Bobby Dixon'ın ibretlik hayat hikayesi...

Karşıyaka'da 2 yıl önce yaşadığı şampiyonluğun ardından Fenerbahçe'ye transfer olan, sarı lacivertli formayla Avrupa'nın en büyük kupasını kaldıran Bobby Dixon'un hayat hikayesi gerçekten de sıra dışı...

Fenerbahçe’nin ‘Cesur Yürek’ lakaplı oyun kurucusunun hayatı filmlere konu olacak cinsten. Uyuşturucu satıcısı bir aile, sırtından vurularak öldürülen erkek kardeş ve hapishanede geçirilen günler… İşte eşine az rastlanacak hikayesiyle Bobby Dixon…

Amerikalı oyuncu, Avrupa şampiyonluğunun ardından sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Beni tanıyorsanız, başımdan geçenleri, lise sonda hapse düştüğümü, ne yaşadığımı biliyorsanız.. Calibri'nin kirli ortamından çıkan proje çocuğuydum ben ve bu noktaya gelmek için hep tırnaklarımla kazıdım. Beni en şöhretli insanları tebrik ettiğiniz gibi tebrik etmeniz lazım. Bu büyüklüğe ulaşmak için nasıl ailevi sorunları aştığımı bilmezsiniz. Beni Çamurun içinden çıkan milyoner gibi değil, hak ederek gelmiş bir oyuncu gibi selamlayın." ifadelerini kullanmıştı.

UYUŞTURUCU SATICILIĞI YAPIP HAPSE DÜŞTÜ

Dixonn, 10 Nisan 1983 Chicago doğumlu... Hayat onu daha başında zorluklara alıştırıyor, annesi Lawanda onu; sancıları artınca hastaneye bile yetişemeden babasının yardımıyla merdiven altında dünyaya getiriyor. Fakir bir ailenin evladı olan Bobby'nin ailesinin tüm üyeleri uyuşturucu bağımlısı. Hatta Bobby Dixon da "Aile mesleği" dediği uyuşturucu satıcılığını bir dönem yapıyor, bu yüzden hapse bile düşüyor.

KARDEŞİ ÖLDÜRÜLÜYOR

Bobby 13 yaşındayken kardeşi Brian, sırtından vurularak ölüyor. Dixon o sırada uyuşturucudan uzak ama annesi bu yüzden hapiste. Cenaze töreninde kardeşinin tabutun içinde mavi bir beyzbol formasıyla; annesinin ise elleri kelepçeli bir halde olduğunu belirtiyor. Dixon, 18 yaşında cook county Boot camp'te mahkumken annesi, babası ve 3 kardeşinin de burada olduğunu belirtmekte fayda var.

KİMSEYE GÜVENEMİYOR

Hapishanelerden ayrıldıktan sonra ise yaşama mücadelesi vermeye başlıyor ABD'li... UPS kargoda çalışıyor, birkaç saatlik uykuyla Chicago'daki plajlarda görev alıyor. Ve hayatı bu noktada değişiyor. Çalıştığı plajlardan birinin yöneticisi olan ve kendini gençlere adamış olan Bryan McKinny, Dixon'ı spora yönlendirmeye çalışıyor. McKinny o zamanki Dixon'ı ise şöyle tanımlıyor: "Disiplinden tamamen uzak ve yetişkinlere güvenmeyen biriydi..."

KABARIK SABIKA KAYDI

Mckinny zor da olsa Dixon'ın güvenini kazanıyor ve ikilinin basketbol çalışmaları başlıyor.  2002 yazında ise Dixon’un basketbol oynayabileceği bir kolej aranıyor... Ama birçok okul, böyle 'SABIKALI VE KirLi' geçmişe yatırım yapmak istemiyor. En sonunda bir cuma günü Kankakee community college'de deneme idmanlarına çıkıyor. Aslında Bobby Dixon kötü bir performans sergiliyor fakat yine de burs kazanıyor, basketbol hayatı resmen başlıyor. O anı Dixon şöyle anlatıyor: "Bu benim hayatımda aradığım başlangıçtı..."

SAĞLIK MEZUNU

Kariyer basamaklarını birer birer çıkmaya başlayan Dixon, kendisinin de söylediği gibi sahada hep bir şeyler kanıtlamaya çalışırcasına ve büyük bir açlıkla ter döküyor. Troy Üniversitesi'nden sağlık bölümünü yüksek bir dereceyle tamamlıyor ama büyük hayaller peşinden koşmanın da yersiz olduğunu biliyor. Bunu bir röportajında "iyi istatistiklerim vardı ama 1.78 metre boyun NBA'de bir kadroda yer almak için yetersiz olduğunu biliyordum" şeklinde anlatıyor, rotayı Avrupa basketboluna çeviriyor.

KENDİNİ GENÇLERE ADADI

İşte o uyuşturucu satıcısı çocuğun hikayesi böyle başlıyor. Dixon geleceğine de yatırım yapmayı ihmal etmiyor. Chicago'da umutsuz gençlere yardım sağlayan "Lionheart" (Aslan kalpli) vakfının da kurucusu. Ayrıca yaz aylarında gençler için basketbol kampları düzenliyor. Kendisinin "istediğimden çok daha hızlıydı" diye tanımladığı büyüme süreci sırasında belki de hiç yanında olamayan ailesine ev ve araba almayı da ihmal etmiyor. Şimdi iki kızı var. Birinin ismi Heaven (cennet), diğeri ise Angel (Melek). Bu film senaryosu olabilecek yaşam öyküsü hakkında Dixon'ın kendi söylemleriyle yazımızı tamamlayalım: "Hadi ama... Birçok insan böyle zorluklardan ayağa kalkmayı başaramaz. Ben belki milyonda bir belki de milyarda birim..."