''Darbeci sniper'' şehir efsanesi çıktı

İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, darbe komisyonunda 15 Temmuz'la ilgili bilinmeyen bir ayrıntıyı paylaştı.

İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, açıklamasında "Sniper konusu şehir efsanesi. Boğaziçi Köprüsü'nde sniper yoktu. O köprünün bir bacağının üzerindeki sallanan şey sniper değildi" dedi.

İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, "Karşımızdaki  örgüt gerçekten devasa bir örgüt. Karşımızdaki örgüt, uluslararası hareket  kabiliyeti, desteği olan, Türkiye'deki hassasiyetleri de çok kıvrak bir şekilde  kullanmış bir örgüt." dedi.

FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimini, darbelerin ve gizli oluşumların  siyaset üzerindeki etkilerini araştırmak amacıyla kurulan Meclis Araştırma  Komisyonuna bilgi veren Çalışkan, darbe girişimi akşamında DEAŞ ile ilgili önemli  bir operasyon hazırlığındayken bir emniyet müdür yardımcısının kendisini  aradığını ve "Bir askeri yetkilinin aradığını, sıkıyönetim ilan ettiklerini  söylediğini" aktardı.

Hayatın olağan akışına uymadığı için "Herhalde meczup" dediklerini  belirten Çalışkan, "Sonra köprüden sorumlu müdürüm aradı ve 30-40 askerin  polislerin silahını almaya çalıştıklarını söyledi. Darbe kısmını çok aklımıza  getirmedik ama normal olmayan bir şey olduğu kesindi." dedi.

Çalışkan, köprüye geldiğinde, askerlerin köprüyü kapattığını gördüğünü  belirterek, şöyle devam etti:

"Yaklaşmak istedik, havaya ateş ettiler. Komutanımız ve valimiz geldi.  İlk başta 'bunları ikna ederiz ya da çatışır köprüyü açarız' diye düşündüm. Tam  bu kararı verirken değişik yerlerde tankların geldiğini duyduk. Köprüye müdahale  etmeyi beklemeye aldık. Tanklar devreye girince normal bir şey yaşamadığımızı  farkettim.

10.30 gibi telsizden 'Hiçbir şekilde silahımızı teslim etmeyeceğiz ve  bulunduğumuz yerden ayrılmayacağız.' diye anons yaptım. O anonstan sonra olayın  şekli değişti. 'Vatandaşlarla beraber karşımızdakilere de zarar vermeden, onların  da bu memleketin çocuklarını olduğunu bilerek...' dedim, esas zorluk oradaydı.  Hiçbir yardımcımda esneme olmadı. 40 tane yardımcım var. Bir tanesi esneseydi  gücümüz yüzde 25 azalırdı."

"Vatandaşlarla beraber köprüye yürümeye başladık. 'Emniyet Müdürünü  koruyun' diyerek önümde iki saf yapıldı. İnsanlar, tanımadıkları bir insanın  önünde saf oluyorlar. Ben de onlara 'açılın, üzerimizde hiç olmazsa çelik yelek  var' dedim ama hiç birisi seti açmadı." diyen Çalışkan, üzerlerine ateş açılması  sonucu, yakın koruması polis memuru Münir Alkan'ın  şehit olduğunu, bir  korumasının ağır, özel kaleminin de hafif yaralandığını bildirdi.

Darbe gecesi hem Vatandaşları korumak, hem de darbecileri ikna etmek  için megafonla anonsta bulunduklarını, ara ara darbecilere ateş ettiklerini  aktaran Çalışkan, "Nereden ateş ettiysek oraya tank atışı yaptılar. 4 defa tank  atışı yapıldı. Direkt insanların olduğu yere doğru tank atışı yaptılar. Bir  tanesi TOMA'yı delip geçti, 3-4 vatandaşı parçaladı." dedi.

Çalışkan, bu sırada tankları ele geçirip bunlarla darbecilere saldırma  fikrinin aklından geçtiğini ve bunu yanında bulunan ve polislerle birlikte  hareket eden, o zaman Tümgeneral rütbesindeki Genelkurmay Plan Prensipler Başkanı  Korgeneral Yavuz Türkgenci'ne de ilettiğini, ancak daha sonra vatandaşların bu  tankları bilmeden kullanmaya çalışmasıyla facia olabileceği düşüncesiyle bu  fikirden vazgeçtiklerini söyledi.

