Göztepe düştü, Karşıyaka üzüldü

Göztepe’nin ilk kez amatör kümeye düşmesi en büyük rakipleri Karşıyakalları bile çok üzdü.

Göztepe düştü, Karşıyaka üzüldü
A+ A-

Peki 5 senede Göztepe amatör kümeye düşmeyi nasıl başardı ?

Göztepe’nin 82 yıllık tarihinde ilk kez amatör kümeye düşmesi en büyük rakipleri Karşıyakasporluları bile çok üzdü. Peki 5 sezon önce Süper Lig’de bulunan Göztepe amatör kümeye düşmeyi nasıl başardı!

2004 yılının Ağustos ayıydı. Fabio Capello’nun çalıştırdığı Juventus, F.Bahçe ile oynayacağı hazırlık maçı için İzmir’e gelmişti. İzmir halkı buruktu. Zira onlar aynı Capello’yu 1969 yılında Roma’nın bir oyuncusu olarak ağırlamışlardı, kendi illerinin takımı Göztepe’ye karşı. 1969-70 sezonunda Kupa Galipleri Kupası’nda iki takımı geçtikten sonra Göztepe’nin üçüncü turdaki rakibiydi Roma. Capello unutmamıştı 0-0 ve 2-0 biten o maçları. Soluğu Göztepe’nin müzesinde almış, o maçın efsane kadrosuna bakarken de Ali Artuner ile Fevzi Zemzem’i hâlâ hatırladığını söylemişti. Panter Ali ve Buldozer Fevzi’nin yanı sıra İngiliz Nevzat’ın, Kestane Gürsel’in, Bombacı Halil’in, Papi Mehmet’in, Çarli Çağlayan’ın, Vazo Nihat’ın, Şam Şeytanı Ertan’ın oynadığı Türk futbol tarihinin efsane kadrosuydu o kadro.

İzmir halkı büyük bir burukluk daha yaşadı geçen hafta. 1925 yılında kurulan, Türk futbolunun köklü kulübü Göztepe amatör kümeye düşmüştü. Müzesinde 1 Cumhurbaşkanlığı, 2 Türkiye Kupası bulunduran, 1968-69 sezonunda Fuar Şehirleri Kupası’nda (UEFA) yarı finale çıkmayı başaran ilk Türk takımı artık amatör kümedeydi.

HER ŞEY DİNÇ BİLGİN’LE BAŞLADI

Peki, Göztepe nasıl amatör kümeye düşmüştü? Aslında her şey 1997 yılının Haziran ayında başladı. Bir uçak yolculuğu sırasında İzmir’e yatırım yapmadığı yönünde eleştiri alan Sabah ve Yeni Asır gazetelerinin o günkü patronu Dinç Bilgin memleketine olan sevgisini göstermek için Göztepe’yi satın alarak şirket haline getirir. Başlangıçta Dinç Bilgin’in kulübü satın alması işe yarar. 1998-99 sezonunda 17 yıl aranın ardından Göztepe Süper Lig’e yükselir. Ancak bir yıl sonra tekrar küme düşer. 2000-2001 sezonunda yeniden Süper Lig’e dönmeyi başarır. Bu dönem futbolculara çuvallarla paraların ödendiği, ekmek elden su gölden dönemidir. Göztepe 2001-2002 sezonunda ligi 7. sırada bitirmeyi başarır. Bu başarılı sezondan sonraki süreç ise adeta Göztepe’nin çöküşüne sahne olur. Dinç Bilgin’in mallarına el konulması ve grubun yaşadığı maddi sıkıntılardan etkilenen kulüp 2002-2003’te Süper Lig’den, 2003-2004’te Lig A’dan, 2004-2005’te de Lig B’den düşer. Bu sezon da Üçüncü Lig’e veda eden Sarı-Kırmızılılar, 5 sezonda 4. kez küme düşme acısını yaşar.

