Odeabank 2015'te Sektörde Karlı Büyüdü

Odeabank Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Özkaya:- "Sıfırdan kurduğumuz Odeabank ile sektörümüze farklı ve yeni bir hizmet anlayışı getirdik"- "Enerji fiyatlarındaki düşük seviyelere rağmen döviz kurlarının ve gıda fiyatlarının enflasyonda belirleyici

İSTANBUL (AA) - Odeabank, 2015 yılında 2014 yılı sonuna göre aktiflerini yüzde 25 artışla 32.1 milyar liraya, mevduatlarını yüzde 20'lik artışla 25.3 milyar liraya toplam kredilerini ise yüzde 21'lik artışla 21.8 milyar liraya yükselterek yılı 50.3 milyon lira net karla tamamladı.

Odeabank'tan yapılan açıklamaya göre, Türkiye'deki faaliyetlerine başlamasından bu yana geçen 3 yılda elde ettiği başarılı finansal sonuçlarla, özel mevduat bankalar arasında mevduatlarda 8'inci, toplam aktiflerde ise 9'uncu büyük banka konumuna yükseldi.

Bankanın 2015 yılı finansal sonuçlarını değerlendiren Odeabank Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Hüseyin Özkaya, "Sıfırdan kurduğumuz Odeabank ile sektörümüze farklı ve yeni bir hizmet anlayışı getirdik. Türkiye ekonomisinin sunduğu imkanlar paralelinde, tüm bankacılık ihtiyaçlarında ilk akla gelen bankalar arasında yer alma hedefiyle faaliyetlerimizi sürdürerek 2015 yılında da sektör ortalamasının üzerinde bir büyüme performansı sergiledik" dedi.

2015 yılında Türkiye ekonomisindeki büyümenin görece güçlü, bankacılık sektöründeki büyümenin ise genel ekonomideki büyümeye kıyasla daha yavaş kaldığına dikkati çeken Özkaya, "BDDK verilerine göre, 2015 yılında bankacılık sektörü aktifleri bir önceki yıl sonu ile karşılaştırıldığında yüzde 18,2 büyüyerek 2 trilyon 357 milyon TL'ye yükseldi. Krediler yılı yüzde 19,7 büyüme ile 1 trilyon 485 milyar TL'de tamamlarken, mevduatlar yüzde 18,3 artışla 1 trilyon 245 milyar TL'ye ulaştı. Zorlu finansal koşullardan sektörün karlılığı olumsuz etkilenirken, aktif kalitesinin güçlülüğünü koruyabildiğini söyleyebiliriz" şeklinde konuştu.


- "Döviz kurları ve gıda fiyatlarının enflasyonda belirleyici olacağını düşünüyoruz"


Açıklamasında Türkiye'nin ekonomik görünümünü de değerlendiren Özkaya, enerji fiyatlarındaki düşük seviyelere rağmen enflasyonda arzu edilen iyileşmenin kaydedilememesinin Türkiye ekonomisi açısından önemli bir zorluk olduğuna işaret ederek şunları kaydetti:

"Tüketici enflasyonu 2015 yılını yüzde 8,8 seviyesinde tamamlamıştı. Yeni yılın ilk ayında ise gerek kamunun yaptığı fiyat ayarlamaları gerekse yüksek gıda fiyatlarının etkisi ile TÜFE bir önceki aya göre yüzde 1,8 arttı. Böylece yıllık enflasyon yüzde 9,6'ya yükseldi. Şubatta ise gıda fiyatları enflasyonunun mevsimsel ortalamalarının altında kalması ile yıllık enflasyon yüzde 8,8'e geri dönerek çift haneli seviyelerden uzaklaştı. Enerji fiyatlarındaki düşük seviyelere rağmen orta vadede döviz kurlarının ve gıda fiyatlarının enflasyondaki iyileşmede belirleyici olacağını düşünüyoruz. Döviz kurunda istikrar için Merkez Bankasının kısa vadede likidite politikasını bir süre daha sıkı tutması gerekebilir. Orta vadede ise enflasyonla mücadeleyi destekleyecek yapısal reformların gerekli olduğuna inanıyoruz."


- "Türkiye yapısal reformların moral etkisini bu yıl içerisinde görmeye başlayacak"


Türkiye ve çevre ülkelerdeki sıcak politik gündem nedeniyle ekonomik gelişmelerin maalesef ülke gündeminin arka sıralarında kaldığını ifade eden Özkaya, yılın ikinci yarısında iç piyasaları küresel piyasalardan olumlu yönde ayrıştırabilecek gelişmelerin ortaya çıkabileceğini söyledi.

Özkaya, "Küresel belirsizliklerin bir miktar hafifleyebileceği yılın ikinci yarısında Türkiye potansiyelini daha da yukarı çıkarabilmek için ev ödevlerine daha fazla yoğunlaşabilecektir. Böylece yapısal reformların moral etkisini bu yıl içerisinde görmeye başlayabileceğimizi ve olası küresel oynaklıklardan daha az etkilenerek pozitif ayrışabileceğimizi düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.

Dünya ekonomisindeki yavaşlamanın bir süre daha hissedilebileceği varsayımı ile ocak-şubat döneminde görülen ivme kaybının yılın ilk yarısında son bulacağını ve ikinci yarıda, ekonomik aktivitenin toparlanacağını düşündüğünü belirten Özkaya, yılın ikinci yarısında hem küresel hem de yurt içi belirsizliklerin azalması sayesinde Türkiye ekonomisinin yılı yüzde 3,6'lık bir büyüme oranı ile tamamlayacağını tahmin ettiklerini de sözlerine ekledi.

Sonraki Haber