Tdv Uluslararası İyilik Ödülleri Töreni

Diyanet İşleri Başkanı Görmez: - "İyilik varlık, kötülük yokluktur. Kötülük, kötünün şahsında varlık kazanır ama iyilik iyiler olmasa da vardır'- Jandarma Uzman Çavuş Ertem:- "Bu ödülü bölgede görev yapan tüm silah arkadaşlarım ve burada bulunmayan Süleym

İSTANBUL (AA) - Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, "İyilik varlık, kötülük yokluktur. Kötülük, kötünün şahsında varlık kazanır ama iyilik iyiler olmasa da vardır" dedi.

Görmez, Haliç Kongre Merkezi'nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla gerçekleştirilen Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) "Uluslararası İyilik Ödülleri Töreni"nde yaptığı konuşmada, sözlerine 1100 iyilik hikayesinden ödüle değer bulunan Avusturalyalı Sosyolog Susan Carland'ın hikayesini anlatarak başladı.

Mehmet Görmez, 19 yaşında Kur'an-ı Kerim ile tanışarak Müslüman olan Carland'ın İslamofobi nedeniyle çok büyük zorluklarla karşılaştığını ve yakın çevresinde de olmak üzere çok büyük tepkilerle karşılaştığını aktararak, "Kendisine, sosyal medya hesaplarına adeta nefret mesajları yağar. Çaresiz kalmıştır. Bununla nasıl mücadele edilir, bunun üzerine düşünürken, kendisine iman nimetini sunan Kitaba başvurmaya karar verir" ifadelerini kullandı.

Carland'a, Fussilet Suresi'nin 34. ayetinin ışık tuttuğunu, yol gösterdiğini ifade eden Görmez, şöyle devam etti:

"Harekete geçmiş ve karar vermiş, 'Ben bana yönelen her kötü söze, bir iyilikle karşılık vereceğim. Bana yönelen her nefret söylemine karşı, ben yardım muhtaç çocuklara 1 dolarlık sadakada bulunacağım' demiş. Sonra her gün sosyal medya hesaplarında kendisine yönelen nefret mesajlarını sayar, her nefret mesajına karşılık 1 dolar sadakada bulunur. Bunu da ilan eder, kendisine nefretle yönelenlere de teşekkürlerini bildirir. Ancak elde avuçta bir şey kalmaz. Elinde var olan bütün parasını bu yola harcamaya başlar fakat bu arada Avusturalya'daki vicdan sahibi tüm insanlar, bu iyilik hareketlerinden haberdar olacaklardır ve herkes onun adına, Susan hanımefendiye yönelen nefretlere, kötülüklere karşı sadaka vermeye başlarlar ve bu bir müessese haline gelir. Sonra öyle bir gün gelir ki tüm bu nefretler sona erer."

Görmez, Diyanet İşleri Başkanlığı ve TDV olarak kalpleri, ruhları, ülkeleri, coğrafyaları, dünyayı kötülüğün sarmaya başladığını gördüklerini ve "Dünyayı İyilik Değiştirecek' sloganı ile bir farkındalık oluşturmak amacıyla ödülleri vermeye başladıklarını kaydetti.

"Aslında bu kardeşlerimizin hiçbirisinin bizim ödüllerimize ihtiyacı yok ama bizim onların şahsında iyiliği bütün dünyaya yaymaya ihtiyacımız var" diyen Görmez, "Hz. Peygamber'in dilinde, iyilik, doğruluk ve güzellik, birbirinden ayrılmayan üç kavramdır. Doğruluk olmadan iyilik olmaz, iyilik olmadan güzellik egemen olmaz. Doğruyu, iyiyi, güzelliği belirleyen yüce değerler vardır. Bu değerler asla yaratıcı kudretten, Rabbimizden bağımsız düşünülemez. Yaratıcı kudret, bu değerleri hem insanın mayasına ve fıtratına yerleştirmiş hem de mukaddes kitabımız ve Peygamberimiz aracılığıyla tüm dünyaya duyurmuştur. İyilik varlık, kötülük yokluktur. Kötülük, kötünün şahsında varlık kazanır ama iyilik iyiler olmasa da vardır" değerlendirmesinde bulundu.

