Meclis'in ilk oturumunda gerginlik

CHP'nin terör saldırıları ile ilgili çağrısının ardından Meclis olağanüstü toplandı. İlk sözü alan Bülent Arınç'ın konuşma süresi bitince 2 dakikalık süre veren Şafak Pavey'e sitem etti.

CHP'nin olağanüstü toplantı çağrısı üzerine CHP'li Meclis Başkanvekili Şafak pavey'in başkanlığında toplandı.

Dört parti de Melis’te olacak, parti temsilcileri konuşma yapacak.

Hükümet adına Bülent Arınç, Ak Parti adına Mahir Ünal, CHP adına Levent Gök, MHP adına Ümit Özdağ, HDP adına Osman Baydemir kürsüye gelecek.

Şafak Pavey oturumu açış konuşmasından şunları söyledi:
Burada yaratacağımız her asabiyet sokağa şiddet teşviki olarak dönebiliyor. Bu vatan hırslarımızdan çok daha değerli. Bizler varlıklarımızlar bir şey katmak için Meclis'teyiz. Siyaset şiddet bizi her zamankinden çok daha acil göreve çağırıyor.  Ortak hafızamızı takip etsek düzlüğe çıkabileceğimize inanıyorum. Değerli milletvekillerini saygıyla selamlıyor gündeme geçiyorum.

Pavey'in konuşmasının ardından Meclis toplantı çağrısına ilişkin önerge okundu.

KÜRSÜYE İLK OLARAK ARINÇ ÇIKTI

Toplantıda ilk sözü hükümet adına Bülent Arınç aldı.

İşte Arınç'ın konuşmasından satır başları:
Öncelikle CHP Grubuna verdikleri olağanüstü toplanma tekliflerinden dolayı teşekkür etmek istiyorum. Son günlerde kalplerimizi kanatan acı olayların,. Soruşturmaların devam ettiği bir zamanda ve hükümetin terörle mücadele yaptığı süreçte konuyla ilgili görüşme zaruret olmuştu. Bunu CHP yerine getirdi. Komisyon kurulabilir korumayabilir bunlar sizlerin değerli oylarınızla belli olacaktır.

Son günlerde yaşanan olayları hepimiz acı ile karşıladık ve tepkimizi verdik.  Ayrıntılarını biraz sonra vereceğim şiddet olayları kapsamında ülkemizde bir üzüntünün hakim olduğunu söyleyebilirim. Memleketini seven herkes üzüntülü ve tepkilidir. Meclis olarak bunu görüşmek hepimizin göreviydi.

Bu günkü konumuz ülkemizde giderek artan terör olaylarını nedeni araştırmak ve engellemek için meclis komisyonunun kurulmasını içeriyor.
Bu konuda iki rapor vardır. İnsan hakları inceleme komisyonunun hazırladığı bir rapordur. Bu Şubat 2013’tedir.  Yine aynı dönemde Kasım 2013 tarihli meclis araştırma raporumuz var.  
Bunun ayında geçtiğimiz dönemde 10 Temmuz 2014 tarihli terörün sona erdirilmesi maddeli kanun hazırlanmış ve resmi gazete yayınlanmıştır.

Şüphesiz çözüm süreci belki bugünde tartışılacaktır, devam edip etmediği konularında bir tartışma var. 2009’dan başlayarak kademe kademe devam eden ve ete kemiğe bürünen, ismini ne koyarsanız koyun bu konunun ne hale geldiği, nasıl suistimal edildi tartışmalarını da değerlendirmek istiyorum.

12 yıldan beri AK Parti hükümetlerinde bu konuda çok önemli  adımlar atıldı. Yaşananlar sizler tarafından takip ediliyor bunları tekrar tekrar veremeyeceğim. 20 Temmuz’da Suruç’taki katliam diyebileceğimiz terör olayı sonrası Başbakanlık Koordinasyon Merkezi’nden an be an takip ettik.

3 terör örgütüne karşı PKK ve bağlantılı terör örgütlerine karşı, DAİŞ ve DHKP-C diye bilenen örgütlere karşı operasyonlar yapıldı. Sonuçları da koordinasyon merkezi tarafından açıklandı.

