Alparslan Türkeş CIA ajanı mıydı ?

Bugün yazarı Nuh Gönültaş'ın Alparslan Türkeş yazısı olay yarattı.

Nuh Gönültaş, bu yıl 40. yılı olan 1968 senesinde yaşanan olaylarla ilgili ilginç detayları kaleme aldı. 68 kuşağının önemli isimlerinden Sarp Kuray ve Ömer Gürcan'ın ekranlardaki konuşmaları ilginç detaylarla dolu. İşte Gönültaş'ın o yazısı...

Sarp Kuray ve Ömer Gürcan... Bunlar 68 kuşağının önemli isimleridir. Ömer Gürcan idam edilen darbeci asker Fethi Gürcan'ın oğlu, Sarp Kuray da denizci subay, gençlik önderi, 9 Martçı vs... Bu iki ismi Kanal A ekranlarında gördüğümde ekrana adeta kilitlendim. Alper Tan'ın sunduğu Gündem Ankara programının konukları olan bu iki isim bugünkü kuşaklara ne söyleyebilirlerdi ki? Bir kere onlar Derin Devlet dediğimiz yapıya "Amerikan Kabuğu" diyorlardı.

Sarp Kuray'a göre Amerika 1946 yılından itibaren hem orduya, hem de diğer kurumlara adamlarını yerleştirdi. Ve hem Amerika hem de SSCB ordu içindeki müdahaleci eğilimleri yönlendirdi: "Burjuva sınıfı kendi sorunlarını aşamadığı zaman, asker ve üniversite vurucu güç olarak öne çıkar... Sovyetler, Irak ve Suriye gibi ülkelerde bu gücü yönlendirerek Baas tipi rejimler oluşturmuşlardır. Türkiye'de ise 12 Mart 12 Eylül müdahaleleriyle Amerika kendi çıkarını gözeten düzenlemeler yapmıştır."

Şöyle anlıyorum: Orduyu ve üniversite gençliğini dış güçler yönlendiriyor. Demek ki onlar bu etkilere açık haldeler. Ya da içlerinde bu tür etki ajanları var! İlginç iddia Alparslan Türkeş hakkında. Ömer Gürcan, Alparslan Türkeş'in CIA ajanı olduğunu iddia etti.

Bunu da dönemin Amerika Ankara Büyükelçisi Warren'in hazırladığı rapora dayandırdı: "27 Mayıs'tan sonra kurulan Milli Birlik Komitesi (MBK) çok genç ve tecrübesiz, üstlendiği misyondan dolayı başı dönmüş bir grup. Şu anki işlerimizden biri de MBK'nın içinde kimlerin etkin olduğunu tespit etmektir. MBK'nın içine en önemli üye olarak Türkeş'i yerleştirdik" (Foreign Relations 1958-60 s. 369-370) "Amerikan kabuğu" ne zaman sistemin içine yerleştirildi?

Sarp Kuray: "Türkiye, Amerika ile birlikte harekât etmeye karar verdiği 1946'dan bu yana Amerika kendi çıkarlarını gözetecek kadroları Türkiye'deki sistemin her alanında yerleştirdi... Türkiye'de 1930'dan sonra hiçbir şeyi inandırıcı bulmuyorum..." Türkiye'de darbe ve müdahaleleri gerçekleştiren kuklacılar kimlerdir? Kuray: "Bunlar geri planda Amerikan emperyalizmi, önde onların ülkedeki ortakları olan egemen sınıftır. Bu oluşumlara karşı ordunun içinde tepkiler de olmuştur. Anti emperyalist Talat Aydemir ve Fethi Gürcan bunların öncülerindendir. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde asılarak idam edilen tek darbeci subaylar da bu isimlerdir." Peki şu meşhur iddia; Abdullah Çatlı Fransa'ya kaçtığında orada Sarp Kuray'a mı gitmişti.

Kuray bu iddiayı kesin bir şekilde yalanladı: "Yok böyle bir şey." Kürt-Türk kutuplaşmasında "Amerikan Kabuğu"nun etkisi var mı? Kuray: "Bugün sağduyulu Kürt arkadaşlar, "Tekrar birlikte çözüm arayalım ve Mustafa Kemal Paşa'nın 1919'da, 1923'te Eskişehir ve İzmit konuşmalarını referans alalım" diyorlar. Bu makul öneriler, dış dinamiklere dayalı güçler tarafından maniple edilerek akim bırakılmaya çalışılıyor. Biz ise iç dinamiklere dayanmış güçlerden yanayız. Eşit ve özgür yurttaşlık temelinde birlikte çözebiliriz diyoruz. Bu ülkede Amerikan kabuğu kırılmadıkça, provokasyonlar da, gerginlikler de bitmeyecek..."

9 Mart için ittifak yaptığınız paşalar sizleri sattı mı? Kuray: "1960 yılına kadar Türk ordusu devrimci idi. Fakat bu tarihten sonra NATO damarı üzerine oturdu. Kendi evlatlarını kurban vermeye başladı. 9 Mart'ta bize sokaklara bomba atın diyenler 12 Mart'ta taltif edilirken bizler subay olduğumuz halde erlerden falaka yedik, işkence gördük. Bizans ordusunda böyle bir kalleşlik yok..."

Hiç kullanıldığınız hissine kapıldınız mı? Gürcan: "Bizler emir erleri olmayı reddettik. Onlara itaat etseydik ben bugün TRT Genel Müdürü, Sarp Ağabey ise Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni olurdu..." Kendilerini solcu ve devrimci olarak nitelendiren çevrelerin dine yaklaşımını nasıl buluyorsunuz? Kuray: "Biz dinin bir sosyolojik bir olgu olduğunu, Müslümanlığın çıkışındaki bütün devrimci dinamikleri göremedik... Bizim din konusunda fazla bilgili olmamamız, direk bir inkârcılığı getirmiş, sonuçta halkla aramıza büyük bir uçurum oluşmasına sebep olmuştur. Devrimcilerin dine karşı görünmesi bize zarar verdi..." Kendi tecrübelerinizden hareketle bugünün gençlerine söylemek istersiniz?

Kuray: "Burada "Cambaza bak" oyununa gelmemek lazım. Bizi geçmişte nasıl kullandıklarını anlatayım. Yükseliş Kolejine bizim guruptan birileri bomba attı. Bu bomba Muhsin Batur'un Genel Kurmay'da yapacağı bir konuşmaya zemin hazırlaması için patlatılmıştı... Türkiye'deki devrimci gençlik bu tarz oltalara geçmişte çokça takılmıştı. Peki, bu imkânları neden bize sağlıyorlar? Çünkü ortalığı karıştırmamızı istiyorlar. Böylece onlara yapacakları darbenin altyapısını oluşturacaktık..." Gençliğin sol kanadının nasıl kullanıldığını yaşayarak gören bu iki ismin, Kuray ve Gürcan'ın daha fazla konuşup tecrübelerini yeni kuşaklarla paylaşması lazım.

Bugün

Sonraki Haber