''Bu cahil mi yoksa amblajdan ibaret mi'nin acısını biraz çektik''

Bazı insanlar vardır, açıktır, olduğu gibi samimi ve sanki yıllardır onu tanıyormuşsunuz...

Ebru Eğinlioğlu eeginlioglu@gmail.com

Bazı insanlar vardır, açıktır, olduğu gibi samimi ve sanki yıllardır onu tanıyormuşsunuz gibi hissettirir kendini, her şeyi sorabilirsiniz, kaçamak ya da samimiyetsiz cevapları yoktu, cevabını veremeyeceği soruları da maskesiz diyoruz biz ona. Ve maalesef bu insanların sayısı, günümüzde gitgide azalmakta hep bir şov daima devam etmeli niyetinde insanlar. Ama manken top model Gizem Özdilli kendi ayağının üzerinde durabilen ve bileğinin hakkıyla bir yere gelmiş o samimi ve tanıdık insanlardan. Bakın bakalım aynı hisleri siz de duyabilecekmisiniz röportajını okurken…..

Nasıl model oldunuz?

Benim model olma niyetim yoktu, lisede hentbol oynuyordum. Sonra profesyonel oldum. Ankaragücü Genç Milli’ ye seçildim ve beni bir maçta çok ciddi sakatladılar. Belimde hala fıtık ve disk kayması vardır. Oradan kalma, dediler ki; devam edemezsin, sakat kalırsın. 5-6 ay zorladım kendimi ama baktım olacak gibi değil. Bırakmak zorunda kaldım. Günde 8 saat idman yapan, deplasmanlara giden, aktivitesi olan insan bir anda boşluğa düştü. Annem beni yaptığım spordan dolayı çok kaba buldu, erkek gibisin, bacaklarını açıp oturuyorsun dedi. Yemeği çala kaşık yiyorsun, bağırıyorsun, çağırıyorsun, bağırma hala var. Seni ben bir zarafet okuluna yollayacağım o zaman Ankara’ da Tülin Zarafet Okulu ve Miraj ajans vardı ben ikisine birden gittim.

Boyunuz da çok uzun sizin ne kadar?

Evet boyum 1.80 . Kurslara gittikten sonra kursum bittikten sonra beni defileye çağırdılar. Mini bir defile, orada defile hediyesi bana lila rengi bir kazak hediye ettiler. Bana bir tatlı geldi bu. Senelerce hentbol oynadım, düştüm kalktım, her yerimi sakatladım, hiçbir şey almadım, ne güzelmiş böyle defile dedim çok hoşuma gitti. 3-5 defileler gelmeye başladı.

Para da kazanmaya başladınız mı?

Yok daha değil. İlk Vakko’ nun defilesi vardı. Ankara Vakko onun seçmelerine çağırdılar beni. Ben ona seçilince dedim ki; galiba benden bir şey olacak, ben bu işin üstüne gideyim. Anneannem İstanbul’ da yaşıyordu. Yanına gittim ve birkaç ajansla görüşme yaptım. Hiç unutmuyorum Neşe Erberk dedi ki; boyu falan var ama bu kalas gibi bundan olmaz dedi. Yanındaki asistanı ile konuşuyor. Ben bundan olmazı duydum.

Hırs mı yaptınız?

Evet, sonra hareketlerime dikkat ettim ve 1 sene sonra birçok ajanstan bana teklif geldi. Ondan sonra başladım.

Peki ilk defile heyecanı nasıl oldu, ilk yürüyüş, podyuma çıkış?

Sadece şunu hatırlıyorum, ben heyecanlanınca üst dudağım titrer. Yürüyormuşum ama bir yandan üst dudağım tık tık tık atıyormuş. Tabii ki çok heyecanlandım. Sonra 4-5 ajansla çalışmaya başladım ve milli manken ünvanını aldım. Sicili temiz olanlara verirlerdi o ünvanı. Türkiye’yi temsil edecek fizik ve kağıt üstünde temiz olanlara verilen bir belgeydi. Bakanlık nezninde çalışmaya başladım ve o benim dönüm noktam oldu. Kültür Bakanlığı bize bütün dünyayı gezdirdi. 19- 20 yaşında bir insanın düşünsenize protokolde ağırlanıyor, konsolosluklara gidiyor, kokteyllere katılıyor. Bu arada defile çıkıyorsun, iyi yerlere gidiyor, güzel otellerde kalıyorsun. O benim hayatımda bir dönüm noktası oldu.

