Davutoğlu söyleşisi sonrası program yayından kaldırıldı !

Rus haber ajansı Sputnik'in radyosu RS FM'de yayımlanan "Bi De Bunu Dinle" isimli programın sunucusu Yavuz Oğhan eski başbakan Ahmet Davutoğlu'yu ağırladı. Yavuz Oğhan mülakat sonrası işten kovuldu.

Davutoğlu söyleşisi sonrası program yayından kaldırıldı !
A+ A-

Rus haber ajansı Sputnik’in radyosu RS FM’de yayımlanan “Bi De Bunu Dinle” isimli programın sunucusu Yavuz Oğhan, eski başbakan Ahmet Davutoğlu’yla yapılan mülakat sonrası işine son verildiğini açıkladı. Oğhan, İsmail Saymaz ve Akif Beki’yle birlikte yaptıkları programın da yayından kaldırıldığını duyurdu. Kararın ardından açıklama yapan Davutoğlu, "Bu kararın hiç bir izahı yok. Her kapıyı kapatsalar da biz yeni kapı açacak, susmayacağız" dedi.

Gazeteci Yavuz Oğhan, Akif Beki ve İsmail Saymaz ile birlikte eski Başbakan Ahmet Davutoğlu ile yaptıkları mülakatın ardından RS FM'deki 'Söylemesi Bizden' isimli programın kaldırıldığını açıkladı.

Rus haber ajansı Sputnik’in radyosu RSFM’de “Bi De Bunu Dinle” adı ile radyo programı, Sputnik’te de “Bi De Bunu İzle” adıyla YouTube yayını yapan, yine YouTube üzerinden, gazeteciler İsmail Saymaz ve Akif Beki ile de “Söylemesi Bizden” programını yayınlayan gazeteci Yavuz Oğhan’ın programlarına, dün “Söylemesi Bizden” ekibi olarak eski başbakan Ahmet Davutoğlu yaptığı söyleşi sonrası son verildi.

Yavuz Oğhan, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Türkiye’de hiçbir iyi iş cezasız kalmaz” notuyla iki programa da son verildiğini duyurdu.

Davutoğlu: Sadece gazetecilik yaptılar

Kararın ardından Twitter hesabından açıklama yapan Davutoğlu, büyük üzüntü duyduğunu açıkladı. Davutoğlu, "Bu kararın hiç bir izahı yok. Her kapıyı kapatsalar da biz yeni kapı açacak, susmayacağız" dedi. Davutoğlu'nun paylaşımı şölme:

"Dün benimle mülakat gerçekleştiren üç basın mensubu Yavuz Oğhan, Akif Beki, 
ve İsmail Saymaz‘ın programlarına son verilmesinden büyük üzüntü duydum. Kendileri sadece gazetecilik yaptılar. Bu kararın hiç bir izahı yok. Her kapıyı kapatsalar da biz yeni kapı açacak, susmayacağız"

"Sansür çok kötüdür ama en kötü sansür otosansürdür"

Programda Davutoğlu, Türkiye'deki basın ve düşünce özgürlüğüyle ilgili soruya şöyle yanıt vermişti:

"Bir ülkenin en dinamik gücü düşünce özgürlüğüdür. Katar'da ve Ürdün'de iki toplantıya katılmıştım, İslam dünyasının problemleriyle ilgili. En temel problemin düşünce özgürlüğünün olmaması olduğunu söylemiştim. Sansür çok kötüdür ama en kötü sansür otosansürdür. İnsanların şahsiyetini yok eder. İnsanlar kendi kendilerini kontrol etmekten toplumu düşünmeye vakit bulamazlar. Maalesef öz eleştiri, bir içeriden eleştiri olarak söyleyeyim, otosansürün belki de en yoğun olduğu dönemden geçiyoruz. İnsanlar kapalı kapılar ardında başak türlü, kapıların önünde başka türlü, toplantılarda başka türlü konuşmaya alıştılar. Bir FETÖ var bir de FETÖ'cü yöntem var. Aslında bu takiye kültürü ile otosansür birlikte gelişiyor. Son üç yıl içinde bu ilk defa kapsamlı bir yayın. Çünkü mesela referandum öncesinde, yeni Anayasa paketi ile ilgili görüşlerimi anlatabilmek ve bazı kaygılarımı ifade edebilmek için doğrudan, dolaylı televizyon kanallarına çok girişimde bulundum. Biraz da 15 Temmuz'un etkisi içerisinde hiç kimse olumlu cevap veremedi. Vermedi demiyorum ama veremediler. Onun üzerine bir gazete ile mülakat yaptım. Sadece kaygılarımı tarihe not düşebilmek için. Mülakat çıktığında hayretler içerisinde kaldım. En temel kaygılarım yer almadı. Kendi partisi iktidarda olan bir başbakan olarak. Bunu hicapla söylüyorum. Gazetemizi de tenkit etmiyorum. Bir tek onlar yapabiliriz dediği için onlarla yaptım. O gazeteye karşı da bir hükümde bulunmuyorum en azından mülakat yapma cesareti gösterdiler. En azından 'Kaygılarım var' ifadesi çıktığı için kaygılarım olduğu kayıtlara geçti. O günden bugüne bir çok kritik eşikte, acaba görüşlerimi beyan edebilir miyim diye yokladığımda ve son zamanlarda da maalesef, ki hepsi bize saygı duyan gazeteciler, durumu biliyorsunuz bizi mazur görün ifadesini ifade ettiler. Bu benim açımdan, bu ülkede yaşayan bir aydın olarak hicap duyduğum, belki de en temel kaygı duyduğum mesele bu. Özgürce konuşursanız her türlü problemi çözersiniz. Özgürce konuşulamayan bir yerde ise en basit problemler bile çözülemez."