Dinç Bilgin’in elinden mecburen çıkan kulübün o dönem kamuya 2 milyon dolar borcu bulunmaktaydı. Bu borç katlanarak 17 trilyona çıkar. Kulübün eski futbolculara borcu vardır. Bu miktar 1,2 milyon dolardır. Borçlar ödenemez ya da ödenmez. Kulüp şirket statüsünde ve borcu olduğu için transfer yapamaz. İş bilmez yöneticiler yüzünden asgari ücretleri ödenmediği için birçok futbolcu yönetmeliklerden yararlanarak bedelsiz bir şekilde kulübü terk eder. Altyapıdaki oyunculardan takviye alarak ayakta kalmaya çalışan kulüp bunu başaramaz.

Kulübün efsane futbolcularından Fevzi Zemzem’e göre Göztepe’nin içler açısı durumunun en büyük suçlusu devlet. Zemzem’e göre Dinç Bilgin’in birçok şirketine el koyan devlet Göztepe’ye de el koymalıydı. “Dinç Bilgin’den sonra büyük bir borç batağında kaldı kulüp. O dönemde yönetici bulmak zorlaştı. Transfer yapamaz duruma gelindi. Bana göre devletin de kusuru var. Birçok batık şirketi kurtardılar. Göztepe’nin hiç günahı yoktu, devlet el uzatabilirdi. Tarihî bir kulüptü. Ancak seyirci kaldı. Federasyon da seyirci kaldı. Kulüp kaderi ile baş başa bırakıldı.” Zemzem, devletin Dinç Bilgin’i tutukladığını, günahı da Göztepe’nin çektiğini belirtiyor ısrarla. Efsane oyuncuya göre ‘aynı durum F.Bahçe’nin başına gelseydi kimse seyirci kalmazdı.’

İzmir futbolunun ve Göztepe’nin duayenlerinden Nevzat Güzelırmak, üzüntülerinin had safhada olduğunu belirtiyor. “Elden gelen bir şey yok. Olan oldu. Bundan sonra yapılması gereken, hatalardan ders alıp, yepyeni bir sayfa açmak. Mevcut şartlarda, arzulanan iyi düzeye gelmek kaç sene sürer orası meçhul. Onun için fedakârlığın daha çok gerektiği bir döneme girildi.” düşüncesinde Güzelırmak.

50 senedir futbolun içinde bulunan Nevzat Hoca, 5 senede 4 kez lig düşmeyi daha önce yaşayan bir kulübe rastlamadığını kaydediyor. O, Dinç Bilgin’in kulübü samimi duygularla şirketleştirdiğini, ancak Bilgin’in kulübü emanet ettiği yönetim kadrolarında kabahatli olduğunu düşünüyor: “Göreve getirdiği yöneticiler görevlerini istismar etti. Hem Dinç Bilgin’e kötülük yaptılar hem de Göztepe’ye. Dinç Bilgin güven duyduğu insanlar tarafından hançerlendi.” Göztepe son dönemde deplasmanlara giderken belediyeden otobüs almaya, üniversitelerin yemekhanelerinde yemek yemeye, askerî lojmanlarda kalmaya başlamıştı.

TMSF EL KOYMALIYDI

Göztepe camiasının önde gelen isimlerinden Levent Ürkmez, kulübün amatör kümeye düşmesini ‘koskoca bir çınar devrildi’ şeklinde özetliyor. Ürkmez, “82 yıllık bir tarihe yazık oldu. Fakat burada kalacak değildir. Göztepe’nin Türkiye’de çok büyük bir taraftar kitlesi var. En kısa zamanda yanlışlardan dönülecektir.” görüşünde. O da kulübün bugünlere gelmesinde şirketleşmeyle beraber yapılan yanlış transferlerin, yanlış yöneticilerin etkili olduğunu, maceraperest kişilerin kulübe talip olmasından dolayı buralara gelindiğini dile getiriyor.

Levent Ürkmez, önümüzdeki günlerde ne olacağına dair ise kesin bir şey söyleyemiyor. Mevcut başkanı, Göztepe’nin başkanı olarak görmüyor. “Yasal olarak başkan görülüyor ama kendisi camianın istemediği bir kişi.” diyor. Ürkmez’in TMSF’ye de bir çift sözü var. “Kulübün büyük hissesi hâlâ Dinç Bilgin’de. TMSF, Bilgin’in bütün mallarına tedbir koymuş vaziyette. TMSF şimdi bekliyor. Burada bir rant görürse duruma el koyacak. TMSF için Göztepe’nin var olup olmaması önemli değil ki. Bu saatten sonra el koysa ne olur, koymasa ne olur.”

