Ali Babacan ilk kez canlı yayında ! AK Parti'den neden istifa ettiğini açıkladı

Habertürk'te Fatih Altaylı'nın konuğu olan Ali Babacan, yeni parti kurma çalışmalarıyla ilgili açıklamalarda bulundu. AK Parti'den neden istifa ettiğini anlatan Babacan, ''Hukukun üstünlüğü ilkesinin örselenmesi hepimizi rahatsız etti düzeltmek için de çok çaba gösterdik. Baktık düzelme olmuyor ve ciddi bir ayrışma yaşadık'' dedi.

Yeni parti kurma hazırlığı içinde olduğu bilinen Ali Babacan, kurucusu olduğu AK Parti'den istifa etmesinin ardından ilk kez canlı yayına katıldı.

Fatih Altaylı'nın sunduğu Teke Tek programına konuşan Ali Babacan, AK Parti'den istifa süreciyle ilgili, "Türkiye'de demokrasinin iyi işlemediğinden şikayet ediyorduk. Hukukun üstünlüğü ilkesinin örselendiğinden bahsediyorduk. Zaman içerisinde uygulamalarla, çıkış değerleri arasında ciddi farklar oluşmaya başladı. Zaman içinde yavaş yavaş. 2011-2012'de başlayan ve 2013'de hızlanan. Uzun süre bunları düzeltmek için çaba harcadık. Bunlar evrensel ilkeler. Bunların zaman içerisinde örselenmesi hepimizi rahatsız etti düzeltmek için de çok çaba gösterdik. Baktık düzelme olmuyor ve ciddi bir ayrışma yaşadık." ifadelerini kullandı.

Habertürk'te yayınlanan 'Teke Tek' programında konuşan Babacan şu açıklamaları yaptı:

İSTİFA SÜRECİNİ ANLATTI
Aslında AK Parti'den ayrılmam bir süreç. Bir gecede verilmiş karar değil. Biz partinin kurucularından birisiyiz, biliyorsunuz. İş hayatındayken, o günün 28 Şubat iklimi yeni siyasi hareketin gerektiğine karar vermiştik ve arkadaşlarımızla beraber AK Parti'yi kurduk, kuruluşta önemli prensip ve değerler vardı. Önce insan, insan haklarına, özgürlüklere önem veriyorduk."

"BAKTIK OLMUYOR CİDDİ AYRIŞMALAR YAŞADIK"
Türkiye'de demokrasinin iyi işlemediğinden şikayet ediyorduk. Hukukun üstünlüğü ilkesinin örselendiğinden bahsediyorduk. Zaman içerisinde uygulamalarla, çıkış değerleri arasında ciddi farklar oluşmaya başladı. Zaman içinde yavaş yavaş. 2011-2012'de başlayan ve 2013'de hızlanan. Uzun süre bunları düzeltmek için çaba harcadık. Bunlar evrensel ilkeler. Bunların zaman içerisinde örselenmesi hepimizi rahatsız etti düzeltmek için de çok çaba gösterdik. Baktık düzelme olmuyor ve ciddi bir ayrışma yaşadık.

"TÜRKİYE'DE SORUNLAR BÜYÜDÜ"
2012'den sonra ciddi bir mücadele dönemi oldu, içeriden ciddi bir mücadele verdik. Pek çok arkadaşımız. Sadece değerler değil ilkeler de önemli. Yola çıkış ilkeleri şeffaflık, hesap verilebilirlik, kararların istişare ile alınması, yerinden yönetim ilkesi, kurumların güçlü ve itibarlı olması, alınan kararın kurallara dayanması, keyfilik olmaması lazım. İlkelerde de önemli bir sapma meydana geldi. Bu sadece parti değil Türkiye meselesi haline geldi. Türkiye'de sorunlar büyüdü, ülkenin karanlık bir tünele girdiğini hissettik ve ülkemizde ciddi bir sorumluluk hissettik.

"SORUMLULUK HİSSİYATI İLE ÇALIŞMAYA BAŞLADIK"
Hiçbir şey yapmazsak bunun vebali büyük olacak hissiyatı ağır bastı. Gelecek nesillerin gözlerine bakamayacağız korkusu hasıl oldu. Bu bir vebal korkusu. Bu sorumluluk hissiyatı ile çalışmaya başladık. Biz reddi miras yapamayız sorumlu olduğumuz dönemle ilgili. Günahı ve sevabıyla bizim sorumlu olduğumuz bir dönemdir. Türkiye'de parti disiplini ile parti içi demokrasi arasında ciddi bir ikilem söz konusu.

Parti içi demokrasi, eleştiri mekanizmaları çalıştırılamayabiliyor. Türkiye'de reforme edilen konulardan biri siyasi partiler yasasında parti içi demokrasiyi işletecek bazı mekanizma ve süreçleri mecbur hale getirmek. Bir siyasi parti kendini kapalı ve tartışılamaz hale getirebiliyor.

"ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ PARTİ İÇİNDE TARTIŞILMADI"
İstişare çok önemli. Kararlar olgunlaştırılmadan alınırsa parti ve ülke için sonuçları iyi olmuyor. Anayasa değişikliği Türkiye'de parti içinde rahat bir şekilde tartışılamadı. Bu anayasa değişikliğini savunamam dedim ve o kampanyaya katılmadım. O günlerde ben AK Parti milletvekiliydim.

