"Bizim buralarda şerefsizlik denir"

CUmhurbaşkanı Erdoğan'ın Başdanışmanı olan Burhan Kuzu, terör operasyonlarıyla ilgili çok sert açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın danışmanı Prof. Burhan Kuzu, terör operasyonlarına ilişkin, "Utanmadan, HDP'ye ve MHP'ye giden oyları getirebilmek için bu operasyonları yapıyorlar diyorlar" diyerek,  "Buna bizim oralarda kitapsızlık, şerefsizlik denilir" ifadesini kullandı.

"HİÇBİR AKILLI ADAM KOALİSYON İSTEMEZ"

Yeni Şafak'tan Nil Gülsüm'e konuşan Kuzu, Başbakan Ahmet Davutoğlu ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun bugün gerçekleştireceği  kritik koalisyongörüşmesi öncesi çok çarpıcı bir açıklama yaptı. Kuzu, "Hiçbir akıllı adamkoalisyon istemez" dedi.

"MEMLEKETİM ADINA KAŞINIYORUM"

"Koalisyon duyduğumda kaşınıyorum diyorsunuz, neden karşısınız koalisyona?" sorusuna cevaben "Bu amansız bir koalisyon düşmanlığı değil" dşyen Kuzu,  koalisyon karşıtlığının sebbeini "Bir takım verilere, örneklere dayanan, uygulamasını gördüğümüz bir yapıya ilişkin tespitler. Bundan ötürü koalisyon duyduğumda kaşıyorum diyorum. Memleketim adına kaşınıyorum, durduk yere değil." diyerek açıkladı.

AK PARTİ-CHP KOALİSYONU

Olası AK Parti-CHP koalisyonunda sorunların hemen olmasa da uzun vadede gerçekleşebileceğini belirten Kuzu, "Diyelim ki Aralık'ta kongreleri var. Kongre geçtikten sonra bu süreç başlar. Ben bir koalisyon çalışması var olduğu sürece ve eğer pişecekse bu aşa su katmak istemem. Bu koalisyon kurulursa kurulur. Koalisyon istememem bir kenarda ama bir hükümet kurulacaksa da 'Vay kurulmasın' demem. Ama bu hükümet yürür mü deseniz koca bir soru işareti var." dedi.

"FATURAYI BURAYA KESMEYE ÇALIŞIYOR"

Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun da "halk başkanlık sistemine sıcak bakmadı" açıklamasıyla da gündeme gelen başkanlık talebinin oy kaybına neden olduğu yolundaki eleştirilere de değinen Kuzu, "Başkanlık sistemi gündeme geldiği için sonuç böyle oldu diyerek endirekt yolla faturayı buraya kesmeye kalkıyor. Özellikle de bizim kesim bana sorarsanız böyle deli saçması bir yola giriyor" yorumu yaptı.

İşte o açıklamadan çarpıcı satırlar:

"MİLLET KOALİSYON DEDİ DEMEK, MİLLET SÜRÜNMEYİ TERCİH ETTİ DEMEKTİR"

Seçmen çok özel bir mesaj vermez, mesaj sonuçlardan çıkar. Seçmen bazında tek tek bu şekilde düşünen vardır da çok büyük bir blok halinde yoktur. 7 Haziran seçimlerinden çıkan sonuçlardan birisi 'millet koalisyon dedi' şeklinde yorumlanıyor. Asla böyle bir şey yok. Millet koalisyon dedi demek, millet sürünmeyi tercih etti demektir.

"BİZ ÇOK SÜRÜNDÜK" 

Koalisyonlarda biz çok süründük. Koalisyon dönemlerinin hiç birinde rakamlar düzgün değildir. Ekonomiden, insan haklarına kadar hepsi kötüdür. Koalisyonlar genelde uzun soluklu olmamıştır, olsa da iyi sonuç alınamamıştır. Mesela bizim hükümeti devraldığımız Ecevit hükümeti bayağı uzun sürmüştü, üç buçuk yıl kadar. Ama ortada koca bir sıfır, kaos vardı. 99 depreminde BM fonundan gelen paralarla memurların maaşları ödenmişti. Ecevit Hollanda'ya gitmiş bir kuruş para alamamış havaalanında hüngür hüngür ağlamıştı. Kalkınma hızları hep eksilerdeydi. Zaten bir bahane aranıyordu 2001 kriziyle patladı gitti.

"ELİN SOLCUSU DEĞİL, BENİM SAĞCIM..."

Benim kızdığım elin solcusu değil, benim sağcım. Ben Cumhuriyet gazetesine bir şey demem, onlar zaten başkanlık sistemini duydular mı çıldırıyorlar. Çünkü Türkiye fersah fersah ilerleyecek de benimkine ne oluyor. Bunu kendi hükümetimizdeki insanlarda, bakanlarımızda, kendi vekillerimizde de görüyoruz. Başkanlık sistemine karşı çıkmak için bazı başarısızlıkları buraya fatura etmeye çalışıyorlar. Başkanlık sistemi bu ülkenin bir kenarda duran altın bileziğidir. O bir kenarda durusun, bu ülkenin her zaman onu bozdurma imkanı vardır. Bari ona çamur atmayın. Zaten bugün içinde bulunduğumuz tablo başkanlık sisteminin ne kadar lazım olduğunu gösteriyor. Millet başkanlık sistemini reddetti demek düz mantık ve deli saçması bir şey.

