Abdurrahman Dilipak: ''Allah topunuzun belasını verecek''

Hükümete yakın Akit gazetesi yazarı Abdurrahman Dilipak, dikkat çeken uyarılarda bulundu ve "Allah topunuzun belasını verecek" dedi.

Abdurrahman Dilipak: ''Allah topunuzun belasını verecek''
A+ A-

Hükümete yakın Akit gazetesi yazarı Abdurrahman Dilipak, dikkat çeken uyarılarda bulundu.

Abdurrahman Dilipak, bugünkü “Endişelenecekler tabi, çünkü ucu kendilerine dokunuyor” başlıklı yazısında, “Eşref Bitlis’i araştıramazsınız, Uğur Mumcu’yu da, Hablemitoğlu’nu da, Cem Ersever’i de, Hrant Dink’i de, Muhsin Yazıcıoğlu’nu da, Bahriye Üçok’u da, Sabancı’yı da. Çünkü 3 adım sonra ucu ‘kendilerine’ dokunur” ifadelerini kullandı.

“Müslüman, ateist, laik, sağcı-solcu fark etmiyor” diyen Dilipak şöyle devam etti:

“Aynı delikteki yılan tarafından ısırılıyoruz. ‘Fail’ 40. odada gizlidir. Eğer kararlılık ve cesaretle işin üzerine gidecek olursanız, oraya varana kadar ‘dokunulmaz’, ‘korunan’, ‘kozmik ve derin' birçok ve kurumun kapısından geçerek ilerlemeniz gerek. Ve her adımda, faili işaretleyen yanıltıcı tabelalar göreceksiniz. Muhbirler, analizistler, muteber adamlar, belge sunan gazeteci kılıklı ajanlar sizi karşılayacaklar. Her şeye rağmen doğru yönde ilerleyecek olursanız, tehdit alır, saldırıya uğrarsınız. Yetkiniz elinizden alınır.

Darbeler, darbeciler, siyasi cinayetlerin failleri onun için bulunamaz. Herkesin bildiği gerçek ‘sır’ olur. Çok ısrarcı olursanız, gemileri yakmışsanız, geri dönülmez bir noktaya gelmişsiniz, ‘artırılmış bir gerçeklik’, ‘somutlaştırılmış’ fabrikasyon bilgi, belge, bilirkişi, itirafçı, muhbirlerle hedef seçilen bir kurban önünüze çıkarılır ve infaz edilir. ‘Tanrılara kurban sunulur’ ve asıl cinayet, kurgulanmış yeni bir cinayetle perdelenir.”

“CANINIZ CEHENNEME! YAKINDA NASIL BİR YIKILIŞLA YIKILACAĞINIZI GÖRECEKSİNİZ”

“İşe adam’ değil, ‘adama iş’ emreden ‘hoca efendiler’, vakıf mütevellileri, partizanlar, ihale komisyoncuları, hemşericilik ayağına yatanlar” sözleriyle eleştiride bulunan Dilipak “Allah topunuz belasını verecektir elbet bir gün mutlaka” dedi.

Dilipak şunları yazdı:  

“Özal suikastinin faili yakalandı da ne oldu! Papazı yakaladınız da ne oldu!. 15 Temmuz gecesi İncirlik’te neler yaşandı soruşturabiliyor musunuz? Fehriye Erdal nasıl oluyor da AB ve NATO’nun merkezlerinin bulunduğu bir ülkede barınabiliyor. Apo’nun ve PKK derin sırrını çözebilir misiniz? Sahi, Sivas ve Başbağlar’da ne oldu? Kanlı 1 Mayıs neyin nesi idi!. ‘Arınç suikasti’nin (!?) arkasında ne vardı! İçişleri Bakanları emniyet genel müdürleri, istihbarat şefleri ‘devlet terbiyesi’ gereği konuşmazlar. Onların kafalarına çakılan hiyerarşide Allah’ın emri, amirlerinin emrinden sonra gelir. Kadro ve bordroları din günü makamlarından önce gelir çünkü. İdari sicilleri, ‘Kiramen Kâtibin sicilleri’nden öncedir. Onun için ‘gerçeğin üzerini örter’ler. ‘Hakızlıklar karşısında susar’lar, ‘Adil şahidler’ olmazlar. ‘Yalancı şahid’lik yaparlar. Dünya nimet, makam ve korkuları karşılığında dinlerini satarlar! “İman ettik” demekle yakalarının bırakılıvereceğini zannederler.

Hani ‘bir topluluğa olan öfkemiz bile bizi onlar hakkında adaletsizliğe sevketmeyecek’ idi! ‘İşi ehline’ verecektik, ehliyet ve liyakat ne oldu. Satınalmacılar, ihale komisyonu üyeleri, insan kaynakları müdürleri, ‘hamili kart yakinimdir’ benzeri şeyler yazan, ‘ehliyet ve liyakat’ hatırlatması yapmadan ‘işe adam’ değil, ‘adama iş’ emreden ‘hoca efendiler’, vakıf mütevellileri, partizanlar, ihale komisyoncuları, hemşericilik ayağına yatanlar, milletin vekâletine talip olup, şehrin emanetini alıp kendine vekâlet verenlere ihanet edenleri, emanete hıyanet edenler, menfaatleri için 40 takla atan, yalan söyleyenler, Allah topunuz belasını verecektir elbet bir gün mutlaka. Ne zaman ‘biz zalimlerden olduk’ diyecek ve tevbe edeceksiniz, Allah’ın gazabı yakanıza yapıştıktan sonra mı! Vazgeçmeyecekseniz, yakın olan bir azabı bekleyin. Canınız cehenneme! Yakında nasıl bir yıkılışla yıkılacağınızı göreceksiniz.”