Orhan Çelik ile Tehlikeli Temayüller sergisi üzerine…

Tehlikeli Temayüller sergisi ile İstanbul'da sanatseverlerle buluşan genç ressam ve yazar Orhan Çelik, Haber3.com’dan Sevgi Mardin’in sorularını yanıtladı.

Orhan Çelik ile Tehlikeli Temayüller sergisi üzerine…
Haber3.com'a Google'da abone olun Google News
A+ A-

Beyoğlu’nun parke taşlı yollarında yürüyorum. Turnacıbaşı Caddesi’ne girip sonuna kadar  ilerliyor ve Gama Gallery’nin önünde duruyorum.

Gama Gallery’de çok güzel ve özel bir sergi var; Üç farklı kuşak sanatçı ‘’Tehlikeli Temayüller’’ isimli sergide bir araya geliyor. Tomur Atagök, Beyza Boynudelik ve aynı zamanda serginin küratörü olan ressam/yazar Orhan Çelik.

Sergi 26 Kasım’da açıldı. Ancak endişelenmeyin! 4 Ocak 2020’ye kadar devam ediyor.

Ben de Orhan Çelik ile hem serginin gelişim sürecini hem de Türkiye’de sanat üzerine bir söyleşi yaptım.

 Orhan Bey merhaba, Tehlikeli Temayüller isimli sergide iki farklı sanatçı ile bir araya geldiniz. Proje nasıl oluştu?

Öncelikle teşekkür ederim Haber3 ekibi ve size. Projeye 8 ay önce Gama’nın sahibi Şule Claire Altıntaş ile başladık. 8 ay sonra 26 Kasım’da izleyiciye açtık. Tomur Atagök, Beyza Boynudelik ve benim çalışmalarım sergileniyor. İkisi de beğendiğim, yan yana gelmek isteyeceğim sanatçılar. Üç farklı isim aynı disiplin üzerinden farklı temalarla buluştu.  

İsmi neden Tehlikeli Temayüller?

Çalışmalar birbirinden o kadar bağımsız ki. Her sanatçının bir felsefesi, kavramı ve sanat pratiği var. Ele alınan konular da tehlikeli eğilimleri oluşturuyor.

Sergideki sanatçılardan ve çalışmalardan bahsedebilir misiniz?

Tomur Atagök; doğa, kadın, tanrıçalar ve feminizm üzerine çalışmalar yapıyor.  1984 tarihli ve 2019 tarihli bir işi yan yana koyduk. Atagök renkleri birbirine bağlayarak, ele aldığı konuların istikrarlı şekilde süreceğinin mesajını 1984 tarihli tuval resminde vermiş. Mesela 2006 yılında yaptığı metal üzerine çalışmaları da var; metallerde yansıma ile dördüncü boyutu yakalıyor, çünkü resmin içine izleyici de sokmak istiyor.

Beyza Boynudelik günümüzün bireyini anlatıyor. Resmin içinde soyut elemanlar kullanıyor. İnsan ve hayvan figürlerinden yola çıkarak eylemlerini gerçekleştiriyor.

Benim çalışmalarım ise varlık sorununu ele alıyor. Gözyaşı ile önemli duygu durumlarını ifade ettiğimi düşünüyorum. 

Sergiyi oluştururken zorlandığınız şeyler oldu mu?

Açıkçası olmadı. Şule Claire ve ekibi çok yardımcı oldu.  Zaten sergi kendi kendini oluşturdu bir zaman sonra. Mesela, Tomur Atagök’ün metal çalışmalarının içerisinde bir ayna var. Biz bu ayna sayesinde resmin içinde resim elde ettik. Çünkü metallerin tam karşısında diğer iki işi görünüyor.

Galerinin sanatçısı olan Beste hanım’ın bir jaguar heykeli vardı. O heykeli sergide kullandık. Spontane gelişti.  Boynuna pembe renk üzerine ‘’Sanatın ve Tanrıçaların Bekçisi’’ uyarısı koyduk.

Mesela Beyza’nın çalışmaları mekana çok güzel uydu. Bir de şunu söylemeliyim, biz galeriyi çok eserle doldurmak istemedik. Bir kere resimlerin aralarında güzel boşluklar bıraktık seyircinin gözü yorulmasın diye. Az ama öz olsun istedik. Ben bu şekilde izleyicinin daha dikkatli baktığını ve olayı kavradığını düşünüyorum.

Toplamda kaç eser yer alıyor sergide?

Tomur Atagök’ün 6 eseri, Beyza Boynudelik ile benim de 5’er tane çalışmamız var.

Ne tür eleştiriler aldınız?

Eleştiriler pozitif yöndeydi. Tuval resmi ölmemiş denildi. Hatta resim ölmemiş denildi. Birbirinden farklı ve bağımsız çalışmaların bir araya gelmesi şaşkınlık yarattı ve beğenildi. Negatif bir eleştiri görmedim.

Türkiye’de sanat ne durumda sizce?

Çağdaş sanatta dünya ile aynı yerde olduğumuzu düşünüyorum. Üretim çok. Ancak yerli izleyici sayımız çok az. Gelen seyircilerin çoğunun turist olduğunu görüyoruz. Sanırım toplumumuz sanata ihtiyaç duymuyor. Sanat tarihlerini bilmiyorlar. Tabii bir de merak meselesi.

Sergi bir aydan fazla zamana kadar izleyiciye açık. Genelde 2-3 hafta sürer sergiler.

Evet. Uzun sürmesi çok iyi oldu. İki hafta sürseydi kaçıranlar olacaktı. Ancak 4 Ocak’a kadar devam edecek. Bir de galeri konum olarak çok iyi yerde. Hem sergiyi geziyor, hem de İstiklal Caddesi’nde yürüyorsunuz.Müthiş bir keyif.

Sizin aynı zamanda ‘Organik Eylem’ isimli öykü kitabınız da yayımlandı. Biraz kitaptan bahsedebilir misiniz?

Minimal öyküler kaleme alıyorum. Olabildiğince sade yazmayı seviyorum. Ağdalı dilden hoşlanmıyorum. Metinlerden bağımsız olarak resimlerim de yayınlandı. 2015 yılından başlayıp bu yıla kadar seçip eledim resimlerimi. Çalışmalarımın adı Organik Eylem. Bununla ilgili bir de öyküm olunca kitabın isminin olmasını istedim.

Hayırlı olsun serginiz ve kitabınız. En kısa zamanda okuyacağım. Çok teşekkürler vakit ayırdığınız için…

Ben teşekkür eder, Haber3 okurlarını sergiye beklerim.

Haber3.com
Sevgi Mardinli
sevgimardinli@gmail.com

Haber3.com'a Google'da abone olun Google News