Kılıçdaroğlu: ''Ne oluyor bu Katar aşkı?''

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, "Borsa İstanbul'un yüzde 10'unu kaça sattınız, bilinmiyor. Ne oluyor bu Katar aşkı. Bir kalemde 90 milyon dolar Katarlı şirketin borcunu sildiler. Her şey satılıyor, yarın öbür gün Saray'ın yarısını sattık Katarlılara derse kimse şaşırmasın" ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, koronavirüs verilerinin gizlenmesini eleştirerek "5 maskeyi dağıtmaktan aciz olan bir siyasi iktidarın korona sürecini yönetme şansı zaten yoktu," dedi.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, FOX TV'de İsmail Küçükkaya'nın sunduğu Demokrasi Meydanı programının konuğu oldu.

Kılıçdaroğlu, Katar'la yapılan 10 maddelik anlaşmayı eleştirerek, "Merkez Bankası'nın bütün birikimlerini sıfırladınız. Satacaklarını sattı şimdi elde avuçta ne varsa satıp gününün gün etmeye çalışıyor. Borsa İstanbul'un yüzde 10'unu kaça sattınız, bilinmiyor. Ne oluyor bu Katar aşkı. Bir kalemde 90 milyon dolar Katarlı şirketin borcunu sildiler. Her şey satılıyor, yarın öbür gün Saray'ın yarısını sattık Katarlılara derse kimse şaşırmasın. Türkiye Varlık Fonu'nu niye kurdular, kime neyi nasıl satarız, bunun arayışı içindeler," dedi.

Koronavirüs süreci yönetimini de eleştiren Kemal Kılıçdaroğlu, "Koronayla ilgili başlangıçta önemli adımlar attılar. Vaka ve ölüm sayılarının azlığı alınan önlemlere bağlıydı. Bu önlemleri alırken ekonomik ve sosyal açıdan başka önlemlerin de alınması gerekiyordu," dedi ve şöyle devam etti:

"5 maskeyi dağıtmaktan aciz olan bir siyasi iktidarın korona sürecini yönetme şansı zaten yoktu. Bilim kurulunun önerilerini dikkate almayan bir iktidarın bu felaketi önleme şansı zaten yoktu. Baştan bunu bilmemiz gerekiyordu. Biz sorumlu muhalefet olarak şunu yanlış yaptın demedik, bunu yaparsan iyi olur diye uyarıda bulunduk.

TTB'nin ne PKK'lığı kaldı, bütün suçlamalar yapıldı. Kim haklı çıktı? TTB haklı çıktı. TTB hala verilerin eksik söylendiğini ifade ediyor. Şu anki veriler bile eksik.

Verileri açıklamayabilirsiniz ama veri açıklamaya başlıyorsanız doğruları söylemeniz lazım. Ekrem Bey, olayın büyüklüğünü görünce "bu kadar da olmaz, önlem alın" dedi. İstanbul'u yönetiyor yani burada yaşayan insanların can ve mal güvenliğinden kendisini sorumlu hissediyor. Rakamlar çok büyük önlem alınmıyor, alınmak istenmiyor böyle bir tabloyla karşı karşıya kaldık.

Bir de bunlar milliyetçi geçiniyorlar, memleketin satılmadık yerini bırakmadınız. Ülkeyi pazara döndürdüler. Her şeyi satıyorsunuz, satılmadık fabrika, arazi, banka, sigorta şirketi, saraylar, boğazda yerler kalmadı. Nereye kadar gidecek bu. Kimin malını satıyorsunuz siz? 83 milyonun malını satıyorsunuz kaça sattığınızı söylemiyorsunuz.

“YARGIYA TALİMATI ERDOĞAN VERİYOR”

"Bütçe parlamentoya sunulurken, Maliye Bakanı her şeyi anlatırdı. Var mı şimdi böyle bir şey? Katar ile anlaşma kimin gözetiminde imzalanıyor? Özelleştirme İdaresi yok mu? Hâlâ duruyor galiba yerinde. Türkiye gerçek anlamda yönetilmiyor, savruluyor. Her anlamda bir yönetim boşluğu var.

Yargıya talimat vermek siyasetçinin işi değildir. Yargıya talimatı kim veriyor? Siyasi otorite ve onun tepesindeki kişi, yani Erdoğan veriyor. Trump, papazı bırakmazsan başına gelecekleri düşün dedi. Sonra Erdoğan vermeyeceğini söyledi, 2. Tweetten sonra papazı serbest bıraktılar. Alman gazeteci hapse atıldı. Merkel geldi, sonra bir gecede iddianame yazıldı, sonrasında serbest bırakıldı. Bunu talimatını kim verdi? Mesela hapisteyim, çıktım hakimin önüne beraat ettim. Sonra bir anda iddianame değişiyor, ben tekrar hapse giriyorum. Burada talimatı kim veriyor?

Siz 3,5 yıl bir adamı iddianamesiz hapiste tutuyorsunuz. Onlar çıkınca bize oy verirler diye uğraşmıyoruz, onların kendi partileri var. Ama haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. KHK ile üniversitedeki hocayı attınız, sonra mahkemeden beraat etti. Beraat etti ama görevine iade edilmiyor. Talimatı siyasi otorite veriyor.

Kalkıp da o hakime direkt telefon açmıyorlar. Saray'dan birileri HSK'ya telefon açıyor. Yargıda büyük bir çürüme var, yargı diye bir şey yok şu anda. İçlerinde düzgün insanlar var hâlâ .HSK'nın bir broşürü var. Bazı davalarda tahliye kararı vermeden önce bize soracaksın diyor. Kimse de bunu inkar edemez, etmedi de zaten.

Ortada anayasa mı kaldı, 138. Maddeden bahsediyor. TBMM'nin iradesi ipotek altında. Bir kişi çıkıp açıklama yapıyor, sonra onu hain ilan ediyorlar. Zindaşti'yi kim bıraktı? Dünyanın en önemli uyuşturucu kaçakçısı. Cumhurbaşkanlığı'ndan arıyorlar, hakim söyledi bunu."

Sonraki Haber