Türkgenci'nin o gece çok büyük hizmet ettiğini ve kendilerine çok  büyük yardımlarının dokunduğunu belirten Çalışkan, "Özellikle Sabah saat 4-5'ten  sonra bize çok büyük faydaları dokundu. Bir takım insanları sevk etti, bir takım  yerlere çatışmalara bizimle beraber. Hatta onun talimatıyla giden bir albayımız  şehit oldu, bir albayımız ağır yaralandı. Başka yerlerde bize çok büyük faydaları  oldu. Kahraman kelimesini kullanıyorlar. Gerçek bir kahraman. O manada büyük bir  katkısı oldu." dedi.

"İSTANBUL'DA 26 AYRI NOKTADA DARBECİLERE KARŞI MÜCADELE VERİLDİ"

"Cumhurbaşkanımızın kendi iznini almadan bir iş yaptık ama doğru bir  iş yaptık. Bir emniyet müdür yardımcımız bir mesaj yayınladı gece saat  11.00-12.00 civarı. O mesaj halkı davet eden bir mesajdı. Selalar konusunda bir  müdür yardımcımız müftümüzle görüştü. Müftümüz bunun Diyanet İşleri Başkanımızın  talimatıyla olacağını söyledi. Orayla irtibat kuruldu." ifadesini kullanan  Çalışkan, bir taraftan da tankların ilerleyişini durdurmak için metrobüsten ağır  araçlara kadar ellerinde bulunan bütün araçları kullandıklarını bildirdi.

Darbe gecesi İstanbul'da 26 ayrı noktada darbecilere karşı mücadele  verildiğini, bu sırada 6'sı polis teşkilatından 99 kişinin şehit olduğuna dikkati  çeken Çalışkan, Vatan Caddesi'ndeki Emniyet Müdürlüğüne tankla gelen bir darbeci  yarbayın yakalandığını ve bu kişinin telefonundan 104 kişinin haberleştiği  WhatsApp grubunun belirlendiğini, bunun kendilerine çok büyük bir fayda  sağladığını dile getirdi.

Çalışkan, İstanbul Emniyet teşkilatının, darbe girişimi sırasında çok  dikkatli davrandığına işaret ederek, "Yani karşı tarafta düşman olarak gördüğümüz  insanlar var, bize ateş ediyorlar ve çok ağır hakaret ediyorlar. Ama polis buna  bu şekilde karşılık vermedi. Askerler gözaltına alındığında yüzde 99, belki 100  diyeceğim, bilerek hiçbirine kötü muamele yapılmadı." açıklamasında bulundu.

Bu işi organize eden ve işin başında bulunan darbeci bir tuğgenerali,  kendisinin bir zırhlı araçla vatandaşa göstermeden Emniyet Müdürlüğüne  getirdiğini söyleyen Çalışkan, bu sırada darbeci subaya hakaret etmeye kalkan bir  polisi uyardığını ve "Biz hiçbirine hakaret etmeyeceğiz, küfretmeyeceğiz,  herhangi olumsuz hiçbir şey yapmayacağız. Herşeyi bunlar belki haketti. Ama bizim  işimiz bu değil." dediğini aktardı.

"ALLAH BU MEMLEKETE BÖYLE SINAV BİR DAHA VERMESİN"

Çalışkan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, kendisini arayarak,  havaalanı kulesini ne kadar zamanda boşaltabileceklerini sorması üzerine o andaki  heyecanla 10-15 dakikada alacaklarını söylediğini belirterek, "Ama şimdi sorsa 1  saat derim. İnanın enteresan bir şekilde 10-15 dakika içinde gerçekleşti. Allah  bizi utandırmadı özel harekatçılar kuleyi aldı. Biz döndük Cumhurbaşkanımıza,  'Kule alındı' dedik ve ondan sonra indi." diye konuştu.

O gece İstanbul Emniyetinden polislerin, hiçbir mazeret göstermeden  görevlerini yaptıklarına işaret eden Çalışkan, "Zor bir gündü. Allah bu memlekete  böyle sınav bir daha vermesin. Düşmanla çatışmakta bir sıkıntı yok. Karşınızda  düşman olsa hiç problem yok. Üniformalı, devletten maaş alan, aynı benim gibi  yıllarca devletin ekmeğini yemiş o kişilerin tamamının kursağında devletin, o  fakir milletin ekmeği var." ifadesini kullandı.

