Hala mı cinci hoca?

Habere bakın yıl kaç olmuş, hala insanlar medyumlara gidiyor, inanıyor ve ondan gelecek...

Ebru Eğinlioğlu eeginlioglu@gmail.com

Habere bakın yıl kaç olmuş, hala insanlar medyumlara gidiyor, inanıyor ve ondan gelecek yardıma bel bağlıyor. Başlarına gelen de öyle az buz şey değil. Bakın olay nasıl gelişiyor; Bursa’ da emekli bir öğretmen evden ayrılan oğlunu geri döndürmek için bir medyuma gidiyor. Medyum oğlunu geri getireceğini söylüyor, kadından 5000 lira para istiyor. Az buz değil, sonra kadın o kadar yok 3500 lira vereyim diyor, kadın kabul ediyor. Eline gece yakılmak üzere, üstünde duaların olduğu bir kağıt parçası veriyor. Kadın alıp gidiyor, denileni yapıyor, 3,5 ay geçmesine rağmen oğlu geri dönmüyor. Bu sefer medyuma yine gidiyor. Bunun üzerine medyum kadına başka bir kağıda yazı yazıp denize atmasını söylüyor, 500 daha istiyor kadın dediğini yine yapıyor, yine oğlu eve dönmüyor, yine gidiyor. Bu sefer 1000 lira verip yine bir şeyler yapıyor, o yöntemlerde işe yaramayınca; medyum üzerinde çok ağır bir büyü var. Bunu çözmem için 3ila 7 gün seninle cinsel ilişkide bulunmam lazım. Ancak ondan sonra oğlun eve gelir diyor. Kadın da dediklerini yapıyor ama maddi manevi çok yıpranmış olarak.

Özetle inanç konuları böyle kötü insanların elinde en çok suistimal edilen konular oluyor, adı üstünde ‘ İnanç’ görülmeyen, duyulmayan, bilinmeyene inanmak gibi. Yani anne oğul arasındaki ilişki bu noktaya gelmişse hakikaten yazık. Oğlunu git, sorununu çöz, al, gel. Yolda tanımadığın, gördüğün medyuma gidip, dualarla, büyülerle, onun geri gelmesini beklemek ne kadar yanlış bir hareket. Kaybettiği para ve ruhen yaşadığı travma, yıpranma da cabası. Yazık, mantık zincirinizi ne olursa olsun kırmayın lütfen. Eğer bir dilek, dua olacaksa, Yaratan Güç’ ten isteyin, cinciden, büyücüden değil…..

Sevgililer Günü geliyor

Her yıl kutlanan etkinlikler samimiyetini kaybediyor. Bir çok insan kendini yine zoraki bir temponun içine sokacak. Sevgilisi olanlar, hediye, sürpriz peşinde koşacak, sevgilisi olmayanlar, hallerine acıyıp üzülecek falan filan, piyasa da bundan nasiplenecek. Aslında amaç böyle günlerde hediye almak değil ki. Aşk yani içinde; tutku, heyecan, sevgi, saygı ve kalıcılığı barındıran haliyle neden tek bir güne indirgensin ki. Ayrıca sürpriz belirlenmiş günde yapılmaz ki, sürprizliği kalmaz. Filozof Fernando Pessoa demiş ki; ‘Aşık olmak yalnızlıktan usanmaktır. Bu yüzden bir korkaklıktır, kendimize ihanettir.’

Buna olsa olsa ihtiyaç denir bunun aşkla ilgisi yok. Aşk hayatın en önemli gerçeğidir, gülün kokusu, güzelliğin ateşleyicisi, heyecanın yeniden yazıldığı bir haldir. Andan ana değişir, duygular bir bedenden diğerine dalga gibi akar geçer. Aşk dünyadaki en nefes kesici duygudur. Her bedene, yakışmaz, eğreti durur, sadece kendinden korkmayanlar aşkın ağırlığını taşıyabilir. Siz siz olun duygularınızı, yakışan insanlara teslim edin ve aşkın anlamanı sadece küçük ya da büyük bir hediyeye indirgemeyin.  ‘Bir insan bir insanı öptüğünde zaman duruyorsa bilin ki aşıksınız’ Hangi gün olduğunun önemi yok, hediye çılgınlığını boşverin.

İsmet İnönü ye iftira mı atıldı?

2. Abdülhamid'in torunu Nilhan Osmanoğlu, 5 Şubat'ta katıldığı bir konferansta Fransa'da yaşayan Abdülhamid ailesiyle eski Cumhurbaşkanı İsmet İnönü arasında geçtiğini iddia ettiği bir görüşmeyi anlattı.

