Meme kanseri yumurtalık kanseri habercisi mi?

Genetik özellikler yumurtalık kanserini tetikliyor

A+ A-

Kadınlarda görülen kanserlerin yüzde 4’ünü, jinekolojik kanserlerin ise yüzde 25’ini oluşturan yumurtalık kanserine, ağırlıklı olarak 50 yaş üstü kadınlarda rastlanıyor. Geç bulgu vermesi nedeniyle genellikle ileri evrede yakalanabilen yumurtalık kanserinde, meme kanseri genleri aktif rol oynayabiliyor.

Günümüzde kadınların hayatını tehdit eden yumurtalık kanseri, yüzde 70 oranında 50-79 yaş grubu kadınlarda görülüyor. Genetik, çevresel ve hormonal faktörlerin yumurtalık kanseri gelişimindeki rolü hala araştırılmakla birlikte ağırlıklı olarak 40-60 yaş aralığı dikkat çekiyor. Bu etkeni sindirim sistemi ile ilgili şikayetler, şişmanlık, adet dışı kanamalar, geç menopoz ve genetik faktörler izliyor. Bunların yanı sıra yumurtlamayı artırıcı ilaçları kullananlarda risk bir miktar artış gösteriyor, doğum kontrol hapı kullananlarda ise risk azalıyor. Ayrıca hiç hamile kalmamışlarda risk artıyor, doğum yapanlarda ise bu risk azalıyor.

Hücre döngüsünün kontrolünde ve DNA onarımında rol alan BRCA1 ve BRCA2 genleri, değişikliğe uğrayarak, mutasyon sonucu fonksiyonlarını yapamadıklarında meme ve yumurtalık kanserlerinde artış görülüyor. BRCA1 ve BRCA2 sıklıkla \"meme kanseri genleri\" olarak bilinse de yumurtalık kanserlerinin de genetik geçişinden sorumlu olduğunu belirten Neolife Tıp Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gonca Saraç, “Kalıtsal meme ve yumurtalık kanserlerinin büyük bölümü mutasyona uğramış BRCA1 ve BRCA2 genlerinin kalıtımı ile oluşuyor. BRCA1 ve BRCA2 mutasyonlarının baskın geçişi nedeniyle anne, kız kardeş, teyze ve anneanne gibi yakın akrabalarda yumurtalık ve/veya meme kanserlerinin birden fazla kişide görülme riski yüksek oluyor. Özellikle bu hastalıklar, ailede erken yaşlarda görülmüşse, bu kanserlere yakalanma riski artıyor. Bir kadının kendinde veya ailesinde meme kanserine ek olarak yumurtalık kanserinin oluşması kalıtsal meme ve yumurtalık kanserinin önemli bir belirteci olarak biliniyor. Ancak yine de BRCA1 veya BRCA2 mutasyonu olan ailelerin hepsinde yumurtalık kanseri görülmüyor.” diyor.

Genel olarak yumurtalık kanserine yaşam boyu yakalanma riski yüzde 1 oranında iken, birinci derece akrabasında bu kanser türü görülen bir kadında bu risk 3 katı oranında artıyor. Meme kanseri genlerinin bilinmesinin, yumurtalık kanserinin teşhisinde, tarama ve takip planlamasında önemli bir rolü olduğunu vurgulayan Saraç “Meme kanseri genleriyle birlikte diğer bazı kriterler de kalıtsal yumurtalık kanseri için yol gösterici olabiliyor. 50 yaşından önce meme kanserinin görülmesi, erkek akrabalarda herhangi bir yaşta meme kanseri tanısı, birden çok primer kanser görülmesi, eşkinaz Yahudi köken ve BRCA mutasyon taşıyıcısı bir akrabanın olması gibi tehlikeli sinyallerin dikkate alınması gerekiyor.” diyor.

Jinekolojik kanserler açısından 35 yaşında önerilen tarama programları, BRCA1 taşıyıcıları için 25 yaşında öneriliyor. Erken tanı konabilen vakalarda; örneğin, hastalığın yumurtalıkta sınırlı olduğu hastalarda tedavi şansı yüzde 80’lere ulaşırken, tümörün uzak organlara yayıldığı durumlarda iyileşme şansı yüzde 10’lara kadar düşüyor. Bu nedenle kadınların yılda bir kez jinekolojik kontrolden geçmeleri, erken tanı ve dolayısıyla hastalığın tamamen iyileşme şansını artırıyor.