Çok para kazandınız mı, bu defilelerden?

İlk 3 sene gerçekten ciddi para kazanmadım.  Kendi evimi kurup ayaklarımın üstünde duracak parayı kazanmadım. Benim burnum o zaman ameliyatlı değil ve birazcık kemerliydi. O zaman da Zeki mayolarının seçmeleri başlamıştı.

Zeki bey Cindy Crawford’ u getirmişti.

Evet o süreç işte. Cindy gelecek ve yanına Türk kızları seçilecekti. Ben gittim seçmelere, biraz rüştümü ispat etmişim. Zeki bey ve birkaç kişi yürüyüşüme baktı ve kendi aralarında toplandılar, konuşuyorlar, yine ben duydum. Zeki bey’in kızı dedi ki; Bu kızın fiziği çok güzel Avrupai, bacakları uzun harika ama ya burnu çok çirkin dedi. Beni almadılar, seçmediler. Burun farkıyla kaybettim. Sonra 2 ay sonra bir doktora burun ameliyatı oldum ve korkunç oldu yeni burnum. Miss Piggy oldum ben. O kış insan içine çıkamadım 1 senem öyle gitti. Beni sağolsun Nuri Battal diye bir estetikçi aradı; kızım sen çok iyi iş yapmaya başlamıştın adın duyuluyordu, yazık ettiler yüzüne, gel para istemiyorum şu burnunu düzelteyim dedi. Ben gittim bundan daha kötü olamaz zaten ve düzelttirdim burnumu, o burun hala bu burun. Düzeldi ve Ayyıldız mayolarının o seneki çekimlerini aldım ve yıllık anlaşmamı yaptım. Ve ilk arabamı da o zaman aldım.

Tanınma da başladı mı?

Evet o mayo anlaşmasından sonra tanındım. Yaş 20 para kazanıyorsun, sokakta tanınıyorsun, şimdiki gibi sosyal medya, instagram falan yok, aklının da çok başta olmadığı bir dönem. Tabii hatalarım da oldu.

Ne gibi mesela televolelere bilinçsiz konuşma gibi falan mı?

E tabii onun gibi şeyler oluyordu. Absürd hareketler, şımarıklık olabilir, olmuştur yani 20 yaşındasınız ve şöhret olmuşsunuz bir ne oldum durumu oluyor. Hayatında ilk kez bara gidiyorsun.

İşte o görüntülerde halkın gözünde sizi bir anda, barlardan çıkmayan, sarhoş olmuş, ya da neyse artık her gece o bardan o bara bir yaşantı içinde zannediyor, o tv da ki programlar yüzünden?

Evet ama aslında öyle değil. Gece hayatı ve mankenlik birbiri ile örtüşmez. 2 şeye dikkat ederler; çekime yüzü düşük gelmeyeceksin ve saatine geç kalmayacaksın. Gece hayatı ve bu tarz yaşam örtüşmez. Ve böyle olanlara para cezası verilirdi. Yani kim ön planda ise onun hayatı didik didik edilirdi. İçinde iyi şey de var, kötü şeylerde ama iyi şeyler haber olmazdı, hep kötü şeyler haber yapılırdı. Bu sefer sanki hep kötü şeyler olan bir imaj çizilmiş olurdu. Magazin basını böyle çalışıyordu. Siyasetçiler için de böyle ama, haberin doğası böyle. O zaman da modellik çok ön plandaydı. Şimdi oyunculuk ön planda mesela. Bu gün bir hanım yazmış İnstagramıma; ya Gizem hanım iyi ki bu sosyal medya çıktı da biz sizi olduğunuz gibi tanıyabildik diye. Ben tesettür defilesine de çıktım, mayo defilesine de. Hatta Tekbir giyimle 5 sene çalıştım. Ayyıldız ile de 2 sene çalıştım.