Başkanlık sistemi ile beraber ilk seçimlere gidildi. Daha sonra 31 Mart'ta yerel seçimler gelecekti. Bu sistem gerçekten Türkiye'yi yönetecek bir sistem mi diye bakmak istedik. Başkanlık sistemi baktık ki iki ay sonra Türkiye'nin en büyük ekonomik krizi ile anılmaya başlandı. Başkanlık sistemi ile ilgili söylenen pek çok argüman karşılıksız kaldı.

"ABDULLAH BEY TÜRKİYE ADINA DOĞRU ŞEYLERİ ONAYLADI"
Abdullah Gül Türkiye'de 2002 yılında Başbakanlık koltuğuna oturdu. Sonra Tayyip Bey, yeniden seçilme hakkını elde edince ayrıldı. Uzun süre Dışişleri Bakanı yaptı. Ardından Tayyip Bey'in 'kardeşim Abdullah Gül' demesiyle Cumhurbaşkanı adayı oldu. 367 meselesine takıldı. Ardından 'Ben yine adayım' dedi Cumhurbaşkanı oldu. AK Parti'nin bütün kararlarını onaylayan kişiydi. Hem eleştiri hem destek aldı. Daha sonra da muhalif noktada görülmeye başladı. Gül'ün bu parti içinde sizin yanınızdaki yeri nedir? Abdullah Bey garanticidir derler. Ben buna pek katılmam. Saadet Partisi'nde Erbakan'a karşıydı. Bu kez Abdullah Bey hep ikircikli tavır içerisinde. Herkes diyor ki, Ali Babacan'ın arkasında Abdullah Gül var. Kendisi çıkamadığı için Ali Babacan'ı çıkardı. Abdullah Gül bu partinin neresinde?

"ABDULLAH BEY BİZE DENEYİMLERİYLE DESTEK VERİYOR"
Abdullah Bey'le bizim kaygılarımız aynı. Ancak Cumhurbaşkanlığı'ndan ayrıldıktan sonra 'Ben artık aktif siyasette yokum' dedi. 'Bundan sonra yeniden bir partide olmam' dedi.Herkes mutabık olsaydı 'böyle bir talep var, kaçamam' diye ifade etmişti. Kendisi bizim çalışmalarımıza destek veriyor. Ayda bir iki defa oturuyoruz. Kendisi bize destek veriyor. Bize dışarıdan bilgi ve tecrübesiyle destek veriyor. Biz de bundan memnunuz. Ancak nihai kararları biz veriyoruz.

Fatih Altaylı'nın "Abdullah Gül'ün parti içinde görev alma, Cumhurbaşkanı olmak gibi bir durumu yok mu?" sorusuna yanıt veren Babacan şöyle konuştu: Hayır, hayır. Ben kendisine söyledim. 'Bu işte olacaksınız başımızda siz olacaksınız'dedim. 'Hayır' dedi 'bu iş isiz yapacaksınız' dedi. Bizi partimiz farklı kesimlerin üzerinde ittifak kurulacağı bir çizgiyi oluşturmak amacında. Farklı siyasi görüşlerden gelen insanların uygulanabilecek ve gerçekçi olan yeni bir Türkiye tasarımı. Bu ana akım siyasi bir çalışma olacak.

YENİ PARTİ ÇALIŞMALARI
Bu ana akım bir siyasi hareket olacak. Geniş kesimlerin üzerinde ittifak kuracağı bir çalışma olacak. Ne ittifak ne de ortak aday derdimiz var. Çalıştıklarımızı uygulamak amacımız. Halkın en çok teveccüh ettiği siyasi parti olmak hedefimiz.

Son bir yılda, çok sayıda insanla görüştüm. Kendi dönemlerinde farklı tecrübe edinmiş insanlar. 'Bin biliyorsan bir bilene danış' diyor atalar. Eskiyi iyi bilen, hala siyasi itibarını koruyan kim var kim yoksa hepsi ile temas halindeyiz.

"2019 YILI SONUNDA PARTİ TÜZEL KİŞİLİĞİ OLUŞTURULACAK"
Gönlümüzden geçen tarih 2019 sonuna kadar tüzel kişiliğin oluşması. Bir de bunun teşkilatlanması safhası. İnsan kaynağı ile ilgili iki kriter koyduk: Düzgün insan olsun, konuşunca doğruyu konuşsun, bir şeyi emanet edin. İşini iyi yapsın, iyi bilsin işini. İnsanların ne siyasi kökenini, ne dini inançlarını sorguluyoruz. Şubat sonundan bugüne kadar 700 kişiyle görüştüm. Ankara'daki ofisimiz çok daha yüksek rakamla uğraştı. Anadolu'nun her yerinden katkı vermek isteyen çok sayıda insan var. Katkı vermek isteyen çok insan var.

"AK PARTİ'LİLERİN AĞIRLIKTA OLDUĞU KADRO OLMAYACAK"
Bizim oluşturacağımız kadro ile nihai bir karar henüz yok. Biz şu anda Türkiye'nin geleceği için iyi bir hazırlık yapmak istiyoruz. Genç farklı bir nesil, kadınların söz sahibi olacağı bir kadroyu hedeflememiz gerekiyor. Kadroda, AK Parti görüşlerinin dışında çok daha fazla sayıda insan olması lazım. AK Parti'lilerin ağırlıkta olduğu bir kadro olmayacak. AK Parti'nin başarılı dönemlerinin arkasında olanlarla tabii ki beraber çalışacağız.

Sonraki Haber