Bütün operasyonları milli imkân ve  kabiliyetlerimizle, DAİŞ’e karşı yapılanların da Türkiye içinde gerçekleştirildiğini söylemem gerekiyor. Bugün en son 1302 kişiye gözaltı işlemi uygulandığı bildirildi. Binbaşı Arslan kulaksız ismi verilen operasyonla da sığın depo ve barınma alanlarının vurulduğuna dair açıklamayı hepimiz biliyoruz

Bunun saat 11:00 itibariyle gözaltı sayısı 1061 kişidir…

PKK ile ilgili olarak şunları söylemem gerekebilir. Toplumsal gelişmenin önündeki terör meselesini ülke gündeminden çıkarmak için kararlı bir tutum sergiledik. Çözüm sürecinin nihai hedefi terörün sona erdirilmesi. Çözüm Sürecinin kamuoyuna doğru anlatılması için akil insanlar heyeti oluşturuldu.

Demokratikleşme paketi amacıyla teme hak ve özgürlükler alanında yasal düzenlemeler hayata geçirildi. Çözüz sürecindeki adımlarımıza karşı örgütün sürece uygun hareket etmediği görülmektedir. 2013 mayıs ayında silahlı unsurların ülke dışına çıkarılması söylenmişti. Silahla bırakılacak siyaset ve fikirler konuşulacak denildi. Örgüt şiddet içerikli eylemlerini deva  ettirdi. Kırılma noktalarından biri de pek çok yerde baş gösteren 6-8 ekim olaylarıdır. 7 hazirandan bugüne kadar  kanunsuz girişimler yapıldı.  Her ne kadar başta HDP olmak üzere örgüt bileşenlerin tarafında dezenformasyon yaratılmaya çalışışsa da hükümet adımlar atmıştır.

HDP’li siyasetçilerin bağımsız devlet kurma ifadelerini kullandıkları görülmüştür.  7 Haziran seçimleri öncesi örgüt ve bileşenleri çözüm sürecini kendi baskı ortamını kullanma aracı olarak kullanmaktadır.

2 DAKİKA POLEMİĞİ

Konuşma süresi biten Arınç: Sayın Başkan ek süre verecek misiniz, diğer konuşmacılara da verilmek üzere diye sordu…
Şafak Pavey, “Bugün olağanüstü toplandık. Konuşmanızı bitirmek üzere 2 dakika veriyorum. Diğer konuşmacılara verilecektir” cevabı üzerine Arınç “Madem olağanüstü toplandık çok hasis* davrandınız. 2 dakika” dedi. *Hasis: Cimri

HDP ADINA BAYDEMİR KONUŞTU

HDP adına Osman Baydemir kürsüde konuştu. baydemir şunları söyledi:

TBMM’nin 8 Haziran sabahından itibaren Türkiye topluluğunun tüm farklılıklarına sahip olduğu temsil oranında memnun olduğumu ifade etmek istiyorum. Türkiye ye yeni bir döneme uyandı. Türkiye farklılıklarının bir bütün olarak, siyaset mekanizmasına emretmiş olduğu barışın ortak paydalarda buluşun ve ret politikaları nihai barışla taçlandırın mesajı alınmadı ya da gereğinin gerilmemesi için ısrar ediliyor.

Suruç’ta insanlığa karşı suç işleyen IŞİD organizasyonun yarasını sarmak üzere Türkiye’nin dört bir yanından Türklerin Kürtlerin birlikte yaşayabileceğinin sembolü olan gençler Suruç’ta katledildiler.

Maalesef toplumda var olan barış arzusu henüz siyasi partilerin ortak bir çabası olmamıştır. Bu toplantıda tarihi buluşmada tarihi bir karara gelin katkı sunalım.

Yaşanmış acıların son acımız olmasının temennisinde bulunuyoruz. HDP olarak bu toplantıya dahilimiz bir daha asla bu ülkede tek bir insanımızı hayatını çatışma ortamlı içinde yitirmemesinin pratiği ve çabası olacaktır. Hepinizin vicdanına çağrıda bulunmak istiyorum.

