Kızlı Erkekli Durumlar

Başbakan çıktı dedi ki, öğrenci evlerinde kızlı, erkekli oturuyorlar, bunların ailelerinden bize...

Ebru Eğinlioğlu eeginlioglu@gmail.com

Başbakan çıktı dedi ki, öğrenci evlerinde kızlı, erkekli oturuyorlar, bunların ailelerinden bize şikayetler geliyor. Bu öğrenci evlerine düzenleme getireceğiz.

Hemen ardından İçişleri bakanı zevahiri kurtarmak için; bu evlerde terörist eğitimi veriliyor dedi, konuyu teröre bağladı, Başbakan’ ın sözlerinin etkisini yumuşattı adeta yarayı oksijenle silip üflemek gibi. Hani çocukken düşüp, ayağımız kanayınca büyüklerimizin yaptığı gibi….

Neyse ya sabır dedik…

Güçlü olmak iyidir ama gücün rüzgarına kapılıp da, daha da öteye geçmek isterseniz, yanlış yapmaya başlarsınız, hem de bir defa da değil, defalarca ve üst üste. Zorladığınız kadar zorlarsınız, sınırları… Tabii onun da bir sınırı var aslında.

Bir aile düşünün çocukları, üniversite öğrencisi, yetişkin, yeni yeni hayatlarını kurmaya başlamış. Yaşamı tecrübeleri üzerine öğrenmeye çalışıyor doğal olarak.

Arkadaşları ile beraber ev kiralıyorlar, aileleri bu duruma nedense ‘’üzülüyor’’ ve çocuklarla konuşmadan direkt Başbakan’ a sitem de bulunuyor. Sayın Başbakanım, bizim çocuklar, kızlı erkekli bir araya gelip aynı çatı altında bulunuyorlar, biz bu duruma çok üzülüyoruz, ne yaptıkları belli değil, öpüşüyor, koklaşıyor olabilirler. Onlarla konuşmadan, size söyleyelim dedik…

Yorum yok…

Peki bir bakalım bu muhafazakar iktidar partisinin empoze ettiği toplumsal yapıya.

Kızlar ve erkekler, küçük yaşta da olsa başlarını örtebilirler 18 yaşında olması önemli değil, daha küçük yaşta da olsa, ‘ailesinin ricası ile’ başını örtebilir. Erkekler ile samimi olmaz, merhaba dışında bir konuşma yapmaz vs…

Sonra hiçbir erkekle flört etmeden görücü usulü evlilik yapar 3 çocuk sahibi olur. Bunları dini bütün, Müslüman insanlar olarak yetiştirir.

Veya diyelim Allah muhafaza, kız eli yüzü düzgün, bir aksilik oldu, kız görünce eli ayağına karışan bir karşı cins mahlukat tarafından tecavüze uğradı. Yapacak bir şey yok artık, çocuk aldırmak günah, doğuracak. Aile istemedi mi? O zaman devlet bakacak, çocuk yetiştirme yurduna atılacak. Oradan da 18 yaşına gelince sokağa atılacak, sokakta tinerci olacak….

Bu zihniyetin dayattığı en kötü senaryo.

Bir de iyisine bakalım; Kız çocuğunun örf ve adetlere bağlı olarak başı küçük yaşta kapatılır. Dinin sorgulanan bir şey olmadığı, sorgulanırsa; ancak imanı sağlamlaştırmak için olabileceği kafaya işlenir. Okutulur, üniversiteye yollanır. Erkek arkadaş, ya da karşı cinsle hiçbir iletişimi olmaz. Üniversite sırasında istemeye gelinir, kız önce sözlenir, sonra nişanlanır. Okul bitince de evlenecek sözü verilir.

Okul biter, kız devlet dairesinde iş bulur, hayatı garantidedir artık, sabah 8 akşam 5 buçukta evdedir. Kimse de kolay kolay işten atamaz, asgari ücretle işe başlar, aile bütçesine katkıda bulunur.

Cinsel hayat konusu hiç konuşulmaz, daha doğrusu evli isen kocanla dinin müsaade ettiği her şey serbesttir. Kocanın üzerine imam nikahlı üç eş alması da serbesttir. Din izin vermiş bir kere. Diyelim ki, hem iş hem ev yoruldunuz, başınız ağrıyor, eşinizle beraber olamadınız. Olmaz, mecbursunuz eşinizi mutlu etmeye. İşte böyle durumlar için, din, erkeğe bir hak tanımış. O da 2. Eş….Kısaca her şey erkekler için…

Sizin ten uyumunuz ya da, ne hissettiğinizin hiçbir önemi yok. Zaten eşinizden başka hiçbir erkeği bilmiyorsunuz ki, bir kıyaslama şansı yok. Ne çıkarsa bahtına…

İşte kadını ve erkeği sadece cinsel obje olarak gören zihniyet ve onun sahip olduğu yaşam tarzı bu. Malzeme bu…

Bu devirde hala bunu özgürlük olarak görenler var mı? Hadi erkekleri bir yere kadar anlayabilirim de, kadınları anlamam mümkün değil….

