Boşluk içinde derinlik barındırır

Psikiyatrist Agah Aydın uzun yılların deneyimine dayanarak güzel bir tespitte bulunmuş der...

Ebru Eğinlioğlu eeginlioglu@gmail.com

Psikiyatrist Agah Aydın uzun yılların deneyimine dayanarak güzel bir tespitte bulunmuş der ki;

Bir insan, ömrü boyunca kendi kendini ne kadar tanıyabiliyorsa bir toplum da kendi tarihinden o kadar ders çıkarabiliyor, daha fazla değil; hep aynı adamlar, hep aynı kadınlar, hep aynı hatalar, hep aynı yalanlar, hep aynı boşluk...

Çok hoş aslında metaforlar kullanmış ve muhtemelen danışanlarında da gözlemlediği üzere ve de belki kendi üzerinde deneyimlemesi ile de bağlantılı olarak ülke olarak içinden geçmekte olduğumuz savaş sürecine de bir gönderme yapmış. Hep aynı hatalar, hep aynı yalanlar ve boşluklar yani mutsuzluklar, tatminsizlikler demek istiyor.

Gerçekten doğru aslında şöyle ki kendimizi ancak hatalarla ve sonucunda gelen tecrübelerle tanıyabiliyoruz. Bu yüzden en sağlam öğrenme sürecimiz, hata işledikten sonra geliyor. Bazen bir hata öğrenmemize sebep olurken bazen de bir türlü tek seferde değil birkaç seferde öğrenebiliyoruz.

Ama şunu unutmamak lazım kendimizi tanıyabiliyor muyuz? Bu mümkün mü? Ne kadar kendimizi tanımamız lazım, ne kadarımızı tanıyabiliriz? Karmaşık gibi algıladığınızın farkındayım ama aşk gibi bir noktadan çıkarak, savaş gibi daha karmaşık bir sürece gideceğiz aynı bu yukarıda ki tespitte olduğu üzere…

Kimimiz aynı özelliklere sahip insanları beğeniriz mesela X kişi fiziksel güzelliğe önem verir o yüzden mutlaka yakışıklı insanları beğenir. Y kişisi de güzel kadınları öncelikle beğenir, sonra huyuna, suyuna, maddiyatına, entelektüellik seviyesine bakar. Bu kişiler hayatları boyunca da genellikle aynı seçimleri yaparlar. Buna sadece bir hata gözüyle bakamayız. Ben hep böyle tercihler yapıyorum der çıkarsın işin içinden. Buradaki BEN kendisini iyi tanıyorsa defalarca benzer kişileri seçebilir. Buna hata diyemeyiz hata dersek o kişi de bize şunu sorar KİME GÖRE hata? Konu burada kapanır.

Zaten bu konularda tek bir açıdan bakarak mutlak doğru bulamazsınız. Tek bir doğru herkesin baktığı açıdan farklı gözükebilir. O yüzden tek bir doğru yoktur. Aşkta da, savaşta da, barışta da…Biz Suriye konusunda kendimizi haklı görebiliriz. Amerika ise kendisini haklı görür. Sebeplerin önemi yok. Kimse kimseye neden haklı olduğunu kabul ettiremez. Ama herkesin kendi doğrusu olduğuna ve uzlaşı olamayacağı konusunda UZLAŞIYA varabiliriz. Traji komik bir sonuç farkındayım. Bir muhalif kendi doğrusunu hukumet yandaşına kabul ettiremez. Kafasına kask takmış A haber muhabirine bile bulunduğu noktanın güvenli olduğunu kabul ettiremezsiniz, ona göre kafasına her an bir havan topu isabet edebilir. Boşluk konusuna gelince, BOŞLUK esasında içinde büyük bir derinlik barındırır bunu da unutmamak ve boşluktan o kadar da korkmamak lazım. Tecrübe iyi bir şeydir ama yaşamın sürprizlerini kaçırmamıza sebep olabilir. En iyisi dengedir. Savaş kuşkusuz çok korkunç ve kötü bir şeydir ama sonuçları itibarı ile bir arınmaya temizlenmeye ve kökten değişikliğe sebep olabilir. Tek bir yol tek bir doğru tek bir sonuç yoktur. Değişim ve dönüşüm vardır. İnsanın gelişimi kendi doğasını kabul edip ona uygun davranmasıyla olur. Belki aynı şeyleri tekrarlayarak öğrenir, belki de öğrenemez ama kim olduğunu, ne yapmak istediğini, nasıl bir canlı olduğunu bilmesi ve kabul etmesi gerekir. Yaşam birbirini tekrarlıyor gibi gözükür gece ve gündüz gibi yaz ve kış gibi fark yaratan aralardaki ayrıntılar ve o ayrıntıların FARKINDA olma halidir.     