“ÇATIŞMASIZLIK ORTAMININ KIYMETİNİN NE KADAR DEĞERLİ OLDUĞUNU BUGÜN DAHA İYİ İDRAK EDEBİLİYORUZ”

Bu meclis, gerçekten tek bir yurttaş evladımızın hayatını yitirmesini istemiyorsak irade burasıdır. Milletin iradesi burada tecelli etmiştir. Gelin hepimiz bulunduğumuz zeminde sorumluluğumuz gereği olarak bu çatışma pratiğine dur diyelim. Emin olun ki 2013 yılında seçime kadar devam eden çatışmasızlık ortamının kıymetinin ne kadar değerli olduğunu bugün daha iyi idrak edebiliyoruz.

Yapmamız gereken tek şey var. Tek bir canımızın toprağa düşmeyeceği ortak iradeyi yaşama geçirmektir. Neden bu sarmal başlatıldı. Cumhuriyet tarihimiz boyunca en büyük siyasi gelişme elbette ki 2013 Nevruz’u ile barış manifestosu ile başlayan süreçtir. O sürecin Ağrı’da seçim atmosferini zehirlemeye çalışan provokasyona kadar devam etmiş süreçte AK Parti iktidarı barışı etkin şekilde yönetebilmiş olsaydı….

“HÜKÜMET BİR KEZ DAHA 1990’LARIN DİĞER HÜKÜMETLERİN DEVLET REFLEKSİNE GERİ DÖNDÜ”

Yurttaş tercihi ortaya koyarken hesap sorabilir bir noktaya geldi. Hükümet bir kez daha 1990’ların diğer hükümetlerin devlet refleksine geri döndü. Adeta bir milliyetçi dalga yaratarak HDP’yi baraj altı bırakma çabasına  girdi.

“İŞTE O PLANLAR 8 HAZİRAN’DA YÜRÜRLÜĞE GİRDİ”

Hükümet kuramazsak b ve c planlarımız var denilmiş. İşte o planlar 8 Haziran’da yürürlüğe girdi. Tek başına iktidar olma uğruna Türkiye’nin dört bir yanına cenazelerin gitme tehlikesi ile karşı karşıyayız. Bugün bir kez daha barış zeminine geri dönüş şarttır.

Yaşatılan saldırılar, partimize yönetilen 200’e yakın saldırı eğer bunlar etkin şekilde soruşturulsa ve üzerine gidilmiş olsaydı Suruç’taki katliamı Türkiye yaşamamış olacaktır. Savaş isteyenlerin restine rest ile karşılık vermek amacında değiliz . Ateşe benzin dökmek değildir. Şüphesiz ki bu tek başına izah edilmeyecek bir tabloydu.

Sayın Cumhurbaşkanı’nın Dolmabahçe deklarasyonunu tanımaması.  Orta doğu siyasinde Türkiye – Suriye politikası ve Rojova statüsüne kırmızı çizgi diye karşı çıkması yani Suriye’de barbarlığa karşı mücadele eden kardeşlerimizin komşu olarak tercih edilmemişi barış süreç inin sekteye uğramasına neden olan en önemli argümanlardan olmuştur.

“İSTERSENİZ KARDEŞLİĞİME İNANIN İSTER İNANMAYIN…”

Her bir saldırı arka plana sahiptir. 8 Haziran sabahından itibaren tek başına iktidar olunmadığı için ülke savaşa çekiliyor. Tek başına iktidar olma uğruna fidanlar toprağa gömülüyor.  İsterseniz kardeşliğime inanın ister inanmayın Rabbim şahittir ki bütün dünya iktidarları bin kere bir askerin bir polisi bir gerillanın bir sivil yaşam hakkına binlerce kez kurban olsun.

Bizim yapmamız gereken kinle öfke ile yanıt vermekle sorunu çözemeyeceğiz. 30 yıllık pratiğimiz de buydu. Bu pratikten yeterince çektiğimiz için 2013’te müzakere masasını kurduk. Bu aşamaya kadar onlarca fedakarlık örneği vardır. Gelin el ele vererek bu toplumun tek ferdinin hayatını yitirmeyeceği bir geleceği inşa edelim.

