Türkiye'nin cennet bahçesi tehdit altında

Tokat’ın Zile ilçesine bağlı Kuruçay Köyü’nde işletilecek olan mermer ocağı köylü ve bölge için tehdit oluşturuyor. “ÇED gerekli değildir” raporu verilen projeye büyük tepki gösteriliyor...

Kuruçay Köyü’ne ait meraların, su kaynaklarının ve tarlaların bulunduğu alanda kurulacak olan maden ocağı Kuruçay Köyü’ne çevresel, ekonomik ve sosyal açıdan ciddi zarar vermesinden endişe ediliyor.

Köy halkı ve bölge sakinleri mermer ocağının köydeki yaşamı bitireceğini söyleyerek gidecek yerleri olmadığını ve mermer ocağı istemediklerini bu konuda ellerinden gelen mücadeleyi vereceklerini söylediler.

Kuruçay Köyü Muhtarı Hüseyin Şatur “Köyümüzün üzerinde açılacak mermer ocağı köy halkının sağlığını tehdit etmektedir. Dahası mermer ocağı açılacak bölge köy halkının hayvanlarının otlak sulak bölgesidir. İçme suyumuzda o bölgeden gelmektedir o bölgenin dört ayrı yerinde doğal su kaynağı çıkmaktadır. Köy halkı hayvanlarıyla ilkbaharda o bölgeye yaylaya çıkmaktadır. Açılacak olan mermer ocağı köye maddi ve manevi olarak büyük zararlar verecektir” ifadelerini kullandı.

Kuruçay Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Duran Lülek de “Öncelikle Köyümüzde  açılması  planlanan  mermer  ocağına karşı  olduğumuzu  belirtmek  isterim. Bizim nazarımızda bu proje yok hükmündedir. Gerek hukuki gerekse de toplumsal mücadelemizi sonuna kadar göstereceğiz.  Köyümüzün tek geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Bu noktada şunu ifade etmek isterim ki, söz konusu proje gerek geçim kaynaklarımıza gerekse de doğamıza büyük zararlar verecektir. Ayrıca bu alan köyümüze oldukça yakın bir mesafededir, insanların orada yaşanmışlıkları, anıları var. Projenin kabul edilecek bir tarafı yok. Kuruçay halkının mücadeleye hazır olduğunu ne gerekiyorsa yapılacağını bilmelerini isterim” diye konuştu.

“KATLİAM DEMEK”

Köy sakinlerinden Ünal Yalçın “Mermer ocağı demek doğa katliamı demek. Köylümüzün yaylaları, suları var ayrıca orada tarlaları var. Geçim kaynağımız tarım ve hayvancılık burada yaşayanların başka kazancı yok. ÇED gerekli değil raporu nasıl verilmiş anlamadık bu yanlıştan bir an önce dönülmeli” dedi.

 
Köyde yaşayan kadınların bu konuda başka korkuları da var. Köy kadınlarından Sadeli Tatlı “Yaylalar da kadınlarımız tek başına kalıyor, kızlarımız tek başlarına rahat bir şekilde hayvan otlatıyor, dağlarımızda kimseyi istemiyoruz. Hem yaylalarımızı talan edecekler hem sularımızı kirletecekler. Köyümüzde bu ve benzeri çalışmaların yapılmasını istemiyoruz, yaşam alanlarımıza kıymasınlar. Mermer ocağı istemiyoruz” diyerek endişesini anlattı.

Emekli olup köylerine geri gelmiş köylüler adına konuşan Dursun Şakar, “Şehirde çalıştık çabaladık emekli olduk buraya geldik. Havası, suyu temiz diye, dağları yeşil diye, şimdi mermer ocağı işi çıkardılar, biz daha nereye gidelim, başka çaremiz mi var, biz zengin değiliz ki, iyi kötü bir evimiz var, onu da toza çamura bulamalarına izin vermeyiz” dedi.

Mermer ocağına neden karşı çıktıklarını Çevre Mühendisi ve aynı köyden olan Aydın Yalçın özetledi.

Yalçın, “Köyümüzde yapılacak olan mermer ocağı projesi aslında 100 hektarlık bir alanı kapsamaktadır, ÇED’den muaf olmak için ÇED alanı sadece 15 hektar olarak gösterilmiş ve hızlı bir şekilde izin alınmış, ÇED raporunun arkasından dolaşılmış. Burada proje de var olan, sonrasında işletilecek alan köyün tüm yaşam kaynağını kapsıyor yani su kaynaklarımız, meralarımız, yaylalarımız, ormanlarımız ve köyün en az 300 yıllık geçmişini barındırıyor” ifadelerini kullandı.

Yalçın şöyle devam etti:  

“Herkesin de bildiği üzere bu ocaklarda mermerle birlikte %40-80 oranında atık çıkar, atıklar bir alanda biriktirilir ve yapay atık dağları oluşturur, köyümüzdeki ocağın konumu itibariyle bu atık dağı yağmur sularıyla birlikte olduğu gibi köyün içine akacak, akarken su çıkan dereleri dolduracak, bölgedeki ağaçların, meraların üzerini kapatarak yok edecek ki bu köy zaten erozyondan sürekli zarar gören bir köy. Önlenmesi mümkün değil.”

Sonraki Haber