Yüzde 70 ile cumhurbaşkanını halkın seçmesi kabul edildi. Millet tarafından cumhurbaşkanını halk seçsin referandumunun kabulü aslında başkana evet demektir. Çünkü başkanlık sisteminin en önemli unsuru cumhurbaşkanını halkın seçmesidir. Eğer millet bunu istemiyor olsaydı o referandumda hayır derdi. Yine Cumhurbaşkanımız yüzde 52 ile seçilmiş çok yakın bir zaman önce.

"CHP BAZI ŞEYLERDEN TAVİZ VERMEYEREK..."

Ama CHP, bazı şeylerden taviz vermeyerek hükümetin kurulmasını dolaylı olarak engellemiş oluyor ve bunun faturasını şimdi Başbakan'a kesersek ayıp olur diyerek Cumhurbaşkanlığını hedef almaya çalışıyorlar. Sayın Cumhurbaşkanımız'la görüşmelerimizin hiç birinde koalisyon kurulmasın sözünü duymadım. Cumhurbaşkanı45 günlük süre dolduğunda seçime gidileceğini söylüyor 'Vay seçime mi götürüyorsun' diyorlar. Cumhurbaşkanı Anayasa'nın 116. maddesini söylüyor, bunu da mı söylemesin. CHP veya MHP ile bir koalisyon kurulursa Sayın Cumhurbaşkanımız buna bir şey demez, zaten böyle bir yetkisi de yaklaşımı da yok.

"SEÇİM İÇİN 3 FORMÜL..."

Ortada üç tane seçenek var. Bir tanesi şu sürecin devamında her partinin içinde olacağı bir seçim hükümeti. Anayasa'nın hükmü bu konuda çok açık.

KABİNE NEYE GÖRE BELİRLENECEK?

Hangi partiye hangi bakanlık verileceği bir soru işareti olarak duruyor. Sadece üç bakan dışarıdan olacak ama diğerlerine nasıl olur, kura mı çekilir bilemiyorum. İstemeyen parti bu koalisyona girmeyebilir. Koalisyona girmeyen parti yerine bağımsız isimlerden bakan atanıyor. Bu hükümet için de güven oylamasına gidilmiyor.

Prensip olarak en fazla oyu almış partinin genel başkanına görev verilir. Bu zaten yeni bir şey de değil, yıllara dayanan bir siyasi gelenek var.

İKİNCİ SEÇENEK

MHP bu formüle hayır diyor ama ikinci seçenek seçim tarihi belli olmak kaydıyla bir azınlık hükümeti olabilir. Bunun için notere gitmeye de gerek yok, MHP'nin 'AK Parti'nin kuracağı bir azınlık hükümetine dışarıdan kerhen destek vereceğiz' demesi yeterli olur. Ama MHP buna evet der mi bilmiyorum, şimdilik evet der gibi gözükmüyor. MHP Meclis'e girmese de hükümet güvenoyu almış olur. Üçüncü seçenek olursa hiç bunlara gerek yok. Bir parti önerge verir, Meclis seçimle ilgili olağanüstü bir toplantıya çağrılır. Seçim kararını Meclis alır, mantıklı ve daha şık olan budur. Bu formülde yeni bir hükümet kurulmuyor seçime de bu hükümetle gidilir. Bana en tutarlı ve mantıklı gelen seçenek budur.

SEÇİM KARARININ KOMİSYONA GİTMESİ...

Evet iç tüzükte böyle bir hüküm var ancak ortada fiili imkansızlık var. Anayasa Mahkemesi'nin kararlarında da iç tüzük hükümlerine uymama bir iptal sebebi olmuyor. Meclis'teki son oylamaya bakıyor, oradan geçmişse iç tüzüğe bakmıyor. Kaldı ki bu konu Anayasa Mahkemesi'ne götürülemez. Çünkü Anayasa Mahkemesi seçimle ilgili konulara bakmıyor. Eğer bu yola girildiğinde de komisyon illa kurulsun denilirse kurulabilir. Komisyon kurulması için hükümet kurulması şart değil, bu ikisinin bir ilgisi yok. Öteki komisyonlar kurulmasa da olur. Her parti üye verir ve komisyon kurulur.

BARAJIN DÜŞÜRÜLMESİ KONUSU

Anayasa seçim kanunlarında yapılan değişiklikler bir yıl geçmeden uygulanamaz diyor. Baraj için yüzde 7 makuldür. Bu sıkıntıyı çözmek için anayasaya geçici bir madde konularak yaptığımız bu değişiklik önümüzdeki seçimde yapılacaktır denilirse sorun ortadan kalkar.

Sonraki Haber