“BİRLİKTE YAŞAMA SUİKAST GİRİŞİMİ”

Sayın Cumhurbaşkanı’nın Çin’e gitmeden önce yaptığı konuşma, Davutoğlu’nun bugün yaptığı konuşma birlikte yaşama suikast girişimidir.

Gelin HDP olarak şiddet kimden gelirse gelsin, hep birlikte sizin savaş yapmanıza izin vermeyeceğiz diyelim. Savaşa karşı bir barış cephesinde buluşalım. Toprağa düşen canlardan sorumluyuz, gelin elele verelim. Bu coğrafya bin yıldır ittifaklarla ayaktaydı. Bu meclis evet derse, AKP grubu olmak üzere, vallahi billahi bu savaş 48 saat içerisinde durur.

Meclis derhal çözüm endeksli bir tabloyu önüne koymalıdır. Gelin Ağrı, Manisa, Adana, Mersin, Diyarbakır, Suruç ve Ceylanpınar dahil olmak üzere çatışma zemininin tekrar başlamasına neden olan sürecin araştırılması için bir Meclis araştırma komisyonu kuralım. Bizler HDP olarak Türkiye toplumu bilsin ki bizler 78 milyonun barış içerisinde bir arada yaşaması için zalimin zulmüne teslim olmayacağız. Onlarca siyasi parti kapatıldı, bu gelenekten geliyoruz. Rabbim şahit olsun ki Savaşa da kaosa da teslim olmayacağız."

"IŞİD'E KARŞI ÖNLEM ALINMADI"

Daha sonra ise CHP adına İstanbul Milletvekili Murat Özçelik, milletvekillerine seslendi.

Sözlerine "Terör eylemlerini yapanları lanetle kınıyoruz. Şehitlerimize, vatandaşlarımıza başsağlığı diliyoruz" diyerek başlayan Özçelik, özetle şu ifadeleri kullandı: 

"Yaşanan olayları alt alta koyup baktığımızda; Suriye içerisinde IŞİD denilen örgüte karşı Türkiye'nin aldığı önlemlere baktığımızda hiçbir şey yok.  IŞİD'e karşı Türkiye başında tedbir ve tavır almadı. Suriye'den gelenlere baktığımızda, çok ciddi sosyal, ekonomik sorunlar ortaya çıktı. Bu insanlara insanlık adına Türk milleti bağrını açmaya devam etti. IŞİD'e dünyanın çeşitli yerlerinden Türkiye'yi transit ülke olarak kullanarak binlerce adam gitmeye başladı. Orada yapılan çatışmalar neticesinde Türkiye'deki hastaneler kullanıldı, iyileşenler geri çatışma bölgesine gitti. 

Türkiye'de de önemli bir faaliyet başlad. IŞİD bu zaman zarfında kendisine hiçbir tedbir konulmaksızın adam devşirme faaliyetine girişti. Lojistik hücrelerini kurdu. Türk vatandaşları, yaklaşk 10 bin kişi, IŞİD'in saflarında savaştı. Suriye'deki iç savaşın Türkiye içerisine taşındığı bir durumla karşı karşıyayız. Terör faaliyetleriyle iş çığrından çıktı. IŞİD böyle palazlanırken, Türkiye'nin almaktan imtina ettiği tedbirler nedeniyle PKK Batı'nın gözünde bir aktör haline geldi. Türkiye iki lanetin eylemleri ile karşı karşıya kaldı. Şimdiki geçici hükümetle birlikte bugüne kadar yapmayacağız dediği şeylerde U dönüşü yaptığını gördük. Daha önce söylediklerinin aksine Türkiye Batılı ülkelere destek kararını vermiş bulunuyor.Her ne kadar Türkiye hükümetin aldığı kararlarla politikada bir değişiklik yapıyor gibi görünse de bu şekilde ulusal güvenlik sorununun çözülmesi mümkün değil. Yüce Meclis'in ülkemizin içerisinde bulunduğu sorunlara el atmadığına yönelik bir algı var. Bu suretle bizim yapmamız gereken bütün milletvekilleri olarak bu sorunları elele vererek sorunları çözmektir. Kime karşı savaşacağımızı bilmek zorundayız." 