"FETÖ DENEN YAPIYI EN İYİ BİLENLER POLİSLERDİR"

FETÖ denen yapıyı en iyi bilenlerin polisler olduğunu belirten  Çalışkan, şu bilgileri verdi:

"Bunların ciğerine kadar da her şeyini emniyet teşkilatında yaşayan  herkes bilir. Seven olur, sevmeyen olur, karşı çıkan olur ama herkes bunların üç  aşağı beş yukarı tarzını, duruşunu, her şeyini bilir. Biraz da okuyup araştıran,  gündemi takip eden herkes için darbe girişimini hiç somut bir şey görmeden bu  yapıyla alakalandırmak zor bir iş değil. Çok net bir şekilde yüzde 90, bunların  bu işin içinde olduğu, bunların bu işin başını çektiği, tankları ve o askerleri  gördüğümde kafamda canlandı. Böyle bir refleksin, hareket tarzının olacağını  hepimiz tahmin ediyorduk, böyle bir şey bekliyorduk. 'Darbe yapacak' şeklinde  değil ama bir çılgınlık yapacaklarını kendileri de söylüyordu, ima ediyorlardı,  köşe yazısı yazdırıyorlardı, ilginç ilginç mesajlar veriyorlardı."

Çalışkan, "Milli subay dediğimiz, yani bu devletin, bu milletin  değerlerine bağlı subaylarımız refleksi çok hızlı vermiş olsaydı, biz çok daha az  bir zaiyatla, sıkıntıyla bu darbeyi atlatırdık." dedi. 

"15 TEMMUZ GECESİ SOMUT HİÇBİR BİR BİLGİ GELMEDİ"

15 Temmuz gecesinden önce darbe girişimi olabileceğine ilişkin  ellerinde bir bilginin olup olmadığı sorusu üzerine Çalışkan, "15 Temmuz gecesi  bize köprünün üstünde askerler var diyene kadar somut hiçbir bir bilgi gelmedi."  yanıtını verdi.

O gece bir darbeciye hakaret ettiğini söyleyen Çalışkan, karşısındaki  kişinin de kendisine "geri zekalı" diye hakarette bulunduğunu, bu konuşmaların  emniyet teşkilatını kamçıladığını bildirdi.

Çalışkan, "Askerler kendilerinden çok emindi. Bunlara çok net talimat  verilmiş. 'Acımasız olun. Bir, iki saatte bu iş biter. Ne polis, ne vatandaş  karşınıza çıkabilir' diye bir şey anlatılmış bunlara. O yüzden de çok kararlı ve  acımasız idiler. Aşırı bir özgüven var." ifadesini kullandı.

"BU ÖRGÜT BASİT BİR ÖRGÜT DEĞİL"

Mustafa Çalışkan, "Karşımızdaki örgüt gerçekten devasa bir örgüt.  Karşımızdaki örgüt, uluslararası hareket kabiliyeti, desteği olan, Türkiye'deki  hassasiyetleri de çok kıvrak bir şekilde kullanmış bir örgüt. Bu insanları, kendi  halkına ateş ettirecek kadar zehirleyebilmişler. Bu örgüt basit bir örgüt değil.  Bu örgüt, düşündüğümüzden daha büyük bir örgüt." dedi.

FETÖ'ye yönelik soruşturmaların yüzde 99 oranında doğru gittiğini  vurgulayan Çalışkan, yüzde 1 oranında da hata veya yanlışlık payı olabileceğini  belirtti.

"Ülkücü polis, FETÖ'cü polis kavramını atmamız lazım. Bir tane  polisimiz olacak, o da devletin polisi olacak." diyen Çalışkan, devletini seven  ve kanunlara bağlı insanların, FETÖ denen bu yapıyla mücadelesini sürdürdüğünü  ifade etti.

Çalışkan, "Devletin ekmeğiyle büyüyüp bir takım dini eğitimlerden  sonra böyle canavarca bir şeyi nasıl yaptığı konusu ayrı bir doktora tezi konusu.  Bu anlaşılacak bir şey değil. Ailenin içinde babayla evladı düşman yaptılar.  Aileyi dağıttılar, milleti dağıttılar. Hatta paralel din yarattılar." görüşüne  yer verdi.