Göztepe’nin bu günlere gelmemesi için camianın ileri gelenleri ile birlikte bir kurtuluş platformu oluşturduklarını ama mevcut yönetim tarafından engellendiklerini anlatan Ürkmez, “Hukukî sebepler öne sürüp çalışmamızı engellediler. Herkesle görüşüldü -federasyon, TMSF- ama şu anki yönetim önümüzü tıkadı. Geçmişte Göztepe’nin maçına gitmeyen kişiler orada yöneticilik yapıyor. Hayal görüyorlar. Olan da Göztepe’ye oluyor.”

Tüm bu eleştirilerin odak noktasında Göztepe Başkanı Mustafa Kocaoğlu bulunuyor. O ise iki arada bir derede kalmış durumda. Hem başkan, hem değil. Kulüp halihazırda anonim şirket. Borçları yüzünden transfer yapamıyor. Gelirlerine el konuluyor. Mustafa Kocaoğlu, dernek başkanı sıfatıyla kulübü ayakta tutmaya çalışıyor. Anonim şirkette de çok az bir hissesi bulunuyor. Göztepe camiasının büyük bir kısmı ise Mustafa Kocaoğlu’nu kulübün önünü tıkamakla suçluyor. Ondan dernek yetkilerini anonim şirkete devretmesini istiyorlar. Mustafa Kocaoğlu bu isteğe yanaşmamakta ısrar ediyor. Daha da ileri giderek son yıllarda Göztepe’de yöneticilik yapmış herkes hakkında kulübün gelirlerini zimmetlerine geçirdikleri iddiasıyla dava açmış durumda.

HERKES BİRBİRİNİ SUÇLUYOR

Mustafa Kocaoğlu, eski başkanlardan İskender Tuğsuz ve ekibinin kulüpten çıkar güttüğünü, kulübün bu ekip tarafından arka arkaya küme düşürüldüğünü söylüyor. Göztepe’nin bu hallere düşmesini İskender Tuğsuz ve ekibinin yönetimlerindeki aksaklıklara bağlıyor. Kulübün şirketleşmeye geçtiği dönemde kulüp için bir çivinin bile çakılmadığını iddia eden Kocaoğlu, “Dinç Bilgin’in iflası neticesi Göztepe borçlarıyla baş başa kaldı. Borçların çeyreğini yatırsalardı, bu hallere düşmezdik. Borçların çoğu faiz.” diyor.

Mustafa Kocaoğlu, bundan sonraki süreç için yapacaklarını da şöyle açıklıyor: “Şirketin iflasını isteyeceğim. Yasal süreçleri başlattım. Anonim şirket belasından kurtulup Göztepe’yi olduğu gibi derneğe geri döndüreceğiz. Kulübü dernek statüsünden çıkartıp anonim şirkete dönüştürdükleri zaman imzalanan ana sözleşmede ‘kulüp iyi yönetilmezse, küme düşürülürse, borçlandırılırsa, kulübün tekrar derneğe dönüşü sağlanacaktır’ diye bir madde var. Dernek kulübü Dinç Bilgin’e devrederken bu güvenceyi almış. Bu maddeye güvenerek kulübün tekrar derneğe döneceğine inanıyorum. Borçlarımız silinecek. Transferin önü açılacak. Kısa zamanda da hak ettiğimiz yere geleceğiz.”

Eski başkanlardan Orhan Daut, “1925 Göztepe” ismiyle yeni kulüp kurulmasını öneriyor. ‘Bundan sonra yapılacak tek şey Göztepe’mizi küllerinden oluşturmaktır’ diyen Daut, “82 yıllık tarihi olan kulübümüz 3. Lig’e veda ederek itibar yönüyle de küme düştü. Yeni bir kulüp kurulması fikrimi Kurtuluş Platformu’nda da gündeme getireceğim. Sponsor bularak her şeye sıfırdan başlamalıyız. Kurtuluş Platformu bu fikre sıcak bakmasa da ben 1925 Göztepe’nin kurulması için çaba harcayacağım.” diyor.