MHP'Lİ VEKİL ÜMİT ÖZDAĞ: AKP'Yİ UYARMIŞTIK

MHP adına ise Gaziantep Milletvekili Ümit Özdağ konuştu. Özdağ konuşmasında özetle şu ifadelere yer verdi:

"Ortadoğu 1. Dünya Savaşı sonrası çizilen sınırların yeniden tasarlandığı bir döneme girdi. Bu Balkanlaşma sürecinin Türkiye üzerinde etkileri de olması kaçınılmazdır. Ortadoğu'daki savaşın dalgaları Türkiye'ye vuruyor. Türkiye'de bugün yaşanan terör kökleri Ortadoğu'da olan ve Türkiye'ye taşma eğilimi olan bir durumdur. Uygulanan politikalar Ortadoğu'daki savaşı Türkiye'ye davet etmektedir. Geçmiş yıllarda MHP AKP'yi bir çok defa yanlış politikalar konusunda uyarmıştı.

Bugün gelinen noktada PKK ve IŞİD'e karşı yapılan operasyonları anlatırken iş çığrından çıktı demişti. Bu MHP'nin tespitlerinin ne kadar doğru olduğunu göstermiştir. İşleri çığırından çıkartan yanlış Ortadoğu politikaları ve PKK ile müzakere olmuştur. PKK açılımı sürecinde hükümet, Öcalan'ın meşrulaşmasını sağlamıştır. 

Müzakere süreci adı altında güvenlik güçleri alan boşaltmaya zorlandı. Bu sayede terör örgütü güç kazandı. Terör örgütü hükümetin sağladığı dokunulmazlıkla istihbarat ve adam sağlama konusunda çalıştı. PKK'yı rahatsız eden valiler tasfiye edildi. Yerlerine operasyonlara izin vermeyen valiler atandı. Erdoğan Güneydoğu'dan tabut gelmiyor dedi ama kahraman öldürülen köy korucularının tabutları Güneydoğu'da kaldı.

Elinde değil arkasında silah olan HDP halk üzerinde ciddi bir baskı kurdu. Çıkar yol Güneydoğu Anadolu'yu PKK'nın elinden geri almaktır. Bunun yolu tekrar terörle mücadele stratejisinin uygulanmasıdır.

Suriye'de Esad rejimini tutuku haline getiren hükümet PKK'nın Suriye'nin kuzeyinde baskın güç olmasının önünü açmıştır. Esad  rejimini yerine kimin geçeceği belli olmadan devirmeye çalıştınız. Rejimin yıkılması durumunda devlet de yıkılıyor. Bunu Afganistan ve Irak'ta gördük. Müslüman Kardeşler, El Nusra ve IŞİD Esad'ı devirme porjesinde kullanıldı. Bu politika Suriye'yi Afganistanlaştırdı, Türkiye'yi ise Pakistanlaştırdı. MHP'nin terör örgütü uzantısı siyasi partiye karşı aldığı tutum, seçmenin tercihini yok saydığı ve Kürt düşmanı olduğu suçlaması yapılmıştı. Oysa Kürtler ve Zazalar bizim kardeşimizdir. MHP'nin HDP'ye tavrı şehitlerimizden dolayıdır. PKK'nın yaptığı toplu katliamları unutmayacağız. HDP'ye karşı olan tavrımız demokrasiye olan bağlılığımızın sonucudur. MHP bölücülük karşısında tek başına kalsa da milli vicdanın temsilcisi olmaya devam edectir. HDP'nin sahte barış çağrılarına inanmıyoruz. Keşke samimi olsalardı. Samimi olsalar şehit cenazesine gidip başsağlığı dilerlerdi."

CHP'NİN ÖNERGESİ REDDEDİLDİ !

TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin terör olaylarıyla ilgili araştırma komisyonu kurulması önergesi kabul edilmedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin, "Toplumsal barışı tehdit eden, artan terör olaylarının nedenlerinin araştırılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis Araştırması açılmasına" ilişkin önergesi kabul edilmedi.

Sonraki Haber