Can Dündar'dan Murat Sabuncu'ya açık mektup

Can Dündar: Sizi anlatıyoruz herkese… İktidarın Cumhuriyet nefretini, suçlamaların saçmalığını, sizin, hepimize gurur veren savunmalarınızı…

A+ A-

Cumhuriyet Gazetesi yazarı Can Dündar'ın "Murat Sabuncu'ya açık mektup" başlığıyla yayımlana köşesi şöyle:


Sevgili Murat,
Mektup yazmanız, almanız yasakmış. Oysa geçen yıl bu ay, biz Erdem’le aynı mahpusta ne çok mektup alıp yazıyorduk.
Madem öyle, ben de buradan yollarım mektubumu…
İnsan iletişiminin asla engellenemeyeceğini en iyi Silivri tutsakları biliyor.
Önceki gün eşini gördüğün o hasret camının ardında gülümseyen yüzün gözümün önünde… Camın o yanından bu yanına geçtin bir yılda; bir bayrağı devralır gibi…
Bekliyordun bunu, yazıyordun da bana…
Gazetenin tarihinden biliyordun, iktidarın zulmünden biliyordun, kendi inadından biliyordun.
Tutuklama kararında “Sorguda gözlemlenen savunma ve davranışlarınla inkârcı tutumu”n gerekçe gösteriliyor.
İşte biz, seni bundan seviyoruz.
Bizi, gazetemizi, ailemizi, okurumuzu bu direnç ayakta tutuyor.
Gazeteyi sormuşsun hemen… Merak etme; herkes daha da hırslı, inançlı çalışıyor. Cumhuriyet, bir umut mektubu gibi çıkıyor her gün… Direnirken güzelleşiyor, büyük sessizlikte tarihi bir çığlığa dönüşüyor…
Ve -Önder’i görürsen müjdeyi ver- okurlar, zor günde büyük kararlılıkla sahip çıkıyor gazeteye; bayilerde bulunmuyor.
Binanın önü Gezi Parkı gibi her gün, her gece… Şiirler, konuşmalar, konserler… Giriş katta nöbet tutan gençler… Ardı arkası kesilmeyen ziyaretçiler…
Sizi anlatıyoruz herkese… İktidarın Cumhuriyet nefretini, suçlamaların saçmalığını, sizin, hepimize gurur veren savunmalarınızı…
Her darbede bakanlık beklentisiyle lacileri çekenler gibi, Cumhuriyet darbesinde “fırsat bu fırsat” diye ihbarcılığa ve boşalacak koltuklara soyunanları…
***
Ben, gazetenin “Dışişleri gönüllüsü” oldum bu arada…
Türkiye’de basına nasıl saldırdıklarını dünyaya haykırıyorum. Sizi, tutuklanan yazarları, gazetecileri, kapanan gazeteleri, televizyonları, radyoları, teslim alınan patronları, işsiz bırakılan meslektaşlarımızı anlatıyorum.
Dünya görüyor Murat!
Hem zulmü, hem direnişi görüyor.
Her ülkede meslektaşlarımız sizi soruyor, sizi yazıyor.
Sadece onlar değil, destekleriyle ya da sessizlikleriyle bu zulümde pay sahibi olan Batı hükümetleri de bu despotizmi daha iyi görmeye, ses vermeye başladı.
Alman Cumhurbaşkanı Joachim Gauck’la görüştüm pazartesi… Kendisi de bir baskı rejiminden geliyor; zulmü tanıyor. “Arkadaşlarınıza özel selamlarımı iletin” dedi; üstümde kalmasın.
Alman Dergi Yayıncıları Birliği’nin ödül töreninde, Paris Belediyesi’nin tarihi meclis salonunda ayakta alkışlandı mücadelemiz…
Alman Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier’le, Fransız AB Bakanı Harlem Desir’le, Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz’la, Paris ve Strasbourg belediye başkanlarıyla görüştüm son üç gün içinde… Sizi anlattım. Ve mülteciler üzerinden yürüyen kirli pazarlığın bizde yarattığı hayal kırıklığını…
Korkunun teslim aldığı Avrupa’ya bir cesaret dersi veriyorsunuz; insan hakkı, basın özgürlüğü, hukukun üstünlüğü nasıl savunulurmuş gösteriyorsunuz.
Bülent Abi ve Mustafa Kemal’le kalıyormuşsun. Hukuk eğitimi sayılır. Şanslısın. Yan koğuşta olsan, Hakan’ın antrenörlüğünde her sabah Güray Abi ve Önder’le kültür-fizik yapıyor olacaktın.
Musa’yla kalsan gülerdiniz birlikte; olup bitene… O koğuş daha eğlenceli gibi:
Turhan Abi’yle, hapis yatmış yazarların adlarıyla yaptığı Kitap eki kapağına şimdi nasıl kendisini ekleyeceğini konuşur eğlenirdiniz. Kadri’yle bir sigarayı bırakma yazısından darbe tahriki çıkaranların mavrasını yapardınız.
Bak, Akın da geliyor şimdi; dosta düşmana, çıkardıkları tevatürü yutturmaya…
Sizi aldıklarına pişman olacaklar Murat… Çünkü dediğin gibi, “Başımız dik. Sadece gazetecilik yaptık biz.”
Çocuklarımızın yüzüne utanmadan bakabilmek için…
***
Muratcan’ın mektubu ulaştı mı eline?
“İlelebet iktidarda kalacakmış gibi yaşayanlara” seslenmiş.
Diyor ki:
“İftiralar ve yalanlarla kirletmeye çalıştıklarınız, belki öteki dünyada haklarını helal etmeyecek size. Yine de ben, kendim ve benim gibi düşünen arkadaşlarım adına yemin ederim ki, ülkece maruz kaldığımız haksızlıklar bir gün yargılanacak olursa, bu haksızlığı yapanlara biz aynı adaletsizlikle yaklaşmayacağız; koşullar ne olursa olsun haklarını namusumuz bileceğiz.”
Onlar kindar nesiller peşindeyken, kinden arınmış evlatlar yetiştirebildik ya; hiçbir baskı bükemez bileğimizi…
Dikkat et üşütme.
Arkadaşlara selam söyle.
Uzun sürmez bu; böyle biline…