">

Psikiyatrist Agah Aydın uzun yılların deneyimine dayanarak güzel bir tespitte bulunmuş der ki;

Bir insan, ömrü boyunca kendi kendini ne kadar tanıyabiliyorsa bir toplum da kendi tarihinden o kadar ders çıkarabiliyor, daha fazla değil; hep aynı adamlar, hep aynı kadınlar, hep aynı hatalar, hep aynı yalanlar, hep aynı boşluk...

Çok hoş aslında metaforlar kullanmış ve muhtemelen danışanlarında da gözlemlediği üzere ve de belki kendi üzerinde deneyimlemesi ile de bağlantılı olarak ülke olarak içinden geçmekte olduğumuz savaş sürecine de bir gönderme yapmış. Hep aynı hatalar, hep aynı yalanlar ve boşluklar yani mutsuzluklar, tatminsizlikler demek istiyor.

Gerçekten doğru aslında şöyle ki kendimizi ancak hatalarla ve sonucunda gelen tecrübelerle tanıyabiliyoruz. Bu yüzden en sağlam öğrenme sürecimiz, hata işledikten sonra geliyor. Bazen bir hata öğrenmemize sebep olurken bazen de bir türlü tek seferde değil birkaç seferde öğrenebiliyoruz.

Ama şunu unutmamak lazım kendimizi tanıyabiliyor muyuz? Bu mümkün mü? Ne kadar kendimizi tanımamız lazım, ne kadarımızı tanıyabiliriz? Karmaşık gibi algıladığınızın farkındayım ama aşk gibi bir noktadan çıkarak, savaş gibi daha karmaşık bir sürece gideceğiz aynı bu yukarıda ki tespitte olduğu üzere…

Kimimiz aynı özelliklere sahip insanları beğeniriz mesela X kişi fiziksel güzelliğe önem verir o yüzden mutlaka yakışıklı insanları beğenir. Y kişisi de güzel kadınları öncelikle beğenir, sonra huyuna, suyuna, maddiyatına, entelektüellik seviyesine bakar. Bu kişiler hayatları boyunca da genellikle aynı seçimleri yaparlar. Buna sadece bir hata gözüyle bakamayız. Ben hep böyle tercihler yapıyorum der çıkarsın işin içinden. Buradaki BEN kendisini iyi tanıyorsa defalarca benzer kişileri seçebilir. Buna hata diyemeyiz hata dersek o kişi de bize şunu sorar KİME GÖRE hata? Konu burada kapanır.

Zaten bu konularda tek bir açıdan bakarak mutlak doğru bulamazsınız. Tek bir doğru herkesin baktığı açıdan farklı gözükebilir. O yüzden tek bir doğru yoktur. Aşkta da, savaşta da, barışta da…Biz Suriye konusunda kendimizi haklı görebiliriz. Amerika ise kendisini haklı görür. Sebeplerin önemi yok. Kimse kimseye neden haklı olduğunu kabul ettiremez. Ama herkesin kendi doğrusu olduğuna ve uzlaşı olamayacağı konusunda UZLAŞIYA varabiliriz. Traji komik bir sonuç farkındayım. Bir muhalif kendi doğrusunu hukumet yandaşına kabul ettiremez. Kafasına kask takmış A haber muhabirine bile bulunduğu noktanın güvenli olduğunu kabul ettiremezsiniz, ona göre kafasına her an bir havan topu isabet edebilir. Boşluk konusuna gelince, BOŞLUK esasında içinde büyük bir derinlik barındırır bunu da unutmamak ve boşluktan o kadar da korkmamak lazım. Tecrübe iyi bir şeydir ama yaşamın sürprizlerini kaçırmamıza sebep olabilir. En iyisi dengedir. Savaş kuşkusuz çok korkunç ve kötü bir şeydir ama sonuçları itibarı ile bir arınmaya temizlenmeye ve kökten değişikliğe sebep olabilir. Tek bir yol tek bir doğru tek bir sonuç yoktur. Değişim ve dönüşüm vardır. İnsanın gelişimi kendi doğasını kabul edip ona uygun davranmasıyla olur. Belki aynı şeyleri tekrarlayarak öğrenir, belki de öğrenemez ama kim olduğunu, ne yapmak istediğini, nasıl bir canlı olduğunu bilmesi ve kabul etmesi gerekir. Yaşam birbirini tekrarlıyor gibi gözükür gece ve gündüz gibi yaz ve kış gibi fark yaratan aralardaki ayrıntılar ve o ayrıntıların FARKINDA olma halidir.     

Tüm yazılarını göster