Bu imajınızla ilgili işte hep mayolu görüyor insanlar sizi haberlerde sanki hep mayoyla dolaşıyor gibi Gizem Özdilli bir imaj oluşuyordu ve rahatsızlık hissediyormuydunuz?

Bir müddet sonra da aslında o haberleri çok da ciddiye almıyordum. Yani Savaş Ay’ın rahmetli röportajları vardı 2004 yılıydı, sırf modellerle bir röportaj serisi yapmıştı ve modellerin çoğu onun soruları karşısında madara oluyor, cahillikleri çıkıyordu. Ben de o korkuyla gittim ve dedim ki; Savaş Ağabey beni nasıl madara edeceksin? Çok da severdim Allah rahmet eylesin. Sen dedi rezil olmayacak cevaplar verirsen rezil olmazsın. Yani böyle idi. ‘BU CAHİL Mİ YOKSA AMBALAJDAN İBARET Mİ NİN ACISINI BİRAZ ÇEKTİK’ Neyi parlatıp gösterirseniz o algı oturur.

Aşklarınız da yansıyordu medyaya. Kolay aşık olur mu Gizem Özdilli?

Efendim. Hayır asla ben bir yengeç burcuyum. Olamam ben, dostluklarım da zor kurulur, kalıcı olur.

Unutamadığınız biri var mı, geride kalan?

Hayır yok kimse yok.

Aşkın içinde para da var mı, kariyerli  de olsun biraz var mı, yoksa ben aşık oldum mu gözüm hiçbir şey görmez, ne olursa olsun mu?

Tabii ki gözüm hiçbir şey görmez. Yeter ki ahlaki normlara uygun olsun, toplum tarafından reddedilmeyecek bir ilişki olsun. Geri kalan onla benim aramda, para, kariyer, güç 1 saniye de bitip gidebilir. Duygu, merhamet, vicdanı, insanlığı bir şey olmaz.

Hiç parası olmasa da olur yeter ki insani özellikleri yerinde olsun, ben ona destek olurum mu?

Evet benim hiç parası olmayan sevgilim de oldu ve ben ona destek oldum, çok zengin sevgilim de oldu..Beylik laf etmiyorum yaşadım, karşılıklıdır bu duygular, her şey para değil hayatta, kalbi bağım varsa hiçbir şey önemli değil.

Evlilik önemli mi?

Önemli ama bildiğim bir şey değil.

Peki olmama sebebi ne sizce?

Vallahi galiba benim istediğimi karşı taraf istemedi, beni istemeyeni de ben istemedim gibi oldu.

Hep öyle olmaz mı ama hayatlarımızda?

Vallahi öyle oldu gün aldık, 11 mayıs diye, gelinliğim hazırdı, beyefendi 1 ay kala vazgeçti. Hazır hissetmediğini söyledi. E ben de boğazına çöküp zorlayacak değilim…İnsanın gururu da var. Ben de çok evlilik meraklısı bir insan değilim, etrafıma zengin kocam var diye hava atacak bir insan değilim. Çok zengin bir kadın değilim ama ayaklarım üzerinde duruyorum, paranın, rızıkın Allah tarafından verilip, gerektiğinde geri alınacağına inanan bir insanım. Dolayısı ile ben kalben beni seven ben de onu seversem, evlilik de illa şart değil kalben sağlam bir bağ benim için yeterli ama o da denk gelmedi.

Evlilik seremonisi hoş değil mi ama?

Aman 250 tane en az gelinlik defilesine çıktım, giymediğim gelinlik kalmadı, siyah gelinlik bile giydim, hiç seremoni meraklısı değilim. Gerçekten benim kafamda biri olur da evlenirsem; bir jean, bir lastik ayakkabı, beyaz bir tshirt, kafama da bir orkide takmak istiyorum. O derece sade olsun, biz birbirimize bağlanalım yeter.

Peki şey hayaliniz var mı? Sevdiğim adam yanımda olsun, şöyle gidip 1 sene, tren, uçak, dünya seyahatine çıkayım?

