Böbrek hastalıkları yeterince bilinmiyor !

Türkiye'de 7,5 milyon kişi kronik böbrek hastası...

A+ A-

Türkiye’de böbrek hastalıklarının yaygınlığına rağmen toplumda yeterli farkındalık olmaması, hastalığın erken teşhis edilmesinin önünde ciddi bir engel. Hal böyle olunca, sinsi ilerleyen böbrek hastalıkları zamanla kronik bir hal alıyor, dolayısıyla böbrek nakline olan ihtiyaç da artıyor.

Kronik böbrek hastalığı, dünyada olduğu gibi ülkemizde de adeta salgın halini almış olan önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu söyleyen Acıbadem International Hastanesi Organ Nakli Bölümü Nefroloji Sorumlusu Doç. Dr. Ülkem Çakır, hastalığın erken teşhis edilmesi halinde ilerlemesinin geciktirilebileceğini ve önlenebileceğini belirterek şunları söyledi: “Hastalıkla ilgili farkındalık ve erken tanı oranı düşük olduğundan dolayı tedavide geç kalınıyor. Kronik böbrek hastalığı yaşam kalitesini bozarak, yüksek sakatlık ve ölüm oranlarının yanı sıra, yüksek maliyetli diyaliz ve böbrek nakli tedavileriyle de ülkemizin sağlık bütçesini de tehdit ediyor.”

Türkiye'de 7,5 milyon kişi kronik böbrek hastası

Halen tüm dünyada 2 milyonu aşkın kişinin diyaliz ve böbrek nakli tedavileri ile yaşamını sürdürdüğünü belirten Doç. Dr. Ülkem Çakır, gelecekteki 10 yıl içinde bu sayısının iki katına çıkması ve toplam tedavi maliyetinin 1.5 trilyon dolara yaklaşmasının beklendiğini ifade ediyor. Türk Nefroloji Derneği verilerine göre ülkemizde yaklaşık 7.5 milyon kişinin kronik böbrek hastası olduğunu belirten Doç. Dr. Ülkem Çakır, “Diyaliz uygulanan veya böbrek nakli yapılmış yaklaşık 70 bin hasta, son dönem böbrek yetmezliği evresinde olduklarından dolayı, diyaliz veya böbrek nakli tedavilerine gereksinim duyuyor” diyor. Hastalık sıklıkla son dönem böbrek yetmezliği evresine ilerliyor.

Risk grupları daha dikkatli olmalı

Bazı kişiler kronik böbrek hastalığına daha yatkın oluyor. Doç. Dr. Ülkem Çakır, 'kronik böbrek hastalığı' için en yüksek risk grubunda bulunanları şöyle sıralıyor:

1-Diyabet hastalığı

2-Hipertansiyon

3-Kalp-damar hastalığı

4-Ailesinde böbrek hastalığı olanlar

5-Yaşlılar

6-Sigara içenler

7-Böbrek taşı olanlar

8-Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu bulunanlar

9-Sık ağrı kesici kullananlar

10-Bağ dokusu hastalığı olanlar

Diyabet hastalığı artınca böbrek hastalığı da artıyor

Yapılan bilimsel araştırmaların sonuçlarına göre ülkemizde erişkinlerin yüzde 32.7'sinde hipertansiyon, yüzde 12.7'sinde diyabet hastalığı, yüzde 32.1'inde obezite ve yüzde 35.2'sinde aktif sigara içiciliği sorununun bulunduğunu anlatan Doç. Dr. Ülkem Çakır, “Özellikle tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de son dönem böbrek yetmezliğinin en sık nedeni olan diyabet hastalığı sıklığının 2002'de yüzde 7.2 iken, günümüzde yüzde 12'nin üzerine çıkmış olması endişe verici bir durumdur” diyor.

BÖBREKLERİ KORUMAK İÇİN YAPMANIZ GEREKEN 9 ŞEY

- Sağlıklı beslenin ve kilonuzu koruyun.

- Tuz tüketiminizi günlük 5-6 gramı geçmeyecek şekilde kısıtlayın.

