuna kadar nerede ve nasıl harcandığını bilmek hakkı olduğuna inanırım.

Bu netameli  ve insana hiç güven vermeyen Örtülü ifadesinin ivedilikle değiştirilmesi gerektiği kanaatindeyim.  Devlet sırrı denilen kavramın artık günümüzde pek bir değer ifade etmediği, kozmik odaların ve en gizli planların bile afişe olduğu yerde paranın harcandığı amaç ve yer , yasal ve ahlaki olduğu sürece neden saklansın ? üzeri örtülsün anlamak mümkün değil.
Belki bunun bir istisnası Allah vermesin Harp halinde sözkonusu olabilir ki o zaman ne ödeneğin ne de örtüsünün anlamı kalır, ülkenin tüm milli güç unsurları o harbi kazanmak uğruna seferber edilir.

Netice olarak; Sn.Başbakan , Demokrasiden, şeffaflık ve hesap verebilir olmaktan , yetim hakkını korumaktan bahsetmek ve inanılır olmak istiyorsa  her şeyden evvel bu fasıldan yaptığı harcamaların üzerindeki örtüyü kaldırmalıdır.

Saygılarımla,

Serdar Durat
Stratejist
14.11.2012