Yüce'ler Ülkesinde Cüce Gerçekler

Değerli Düşünür Dostlarım,

Dört eski Bakan hakkındaki yolsuzluk iddialarının Yüce Divan'a taşınmasına gerek olmadığına ilişkin karar TBMM'de az farkla dahi olsa alındı.

Yüce milletimiz tatmin olmuşmudur ?

Yüce Adalet tecelli etmişmidir ?

Yüce Dinimizin incinen değerleri onarılmışmıdır ?

Yüce Meclis görevini layiki ile yerine getirmişmidir ?

Yüce liderlerimiz memnunlar mıdır ?

Bakarmısınız bizim ülkemizde " Yüce" lik payesi ne kadar cömert bir şekilde kullanılıyor...

Yukarıda belirtilen soruların cevapları uzunca bir süre tartışılmaya devam edilecek, konunun iç ve dış paydaşlarınca kendi alaka ve menfaatleri doğrultusunda farklı kıymetlendirilmeler yapılacaktır.

Sevgili okurlar,

Gelin isterseniz önümüzdeki resime biraz yukarıdan bakalım , duygularımızdan, siyasi tandanslarımızdan ve tercihlerimizden arınmaya çalışarak salt somut gerçekliklere ışık tutalım.

1. Erdoğan Bayraktar'ın "konuşmak istiyorum ama arkadaşlar konuşmamamın daha uygun olacağını tavsiye ettiler, o yüzden konuşmadım" sözleri toplumun önemli bir kesiminde , kendisine susması için baskı yapıldığı intibaını uyandırmıştır.

2. Egemen Bağış'ın TBMM de oy kullanırken çekilen artistik fotoğrafındaki beden dili özellikle sosyal medyada çok ağır eleştirilere maruz kalmıştır. Küstahlık, pişkinlik, arsızlık gibi gerçekten hicap duyulacak yorumlar yapılmıştır.

Bu zatı muhteremi himaye etmek ise AKP için çok ciddi bir prestij kaybı ve güven erozyonu nedeni olmuştur.

3. Muhalafet AKP içinden en çok 48 olan fire miktarı ile övünmeyi ve oyalanmayı tercih etmiştir. (Sanki kendilerinin başarısıymış gibi)

4. Anadolu Partisi Genel Başkanı Emine Ülker Tarhan'ın sağlık sorunlarını gerekçe göstererek oylamaya katılmaması ve zaten sonucu belliydi deyip bu tercihini mazur göstermeye çalışması kendisine güvenen ve gönül veren kesimlerde büyük hayal kırıklığı yaratmıştır. Bu durum zaten çok zor olan genel seçimlerde barajı aşabilmesini daha da zora sokmuştur.

5. AKP bu aşamadan itibaren , yolsuzluk iddialarına ilişkin henüz bireysel bazda olan suçlamaların / iddiaların kurumsal muhatabı haline gelmiştir.

6. AKP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'nin " Asgari ücretin bin TL olduğu ülkede siyasetçi siyasetçi 700 bin TL lik saati kolunda taşıyamaz " sözleri geç kalmış ve etkisiz bir retorik olarak algılanmıştır.

7. Paris katliamını inançlarımıza ve sevgili Peygamber efendimize hakaret olarak algılayıp kınamayan, neredeyse haklı görme temayülünü gizlemeyenlerin Egemen Bağış'ın " Bakara Makara salla gitsin" sözlerinden nasıl hiç incinmedikleri konusu gizemini sürdürmektedir.

8. İsimleri ile müsemma eski Bakanların Yüce Divan'a sevk edilmemekle ; sütten çıkmış ak kaşık olduklarını düşünmeleri ve aile fertlerinin, dostlarının , siyasi sempatizanlarının gözlerinin içine gönül rahatlığı ile bakabilmeleri ve toplumda saygı görebilmeleri pek kolay olmayabilir.

Değerli düşünürler,

Kolayca inkar ve itiraz edilemeyecek olan bu tespitler.

Hemen her şeyin "yüce" olduğu ülkemizde kimileri için "cüce " gibi görülebilir ama eminim tarih disiplini gerekli notlarını çoktan almıştır. Yakın gelecekte ve yeterince aydınlandığımız bir gün mutlaka bu gerçeklerin hesabı sorulacaktır.

Saygılarımla
Serdar Durat
Stratejist