- Günlük su tüketiminizi 1,5-2 litre olacak şekilde ayarlayın.

- Sigara içmeyin.

- Egzersiz yapın.

- Sık ağrı kesici ilaç kullanımından kaçının.

- Kan basıncınızı ölçtürün.

- Kan şekerinizi kontrol ettirin.

- Aşağıdaki risk faktörlerine sahipseniz zaman kaybetmeden doktora başvurun.

- Yüksek tansiyon

- Diyabet hastalığı

- İleri yaş

- Ailede böbrek hastalığı varlığı

FARKINDALIĞI ARTTIRMAK İÇİN NELER YAPILABİLİR?

Ülkemizde gerek kronik böbrek hastalığı gerekse bağışçı olunması konusundaki farkındalıkla ilgili neler yapılması gerektiğini anlatan Acıbadem International Hastanesi Organ Nakli Bölümü Başkanı ve Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. İbrahim Berber, ülkemizde organ naklindeki en temel sorunu yeterli kadavra organ bağışı olmaması ve organ nakillerin büyük oranda hastaların akrabası olan canlı vericilerden yapılması olarak nitelendirdi. Canlı verici oranının, kadavra bağışı oranına göre fazla olmasının bu konudaki bilinç eksikliğinden kaynakladığına işaret eden Doç. Dr. İbrahim berber, cerrahi alandaki son gelişmeler hakkında şunları söyledi:

“Özelikle kadavra organ bağışının önemi medyada sık sık gündeme getirilip bu konuda halkında kafasındaki soruların yanıtlaması ve aydınlanmaları sağlanmalıdır. Geçmiş yıllara göre organ nakli cerrahisindeki çok önemli olan gelişme; verici ameliyatlarının laparoskopik yöntemle yani vücutta kesi olmadan 3-4 ufak delik aracılığıyla yapılmasıdır. Böylece hastaların karnında ameliyata bağlı bir kesi olmamaktadır. Organ bağışçısı olup da ameliyat geçiren kişiler hastanede ameliyat sonrası uzun süre yatmadan işlerinin başına dönebilmektedir.

Sosyal güvenlik kurumunun tüm nakil ameliyatlarını sigorta kapsamına alması da mevzuattaki önemli gelişme olmuştur. Hastalar tüm organ nakli ameliyatlarını sigorta kapsamında olabilirken, ek bir mali yükle karşı karşıya kalmıyor.”

NAKİLLERİN YÜZDE 90'I CANLI VERİCİLERDEN YAPILIYOR

Hastalığın erken teşhisi için yapılması gerekenleri anlatan Doç. Dr. Ülkem Çakır ise, özellikle yüksek risk grubundaki bireylere yapılacak tarama testleri ile hastalığın erken evrede saptanmasının ve toplumun böbrek sağlığını koruyacak yaşam değişikleri konusunda eğitilmesinin önemini vurguladı. Ülkemizde yapılan böbrek nakli sayısının yaklaşık yılda 3000 civarında, bunun yüzde 90’ını canlı vericilerden yapılan nakiller oluşturuyor. Buna karşılık beyin ölümü olmuş kişilerden nakil oranı yüzde 10’larda kalıyor. Doç. Dr. Ülkem Çakır, “İnsanlar yaşarken bir yakınlarına böbreklerini bağışlamakta bir sakınca görmüyor, ancak yakınlarının beyin ölümü olduğunda onun organlarını bağışlamakta çekince duyuyorlar. Oysa bu bağışların, yalnızca böbrek yetmezliği değil, organ bekleme listesinde umutsuzca bekleyen birçok organ yetmezliği hastasını yaşama bağladığını unutmamak gerekiyor. Sonuç olarak sosyal ve ekonomik yükü her geçen gün artan kronik böbrek hastalığının kontrolünü sağlamak için, toplumda yaşam biçimi değişikliklerine yol açacak ve böbrek hastalığının önlenmesi ve her aşamadaki tedavisine dayalı hastalık yönetimi modelinin bir an önce hayata geçirilmesi gerekmektedir” diye konuşuyor.

Leyditurk.com