A olmaz öyle çalışmamız lazım, hayat pahallı. O kadar sorumsuz bir hayat süremem ben. Düzenim, kuralım var. Hep dışarıda yiyemem, sebzelerim, sade yağım, detokslarım var.

Peki bir erkek ile aynı evi paylaşma fikri nasıl geliyor size, yakın mı, uzak mı?

Ayy evet zor geliyor diyorum ki arkadaşlarıma haftanın belli günü 1-2 gün herkes kendi evinde kalsa, şaşırdın mı evde kaldın diye kural uyduruyorsun diyorlar. Herkesin bir özgür alanı olsa.

Yemek yapmak, evin sorumluluğunu almak, düzeni falan sizde midir, yardımcınız var mı yemek yapan?

En güzel domes benim, yemek yapayım, temizlik yapayım. Benim temizliğe gelen kadınım var, yemeğe yok, kendim yaparım yemeklerimi filan. İyi domesimdr 2 yemek kitabım var.

Ödül aldı değil mi yemek kitabınız?

Evet büyük ödül aldı hem de. Temizlik, düzen, alışveriş hep ben de dir. Önce defile sonra fasulye.

Sevgilinizden ayrılınca dost kalanlardan mısınız?

Hayır kalamam.

Bayram mesajı yok mu?

Yok öyle şeylerim, görüşmem genelde, telefonlar engellenmez ama bir bağ da olmaz, ancak kaza vs bir şey olursa, hayatında biri yoksa belki.

Hiç olmasaydı dediğiniz adamlar oldu mu?

Tabii sadece sevgili anlamında değil, dost anlamında da oldu. Ama onlar da bizi biz yapan değerler gibi bakıyorum, tekamül amacımıza hizmet ediyor.

Gizem Özdilli masraflı bir kadın mı?

Aslında iktisatlı biriyim, şuursuz para harcamam, yurtdışına gidince alışveriş severim, marka takıntım yok ama ayakkabı, çanta, kozmetik almayı severim.

İşte Benim Stilime katıldınız ve 1. Oldunuz, torpil var mıydı, yoksa bileğimin hakkıyla mı kazandınız?

Tabii ki bileğimin hakkıyla o çok zor bir konsept. Hep tv çekimindesiniz, sabahın köründen gecenin 3 üne kadar. Ama Türkiye’nin en iyi giyinen kadınıyım gibi bir iddiam olmaz, halk oyu bence samimiyete göre verildi. Beni seviyorsanız, oy verin diyordum.

Kıyafetleri almaya da gidiyordunuz kendiniz?

17- 18 saat çekimde oluyorduk, sinirler ayakta, bir tek Pazar günü açık dükkan bulup, 1 haftalık kombin yapma vaktiniz var, sponsor firmalar da kıyafet stüdyoya getiriyordu ama hepsini de beğenmiyorsunuz ki, yani ekran önünde görülenden çok arkasında koşturma olan bir yarışmaydı. Çok stresliydi, zamanı ve stresi yönetmek zordu. Bir nevi Survivor.

Survivor’ a katılırmıydınız?

Yok katılamam. Benim hijyen takıntım var, börtü böceğe de dayanamam.

Hayalindeki erkek nasıl?

Ben hiperaktifim, hımbıl insanla yapamam, komik olacak, mendebur da istemem.

Kıskanç olur mu?

Çok olmasın, boyu boyuma, yaşı yaşıma uygun olsun, bu ara hep yaşı küçükler çıkıyor karşıma. Nerede nasıl davranacağını bilsin. Ben sabah 7 de kalkıp radyo açarım, aman kafam tuttu demesin. Aşık olduğum adamı aynı anda da çok seveyim, hem aşk, hem sevgi olsun.

Çocuk konusu nasıl çocuk olmasın mı? Sperm bankası falan?

Yok istemem, olacaksa nikahlı, babası olan, sperm bankası bana uygun değil, yapana çok saygım var, olabilir kendi tercihi ama bana uygun değil, biraz benilce geliyor. Çocuk aile ortamında büyüsün olursa. Yoksa ben de anne olabilirdim.