Osmanoğlu, İnönü'nün Türkiye'ye dönmek isteyen Osmanlı hanedanı üyelerine "Bunun bir bedeli var" dediğini ve ellerindeki mücevherleri aldığını iddia etti.

Söz konusu iddiaya yanıt, CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu'ndan geldi. Kayışoğlu Twitter üzerinden, "Nilhan hanımefendinin İsmet İnönü ile ilgili açıkladığı mektupları yalanlayan mektuplar çıktı. Buyurun gerçeğin ve entrikanın hası burada" diyerek o mektubu okudu.

İsmet İnönü'nün yaverinin mektubunu aktaran Kayışoğlu şunları söyledi:

— Şadiye Sultan'ın yardımcısının yavere aşık olduğu ve İstanbul'a götürmesini istediği, yaverin bunu kabul etmeyince karşılıksız aşkını tehdit ettiğini öğreniyoruz. Yaverin mektubunda şöyle deniliyor: Hanımefendi sizi zevcem olarak almadığım için müteessir olduğunuzu, paşamıza iftira edeceğinizi, sultanının bronşunu alacağınızı söyleyeceğinizi yazıyorsunuz. Biliniz ki aziz Türk milleti değil malı mülkü bütün varlığını ve canını savaş meydanlarında ortaya koyarak bu cennet vatanı dünyalara değişmeyen İsmet Paşamız ile ilgili böyle iftiralara inanmayacaklardır. Çabanız nafiledir. 

Yani ben de doğrusu bu haberlere şöyle bakıyorum. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusuna ve Atatürk’ün yanındaki 2. Adama yapılan bu iddiaların gerçekten tarihi bir değeri var mı, bu hanımefendi bu geçtiği söylenilen iddiayı anlatarak ne yapmayı hedefliyor merak ediyorum doğrusu. Kime faydası var bu konuşmaların, ya da bu iddiaların altında yatan düşünce acaba ne? Türkiye tarihinde saygı gören bazı kimlikleri rencide etmek ve halkın gözünde yıpratmak mı. Hiç böyle olacağını sanmıyorum. Bu tarz çabalar şimdi olduğu gibi bu iddiayı dile getiren insanı yıpratacaktır…..

SÖZ ; Karanlıktan korkan bir çocuğu kolaylıkla affedebiliriz. Ancak gerçek trajedi yetişkinlerin aydınlıktan korkmasıdır….

">

Habere bakın yıl kaç olmuş, hala insanlar medyumlara gidiyor, inanıyor ve ondan gelecek yardıma bel bağlıyor. Başlarına gelen de öyle az buz şey değil. Bakın olay nasıl gelişiyor; Bursa’ da emekli bir öğretmen evden ayrılan oğlunu geri döndürmek için bir medyuma gidiyor. Medyum oğlunu geri getireceğini söylüyor, kadından 5000 lira para istiyor. Az buz değil, sonra kadın o kadar yok 3500 lira vereyim diyor, kadın kabul ediyor. Eline gece yakılmak üzere, üstünde duaların olduğu bir kağıt parçası veriyor. Kadın alıp gidiyor, denileni yapıyor, 3,5 ay geçmesine rağmen oğlu geri dönmüyor. Bu sefer medyuma yine gidiyor. Bunun üzerine medyum kadına başka bir kağıda yazı yazıp denize atmasını söylüyor, 500 daha istiyor kadın dediğini yine yapıyor, yine oğlu eve dönmüyor, yine gidiyor. Bu sefer 1000 lira verip yine bir şeyler yapıyor, o yöntemlerde işe yaramayınca; medyum üzerinde çok ağır bir büyü var. Bunu çözmem için 3ila 7 gün seninle cinsel ilişkide bulunmam lazım. Ancak ondan sonra oğlun eve gelir diyor. Kadın da dediklerini yapıyor ama maddi manevi çok yıpranmış olarak.

Özetle inanç konuları böyle kötü insanların elinde en çok suistimal edilen konular oluyor, adı üstünde ‘ İnanç’ görülmeyen, duyulmayan, bilinmeyene inanmak gibi. Yani anne oğul arasındaki ilişki bu noktaya gelmişse hakikaten yazık. Oğlunu git, sorununu çöz, al, gel. Yolda tanımadığın, gördüğün medyuma gidip, dualarla, büyülerle, onun geri gelmesini beklemek ne kadar yanlış bir hareket. Kaybettiği para ve ruhen yaşadığı travma, yıpranma da cabası. Yazık, mantık zincirinizi ne olursa olsun kırmayın lütfen. Eğer bir dilek, dua olacaksa, Yaratan Güç’ ten isteyin, cinciden, büyücüden değil…..