Bu FETÖ'cü yapının geçmişte en fazla yerleştiği ve uç verdiği yerin,  Emniyet Teşkilatı olduğunu vurgulayan Çalışkan, bu nedenle en fazla sıkıntının da  teşkilatta yaşandığına dikkati çekti.

Emniyet Teşkilatındaki tasfiyelere de değinen Çalışkan, "Benim yerimde  olan kişi, eğer tasfiye olmasa, 17-25 Aralık'ta gerekli müdahale olmasa, üzülerek  söylüyorum, selam durabilirdi. Yani İstanbul Emniyet Müdürlüğünde kim olurdu o  zaman bilmiyorum ama bu yapının adamı olsaydı, 'Arkadaşlar oturun, askere bizim  karşı durmamız gerekmez. Olar Türk askeri. Oturun oturduğunuz yerde' dese dahi bu  zayiat iki üç katına çıkardı." diye konuştu.

FETÖ denilen yapının, geçmişte kendisine de çok sıkıntı verdiğini ve  eziyet çektirdiğini, eski savcı Mehmet Berk tarafından hakkında açılan dava  nedeniyle Ağır Ceza Mahkemesinde 4 yıl yargılandığını ve terfi alamadığını  anlatan Çalışkan, geçmişte kendisini yargılayan hakim ve savcılar ile emniyet  mensuplarının, bugün ya cezaevinde, ya da Kaçak durumda olduğunu belirtti.

"SNİPER KONUSU ŞEHİR EFSANESİ"

Çalışkan, "15 Temmuz darbesini sadece askere indirgerseniz bu işi  ıskalamış olursunuz. Asker bu işin bir boyutu. Devasa bir örgütten bahsediyoruz.  Maliyesiyle, eğitimiyle, uluslararası ilişkileriyle şu an dünyanın bir çok  yerinde düşman diaspora oluşturmaya çalışan yetkinlikte, birçok ülkenin  desteklediği bir yapıdan bahsediyoruz." dedi.

Darbe günü Boğaziçi Köprüsü'nde sniper olduğu iddiasına ilişkin de  Çalışkan, "Sniper konusu şehir efsanesi. Sniper yoktu orada. O köprünün bir  bacağının üzerindeki sallanan şey sniper değildi. Bu örgüt her şeyimize zarar  verdi, istihbaratımıza da teşkilatımıza da zarar verdi. Bizi istihbarat manasında  çok hırpaladılar. Bir takım dinlemeleri götürdükleri kesin. Ahlaksızca  götürmüşler." ifadesini kullandı.

Çalışkan, darbeciler tarafından hazırlandığı iddia edilen herhangi bir  infaz listesini görmediğini başka bir ilde böyle bir liste olup olmadığını da  bilmediğini kaydetti.

Darbe gecesi üzerinden iki tank geçen darbe karşıtı Sabri Ünal da  komisyona katılarak, kısa bir konuşma yaptı. Ünal, darbenin arkasındaki faillerin  aydınlatılması için komisyonun en doğru şekilde çalışmasının ve bir sonuca  varmasının, milletin beklentilerinin karşılanması açısından önemli olduğunu  belirtti.

Öte yandan, Ak Parti İzmir Milletvekili Hüseyin Kocabıyık da kendisine  atfen basın yayın organlarında çıkan, eski Genelkurmay Başkanı Necdet Özel'in  komisyona gelmemesiyle ilgili "Siyaseten aklanması için gelmesi lazım" demediğini  ifade etti.

Kocabıyık, şunları kaydetti:

"(Siyasetin aklanması için gelmesi lazım) dedim. Bu ikisi çok farklı.  Çünkü Necdet Özel, 15 Temmuz'dan sonra bazı televizyonlara çıkarak 'siyasetçiler  zaman zaman bize isteler verdiler. Biz bu listeleri araştırdık bir şey bulamadık.  Meğerse personel de onlardanmış, istihbarat da' demişti. 'Siyasetin aklanması'  lazım derken bunu kastettim. Necdet Özel'in, darbe girişimi gecesi pozitif rolü  de anımsatılarak komisyona yeniden davet edilmeli."

Sonraki Haber