Fotoğraflar: Barış Sümer

">

Bazı insanlar vardır, açıktır, olduğu gibi samimi ve sanki yıllardır onu tanıyormuşsunuz gibi hissettirir kendini, her şeyi sorabilirsiniz, kaçamak ya da samimiyetsiz cevapları yoktu, cevabını veremeyeceği soruları da maskesiz diyoruz biz ona. Ve maalesef bu insanların sayısı, günümüzde gitgide azalmakta hep bir şov daima devam etmeli niyetinde insanlar. Ama manken top model Gizem Özdilli kendi ayağının üzerinde durabilen ve bileğinin hakkıyla bir yere gelmiş o samimi ve tanıdık insanlardan. Bakın bakalım aynı hisleri siz de duyabilecekmisiniz röportajını okurken…..

Nasıl model oldunuz?

Benim model olma niyetim yoktu, lisede hentbol oynuyordum. Sonra profesyonel oldum. Ankaragücü Genç Milli’ ye seçildim ve beni bir maçta çok ciddi sakatladılar. Belimde hala fıtık ve disk kayması vardır. Oradan kalma, dediler ki; devam edemezsin, sakat kalırsın. 5-6 ay zorladım kendimi ama baktım olacak gibi değil. Bırakmak zorunda kaldım. Günde 8 saat idman yapan, deplasmanlara giden, aktivitesi olan insan bir anda boşluğa düştü. Annem beni yaptığım spordan dolayı çok kaba buldu, erkek gibisin, bacaklarını açıp oturuyorsun dedi. Yemeği çala kaşık yiyorsun, bağırıyorsun, çağırıyorsun, bağırma hala var. Seni ben bir zarafet okuluna yollayacağım o zaman Ankara’ da Tülin Zarafet Okulu ve Miraj ajans vardı ben ikisine birden gittim.

Boyunuz da çok uzun sizin ne kadar?

Evet boyum 1.80 . Kurslara gittikten sonra kursum bittikten sonra beni defileye çağırdılar. Mini bir defile, orada defile hediyesi bana lila rengi bir kazak hediye ettiler. Bana bir tatlı geldi bu. Senelerce hentbol oynadım, düştüm kalktım, her yerimi sakatladım, hiçbir şey almadım, ne güzelmiş böyle defile dedim çok hoşuma gitti. 3-5 defileler gelmeye başladı.

Para da kazanmaya başladınız mı?

Yok daha değil. İlk Vakko’ nun defilesi vardı. Ankara Vakko onun seçmelerine çağırdılar beni. Ben ona seçilince dedim ki; galiba benden bir şey olacak, ben bu işin üstüne gideyim. Anneannem İstanbul’ da yaşıyordu. Yanına gittim ve birkaç ajansla görüşme yaptım. Hiç unutmuyorum Neşe Erberk dedi ki; boyu falan var ama bu kalas gibi bundan olmaz dedi. Yanındaki asistanı ile konuşuyor. Ben bundan olmazı duydum.

Hırs mı yaptınız?

Evet, sonra hareketlerime dikkat ettim ve 1 sene sonra birçok ajanstan bana teklif geldi. Ondan sonra başladım.

Peki ilk defile heyecanı nasıl oldu, ilk yürüyüş, podyuma çıkış?

Sadece şunu hatırlıyorum, ben heyecanlanınca üst dudağım titrer. Yürüyormuşum ama bir yandan üst dudağım tık tık tık atıyormuş. Tabii ki çok heyecanlandım. Sonra 4-5 ajansla çalışmaya başladım ve milli manken ünvanını aldım. Sicili temiz olanlara verirlerdi o ünvanı. Türkiye’yi temsil edecek fizik ve kağıt üstünde temiz olanlara verilen bir belgeydi. Bakanlık nezninde çalışmaya başladım ve o benim dönüm noktam oldu. Kültür Bakanlığı bize bütün dünyayı gezdirdi. 19- 20 yaşında bir insanın düşünsenize protokolde ağırlanıyor, konsolosluklara gidiyor, kokteyllere katılıyor. Bu arada defile çıkıyorsun, iyi yerlere gidiyor, güzel otellerde kalıyorsun. O benim hayatımda bir dönüm noktası oldu.