Göztepe’yi yakından takip eden gazeteci Sinan Genç de devletin kulübe sahip çıkmadığını iddia edenlerden. Türkiye’de birçok kulübün borcu bulunduğunu ama affedildiğini dile getiren Genç, “Dinç Bilgin 1997 yılının Haziran ayında kulübü satın aldı. 50 milyon dolar gibi bir para harcandı. Ama Dinç Bilgin’in kulübü emanet ettiği kişiler bu parayı iyi değerlendiremedi.” diyor. Dinç Bilgin’in 2003-2004 sezonunda takım Lig A’ya düştüğünde kulübü bırakmak zorunda kaldığını dile getirerek, “Yanlış hatırlamıyorsam o dönemde kulübün sadece 2 milyon dolar borcu vardı. Bu borç yatırılmadı. Sonra katlana katlana 17 trilyona çıktı. Eski futbolculara da 1,2 milyon dolar borç vardı. Bu da ödenmedi. Dolayısıyla tüm gelirlere el konuldu. Transfer yapılamadı. Altyapıdaki oyuncular yeterli olmadı ve kulüp bu hallere düştü.”’ diyor.

Dinç Bilgin bıraktıktan sonra yönetime gelenlerin iyi niyetli olmadıklarının altını çizen Sinan Genç, “Göztepe’nin zenginleri ‘1925 Kurtuluş Platformu’ oluşturdular. Mücadele verdiler. Adanaspor’un içinde bulunduğu durumdan kurtulmasını sağlayan avukatları getirdiler. Ancak mevcut yönetim bu mücadeleye destek vermedi. Hatta kulübü içinde bulunduğu durumdan kurtarmak isteyenleri sahte belge düzenlemekle suçladı. Davalar açmaya başlayınca herkes korktu ve çekildi.”

GÖZTEPE OLMAZ İSE REKABET OLUR MU?

Göztepe’nin amatör kümeye düşmesi İzmir’deki en büyük rakibi Karşıyakalıları da bir hayli üzdü. Karşıyaka Kulübü Başkanı Akif Ersezgin, “Ben İzmirliyim. İzmir’den bir takım amatör kümeye düşerse nasıl sevinebilirim ki! Göztepe’nin Türk sporuna hizmetlerini hepimiz biliyoruz. Böyle olmamalıydı. Göztepe’nin durumu ders olmalı herkese. Hem üzülüp, hem düşünmeliyiz. Rekabet güzeldi. Ama Göztepe olmazsa rekabet olur mu?”

Karşıyakaspor amigolarından Ejder Güç de Göztepe’nin amatör kümeye düşmesine sevinmediklerini dile getiriyor. “Göztepe’nin düşmesi bizim için de kötü oldu. Rekabet yok oldu. Bu İzmir’in ayıbı. Göztepe geçmişiyle, mazisiyle büyük bir kulüp. Karşıyaka olmazsa Göztepe olmaz. İnternet sitelerinde bazı taraftarlarımız espri yapıyorlar, rakibimizin taraftarlarını kızdırıyorlar ama bu gün öyle bir gün değil.”

Göztepe’nin efsane kalecisi Ali Artuner bir röportajında, eski şanlı günleri anlatırken, “Şampiyon olamadık; ama şampiyon olmuş gibi güzel günler yaşadık. İstanbul egemenliğine meydan okuduk, üç büyükleri karşımızda savunma oynattık. Avrupa’ya açıldık, önemli başarılara ulaştık. Kimileri para kazandı futboldan, biz itibar kazandık.” diyordu. Bugün ne itibar kaldı Göztepe için ne para. Şu tezahüratlar da mazide kaldı: Atletico Madrid’e 3 gol atan Göztepe/ Haydi yine el ele varacağız o güne/ Fevzi, Ali, Gürseller nerde kaldı o günler/ O gün yine gelecek İzmir bayram edecek...

Sahi o gün yine gelecek mi?