">

Başbakan çıktı dedi ki, öğrenci evlerinde kızlı, erkekli oturuyorlar, bunların ailelerinden bize şikayetler geliyor. Bu öğrenci evlerine düzenleme getireceğiz.

Hemen ardından İçişleri bakanı zevahiri kurtarmak için; bu evlerde terörist eğitimi veriliyor dedi, konuyu teröre bağladı, Başbakan’ ın sözlerinin etkisini yumuşattı adeta yarayı oksijenle silip üflemek gibi. Hani çocukken düşüp, ayağımız kanayınca büyüklerimizin yaptığı gibi….

Neyse ya sabır dedik…

Güçlü olmak iyidir ama gücün rüzgarına kapılıp da, daha da öteye geçmek isterseniz, yanlış yapmaya başlarsınız, hem de bir defa da değil, defalarca ve üst üste. Zorladığınız kadar zorlarsınız, sınırları… Tabii onun da bir sınırı var aslında.

Bir aile düşünün çocukları, üniversite öğrencisi, yetişkin, yeni yeni hayatlarını kurmaya başlamış. Yaşamı tecrübeleri üzerine öğrenmeye çalışıyor doğal olarak.

Arkadaşları ile beraber ev kiralıyorlar, aileleri bu duruma nedense ‘’üzülüyor’’ ve çocuklarla konuşmadan direkt Başbakan’ a sitem de bulunuyor. Sayın Başbakanım, bizim çocuklar, kızlı erkekli bir araya gelip aynı çatı altında bulunuyorlar, biz bu duruma çok üzülüyoruz, ne yaptıkları belli değil, öpüşüyor, koklaşıyor olabilirler. Onlarla konuşmadan, size söyleyelim dedik…

Yorum yok…

Peki bir bakalım bu muhafazakar iktidar partisinin empoze ettiği toplumsal yapıya.

Kızlar ve erkekler, küçük yaşta da olsa başlarını örtebilirler 18 yaşında olması önemli değil, daha küçük yaşta da olsa, ‘ailesinin ricası ile’ başını örtebilir. Erkekler ile samimi olmaz, merhaba dışında bir konuşma yapmaz vs…

Sonra hiçbir erkekle flört etmeden görücü usulü evlilik yapar 3 çocuk sahibi olur. Bunları dini bütün, Müslüman insanlar olarak yetiştirir.

Veya diyelim Allah muhafaza, kız eli yüzü düzgün, bir aksilik oldu, kız görünce eli ayağına karışan bir karşı cins mahlukat tarafından tecavüze uğradı. Yapacak bir şey yok artık, çocuk aldırmak günah, doğuracak. Aile istemedi mi? O zaman devlet bakacak, çocuk yetiştirme yurduna atılacak. Oradan da 18 yaşına gelince sokağa atılacak, sokakta tinerci olacak….

Bu zihniyetin dayattığı en kötü senaryo.

Bir de iyisine bakalım; Kız çocuğunun örf ve adetlere bağlı olarak başı küçük yaşta kapatılır. Dinin sorgulanan bir şey olmadığı, sorgulanırsa; ancak imanı sağlamlaştırmak için olabileceği kafaya işlenir. Okutulur, üniversiteye yollanır. Erkek arkadaş, ya da karşı cinsle hiçbir iletişimi olmaz. Üniversite sırasında istemeye gelinir, kız önce sözlenir, sonra nişanlanır. Okul bitince de evlenecek sözü verilir.

Okul biter, kız devlet dairesinde iş bulur, hayatı garantidedir artık, sabah 8 akşam 5 buçukta evdedir. Kimse de kolay kolay işten atamaz, asgari ücretle işe başlar, aile bütçesine katkıda bulunur.

Cinsel hayat konusu hiç konuşulmaz, daha doğrusu evli isen kocanla dinin müsaade ettiği her şey serbesttir. Kocanın üzerine imam nikahlı üç eş alması da serbesttir. Din izin vermiş bir kere. Diyelim ki, hem iş hem ev yoruldunuz, başınız ağrıyor, eşinizle beraber olamadınız. Olmaz, mecbursunuz eşinizi mutlu etmeye. İşte böyle durumlar için, din, erkeğe bir hak tanımış. O da 2. Eş….Kısaca her şey erkekler için…

Sizin ten uyumunuz ya da, ne hissettiğinizin hiçbir önemi yok. Zaten eşinizden başka hiçbir erkeği bilmiyorsunuz ki, bir kıyaslama şansı yok. Ne çıkarsa bahtına…

İşte kadını ve erkeği sadece cinsel obje olarak gören zihniyet ve onun sahip olduğu yaşam tarzı bu. Malzeme bu…

Bu devirde hala bunu özgürlük olarak görenler var mı? Hadi erkekleri bir yere kadar anlayabilirim de, kadınları anlamam mümkün değil….

Tüm yazılarını göster