Çok para kazandınız mı, bu defilelerden?

İlk 3 sene gerçekten ciddi para kazanmadım.  Kendi evimi kurup ayaklarımın üstünde duracak parayı kazanmadım. Benim burnum o zaman ameliyatlı değil ve birazcık kemerliydi. O zaman da Zeki mayolarının seçmeleri başlamıştı.

Zeki bey Cindy Crawford’ u getirmişti.

Evet o süreç işte. Cindy gelecek ve yanına Türk kızları seçilecekti. Ben gittim seçmelere, biraz rüştümü ispat etmişim. Zeki bey ve birkaç kişi yürüyüşüme baktı ve kendi aralarında toplandılar, konuşuyorlar, yine ben duydum. Zeki bey’in kızı dedi ki; Bu kızın fiziği çok güzel Avrupai, bacakları uzun harika ama ya burnu çok çirkin dedi. Beni almadılar, seçmediler. Burun farkıyla kaybettim. Sonra 2 ay sonra bir doktora burun ameliyatı oldum ve korkunç oldu yeni burnum. Miss Piggy oldum ben. O kış insan içine çıkamadım 1 senem öyle gitti. Beni sağolsun Nuri Battal diye bir estetikçi aradı; kızım sen çok iyi iş yapmaya başlamıştın adın duyuluyordu, yazık ettiler yüzüne, gel para istemiyorum şu burnunu düzelteyim dedi. Ben gittim bundan daha kötü olamaz zaten ve düzelttirdim burnumu, o burun hala bu burun. Düzeldi ve Ayyıldız mayolarının o seneki çekimlerini aldım ve yıllık anlaşmamı yaptım. Ve ilk arabamı da o zaman aldım.

Tanınma da başladı mı?

Evet o mayo anlaşmasından sonra tanındım. Yaş 20 para kazanıyorsun, sokakta tanınıyorsun, şimdiki gibi sosyal medya, instagram falan yok, aklının da çok başta olmadığı bir dönem. Tabii hatalarım da oldu.

Ne gibi mesela televolelere bilinçsiz konuşma gibi falan mı?

E tabii onun gibi şeyler oluyordu. Absürd hareketler, şımarıklık olabilir, olmuştur yani 20 yaşındasınız ve şöhret olmuşsunuz bir ne oldum durumu oluyor. Hayatında ilk kez bara gidiyorsun.

İşte o görüntülerde halkın gözünde sizi bir anda, barlardan çıkmayan, sarhoş olmuş, ya da neyse artık her gece o bardan o bara bir yaşantı içinde zannediyor, o tv da ki programlar yüzünden?

Evet ama aslında öyle değil. Gece hayatı ve mankenlik birbiri ile örtüşmez. 2 şeye dikkat ederler; çekime yüzü düşük gelmeyeceksin ve saatine geç kalmayacaksın. Gece hayatı ve bu tarz yaşam örtüşmez. Ve böyle olanlara para cezası verilirdi. Yani kim ön planda ise onun hayatı didik didik edilirdi. İçinde iyi şey de var, kötü şeylerde ama iyi şeyler haber olmazdı, hep kötü şeyler haber yapılırdı. Bu sefer sanki hep kötü şeyler olan bir imaj çizilmiş olurdu. Magazin basını böyle çalışıyordu. Siyasetçiler için de böyle ama, haberin doğası böyle. O zaman da modellik çok ön plandaydı. Şimdi oyunculuk ön planda mesela. Bu gün bir hanım yazmış İnstagramıma; ya Gizem hanım iyi ki bu sosyal medya çıktı da biz sizi olduğunuz gibi tanıyabildik diye. Ben tesettür defilesine de çıktım, mayo defilesine de. Hatta Tekbir giyimle 5 sene çalıştım. Ayyıldız ile de 2 sene çalıştım.