Sevgililer Günü geliyor

Her yıl kutlanan etkinlikler samimiyetini kaybediyor. Bir çok insan kendini yine zoraki bir temponun içine sokacak. Sevgilisi olanlar, hediye, sürpriz peşinde koşacak, sevgilisi olmayanlar, hallerine acıyıp üzülecek falan filan, piyasa da bundan nasiplenecek. Aslında amaç böyle günlerde hediye almak değil ki. Aşk yani içinde; tutku, heyecan, sevgi, saygı ve kalıcılığı barındıran haliyle neden tek bir güne indirgensin ki. Ayrıca sürpriz belirlenmiş günde yapılmaz ki, sürprizliği kalmaz. Filozof Fernando Pessoa demiş ki; ‘Aşık olmak yalnızlıktan usanmaktır. Bu yüzden bir korkaklıktır, kendimize ihanettir.’

Buna olsa olsa ihtiyaç denir bunun aşkla ilgisi yok. Aşk hayatın en önemli gerçeğidir, gülün kokusu, güzelliğin ateşleyicisi, heyecanın yeniden yazıldığı bir haldir. Andan ana değişir, duygular bir bedenden diğerine dalga gibi akar geçer. Aşk dünyadaki en nefes kesici duygudur. Her bedene, yakışmaz, eğreti durur, sadece kendinden korkmayanlar aşkın ağırlığını taşıyabilir. Siz siz olun duygularınızı, yakışan insanlara teslim edin ve aşkın anlamanı sadece küçük ya da büyük bir hediyeye indirgemeyin.  ‘Bir insan bir insanı öptüğünde zaman duruyorsa bilin ki aşıksınız’ Hangi gün olduğunun önemi yok, hediye çılgınlığını boşverin.

İsmet İnönü ye iftira mı atıldı?

2. Abdülhamid'in torunu Nilhan Osmanoğlu, 5 Şubat'ta katıldığı bir konferansta Fransa'da yaşayan Abdülhamid ailesiyle eski Cumhurbaşkanı İsmet İnönü arasında geçtiğini iddia ettiği bir görüşmeyi anlattı.

Osmanoğlu, İnönü'nün Türkiye'ye dönmek isteyen Osmanlı hanedanı üyelerine "Bunun bir bedeli var" dediğini ve ellerindeki mücevherleri aldığını iddia etti.

Söz konusu iddiaya yanıt, CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu'ndan geldi. Kayışoğlu Twitter üzerinden, "Nilhan hanımefendinin İsmet İnönü ile ilgili açıkladığı mektupları yalanlayan mektuplar çıktı. Buyurun gerçeğin ve entrikanın hası burada" diyerek o mektubu okudu.

İsmet İnönü'nün yaverinin mektubunu aktaran Kayışoğlu şunları söyledi:

— Şadiye Sultan'ın yardımcısının yavere aşık olduğu ve İstanbul'a götürmesini istediği, yaverin bunu kabul etmeyince karşılıksız aşkını tehdit ettiğini öğreniyoruz. Yaverin mektubunda şöyle deniliyor: Hanımefendi sizi zevcem olarak almadığım için müteessir olduğunuzu, paşamıza iftira edeceğinizi, sultanının bronşunu alacağınızı söyleyeceğinizi yazıyorsunuz. Biliniz ki aziz Türk milleti değil malı mülkü bütün varlığını ve canını savaş meydanlarında ortaya koyarak bu cennet vatanı dünyalara değişmeyen İsmet Paşamız ile ilgili böyle iftiralara inanmayacaklardır. Çabanız nafiledir. 

Yani ben de doğrusu bu haberlere şöyle bakıyorum. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusuna ve Atatürk’ün yanındaki 2. Adama yapılan bu iddiaların gerçekten tarihi bir değeri var mı, bu hanımefendi bu geçtiği söylenilen iddiayı anlatarak ne yapmayı hedefliyor merak ediyorum doğrusu. Kime faydası var bu konuşmaların, ya da bu iddiaların altında yatan düşünce acaba ne? Türkiye tarihinde saygı gören bazı kimlikleri rencide etmek ve halkın gözünde yıpratmak mı. Hiç böyle olacağını sanmıyorum. Bu tarz çabalar şimdi olduğu gibi bu iddiayı dile getiren insanı yıpratacaktır…..

SÖZ ; Karanlıktan korkan bir çocuğu kolaylıkla affedebiliriz. Ancak gerçek trajedi yetişkinlerin aydınlıktan korkmasıdır….

Tüm yazılarını göster