Bu imajınızla ilgili işte hep mayolu görüyor insanlar sizi haberlerde sanki hep mayoyla dolaşıyor gibi Gizem Özdilli bir imaj oluşuyordu ve rahatsızlık hissediyormuydunuz?

Bir müddet sonra da aslında o haberleri çok da ciddiye almıyordum. Yani Savaş Ay’ın rahmetli röportajları vardı 2004 yılıydı, sırf modellerle bir röportaj serisi yapmıştı ve modellerin çoğu onun soruları karşısında madara oluyor, cahillikleri çıkıyordu. Ben de o korkuyla gittim ve dedim ki; Savaş Ağabey beni nasıl madara edeceksin? Çok da severdim Allah rahmet eylesin. Sen dedi rezil olmayacak cevaplar verirsen rezil olmazsın. Yani böyle idi. ‘BU CAHİL Mİ YOKSA AMBALAJDAN İBARET Mİ NİN ACISINI BİRAZ ÇEKTİK’ Neyi parlatıp gösterirseniz o algı oturur.

Aşklarınız da yansıyordu medyaya. Kolay aşık olur mu Gizem Özdilli?

Efendim. Hayır asla ben bir yengeç burcuyum. Olamam ben, dostluklarım da zor kurulur, kalıcı olur.

Unutamadığınız biri var mı, geride kalan?

Hayır yok kimse yok.

Aşkın içinde para da var mı, kariyerli  de olsun biraz var mı, yoksa ben aşık oldum mu gözüm hiçbir şey görmez, ne olursa olsun mu?

Tabii ki gözüm hiçbir şey görmez. Yeter ki ahlaki normlara uygun olsun, toplum tarafından reddedilmeyecek bir ilişki olsun. Geri kalan onla benim aramda, para, kariyer, güç 1 saniye de bitip gidebilir. Duygu, merhamet, vicdanı, insanlığı bir şey olmaz.

Hiç parası olmasa da olur yeter ki insani özellikleri yerinde olsun, ben ona destek olurum mu?

Evet benim hiç parası olmayan sevgilim de oldu ve ben ona destek oldum, çok zengin sevgilim de oldu..Beylik laf etmiyorum yaşadım, karşılıklıdır bu duygular, her şey para değil hayatta, kalbi bağım varsa hiçbir şey önemli değil.

Evlilik önemli mi?

Önemli ama bildiğim bir şey değil.

Peki olmama sebebi ne sizce?

Vallahi galiba benim istediğimi karşı taraf istemedi, beni istemeyeni de ben istemedim gibi oldu.

Hep öyle olmaz mı ama hayatlarımızda?

Vallahi öyle oldu gün aldık, 11 mayıs diye, gelinliğim hazırdı, beyefendi 1 ay kala vazgeçti. Hazır hissetmediğini söyledi. E ben de boğazına çöküp zorlayacak değilim…İnsanın gururu da var. Ben de çok evlilik meraklısı bir insan değilim, etrafıma zengin kocam var diye hava atacak bir insan değilim. Çok zengin bir kadın değilim ama ayaklarım üzerinde duruyorum, paranın, rızıkın Allah tarafından verilip, gerektiğinde geri alınacağına inanan bir insanım. Dolayısı ile ben kalben beni seven ben de onu seversem, evlilik de illa şart değil kalben sağlam bir bağ benim için yeterli ama o da denk gelmedi.

Evlilik seremonisi hoş değil mi ama?

Aman 250 tane en az gelinlik defilesine çıktım, giymediğim gelinlik kalmadı, siyah gelinlik bile giydim, hiç seremoni meraklısı değilim. Gerçekten benim kafamda biri olur da evlenirsem; bir jean, bir lastik ayakkabı, beyaz bir tshirt, kafama da bir orkide takmak istiyorum. O derece sade olsun, biz birbirimize bağlanalım yeter.

Peki şey hayaliniz var mı? Sevdiğim adam yanımda olsun, şöyle gidip 1 sene, tren, uçak, dünya seyahatine çıkayım?

A olmaz öyle çalışmamız lazım, hayat pahallı. O kadar sorumsuz bir hayat süremem ben. Düzenim, kuralım var. Hep dışarıda yiyemem, sebzelerim, sade yağım, detokslarım var.

Peki bir erkek ile aynı evi paylaşma fikri nasıl geliyor size, yakın mı, uzak mı?

Ayy evet zor geliyor diyorum ki arkadaşlarıma haftanın belli günü 1-2 gün herkes kendi evinde kalsa, şaşırdın mı evde kaldın diye kural uyduruyorsun diyorlar. Herkesin bir özgür alanı olsa.

Yemek yapmak, evin sorumluluğunu almak, düzeni falan sizde midir, yardımcınız var mı yemek yapan?

En güzel domes benim, yemek yapayım, temizlik yapayım. Benim temizliğe gelen kadınım var, yemeğe yok, kendim yaparım yemeklerimi filan. İyi domesimdr 2 yemek kitabım var.

Ödül aldı değil mi yemek kitabınız?

Evet büyük ödül aldı hem de. Temizlik, düzen, alışveriş hep ben de dir. Önce defile sonra fasulye.

Sevgilinizden ayrılınca dost kalanlardan mısınız?

Hayır kalamam.

Bayram mesajı yok mu?

Yok öyle şeylerim, görüşmem genelde, telefonlar engellenmez ama bir bağ da olmaz, ancak kaza vs bir şey olursa, hayatında biri yoksa belki.

Hiç olmasaydı dediğiniz adamlar oldu mu?

Tabii sadece sevgili anlamında değil, dost anlamında da oldu. Ama onlar da bizi biz yapan değerler gibi bakıyorum, tekamül amacımıza hizmet ediyor.

Gizem Özdilli masraflı bir kadın mı?

Aslında iktisatlı biriyim, şuursuz para harcamam, yurtdışına gidince alışveriş severim, marka takıntım yok ama ayakkabı, çanta, kozmetik almayı severim.

İşte Benim Stilime katıldınız ve 1. Oldunuz, torpil var mıydı, yoksa bileğimin hakkıyla mı kazandınız?

Tabii ki bileğimin hakkıyla o çok zor bir konsept. Hep tv çekimindesiniz, sabahın köründen gecenin 3 üne kadar. Ama Türkiye’nin en iyi giyinen kadınıyım gibi bir iddiam olmaz, halk oyu bence samimiyete göre verildi. Beni seviyorsanız, oy verin diyordum.

Kıyafetleri almaya da gidiyordunuz kendiniz?

17- 18 saat çekimde oluyorduk, sinirler ayakta, bir tek Pazar günü açık dükkan bulup, 1 haftalık kombin yapma vaktiniz var, sponsor firmalar da kıyafet stüdyoya getiriyordu ama hepsini de beğenmiyorsunuz ki, yani ekran önünde görülenden çok arkasında koşturma olan bir yarışmaydı. Çok stresliydi, zamanı ve stresi yönetmek zordu. Bir nevi Survivor.

Survivor’ a katılırmıydınız?

Yok katılamam. Benim hijyen takıntım var, börtü böceğe de dayanamam.

Hayalindeki erkek nasıl?

Ben hiperaktifim, hımbıl insanla yapamam, komik olacak, mendebur da istemem.

Kıskanç olur mu?

Çok olmasın, boyu boyuma, yaşı yaşıma uygun olsun, bu ara hep yaşı küçükler çıkıyor karşıma. Nerede nasıl davranacağını bilsin. Ben sabah 7 de kalkıp radyo açarım, aman kafam tuttu demesin. Aşık olduğum adamı aynı anda da çok seveyim, hem aşk, hem sevgi olsun.

Çocuk konusu nasıl çocuk olmasın mı? Sperm bankası falan?

Yok istemem, olacaksa nikahlı, babası olan, sperm bankası bana uygun değil, yapana çok saygım var, olabilir kendi tercihi ama bana uygun değil, biraz benilce geliyor. Çocuk aile ortamında büyüsün olursa. Yoksa ben de anne olabilirdim.

Fotoğraflar: Barış Sümer

Tüm yazılarını göster