- "Asıl iyilik, başkalarına iyiliktir"

Mehmet Görmez, iyiliğin karşı karşıya bulunduğu iki tehlike olduğuna işaret ederek, "Asıl iyilik, çok sevdiğimiz mal ve servetimizi, fakir, yoksul ve yetimlerle paylaşmaktır. Asıl iyilik, özgürlüğünü kaybeden insanlara yardımcı olmaktır. Asıl iyilik, ahde vefadır, emanete riayettir. Asıl iyilik, zor zamanlarda direnip, sabretmektir" dedi.

Modern dünyanın iyiliği, bireysel olarak insanın kendisine faydasına ve menfaatine olan şeyler olarak tarif etmeye başladığını aktaran Görmez, "Oysa asıl iyilik, başkalarına iyiliktir. Başkalarına iyilik yapan, kendisine iyilik yapıyor demektir. Modern zamanlarda iyi ve iyilik, ilahi aşkın metafizik kaynağından koparılmak istenmektedir. Oysa sadece Allah rızası için yapılması gereken hayır ve hayırseverlik, bir propaganda aracı değildir. Eğer iyilik, metafizik aşkın ilahi kaynağını kaybederse hayırseverlik sponsorluğa dönüşür. O zaman reklam ve propaganda, iyiliğin, hayrın, marufun önüne geçer. Kur'an-ı Kerim ve Resul'u Ekrem, bu tehlikeden de daima bizi haberdar etmektedir" ifadelerini kullandı.

- "Benim yerimde hangi Mehmetçik olsa aynı şekilde davranırdı"

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın katılımıyla gerçekleştirilen törene, TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ile çok sayıda vatandaş katıldı.

Kur'an-ı Kerim tilaveti ile başlayan programda, konuşmaların ardından protokoldeki isimlerce ödüller sahiplerine verildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sudan'ın 7. Cumhurbaşkanı Abdurrahman Swar Ez-Zeheb'e ödülünü verirken, terör örgütü PKK'ya yönelik operasyonlarda yaralı silah arkadaşının üzerine yatarak siper olan Jandarma Uzman Çavuş İsmail Ertem ise ödülünü Diyanet İşleri Başkanı Görmez'den aldı.

Ödülü almak için sahneye çıkan Ertem, başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere salondaki herkes tarafından ayakta alkışlandı.

Diyanet İşleri Başkanı Görmez'in ödülünü verirken alnından öptüğü Ertem, "Benim yerimde hangi Mehmetçik olsa aynı şekilde davranırdı. Olay günü Süleyman ağabeyin yanında ben olduğum için ben siper oldum. Yaptığımız operasyonlarda sivil halkın emniyetini üst seviyede tutuyoruz. Yaptığımız faaliyetlerin halkımızın ve siz değerli büyüklerimizin dikkatini çekmesi, bizi ayrıca mutlu etmekte, moralimizi yükseltmektedir. Bu ödülü bölgede görev yapan tüm silah arkadaşlarım ve burada bulunmayan Süleyman ağabeyim adına alıyorum" diye konuştu.

- "Müslümanlar hala kendisinden daha fazla destek beklemektedir"

Ödülünü Erdoğan'ın elinden alan Abdurrahman Swar Ez-Zeheb de Türkiye'nin son yıllarda yaptığı insani yardımlar bağlamında parlayan bir yıldız konumuna yükseldiğini söyledi.

Swar Ez-Zeheb, "Afrika'ya yaptığı yardımlar, özellikle de Somali ve ülkem Sudan'a yapılan yardımlar, takdirde şayandır" diyerek, şunları kaydetti:

"Bizler Türkiye'nin bu yardımlarından dolayı çok büyük mutluluk içindeyiz. Türk şirketlerinin de özellikle Sudan'a gelerek yaptıkları faaliyetler, bizleri gururlandırmaktadır. Afrika geçen yüzyılın ortalarına kadar batı ülkeleri tarafından sömürülmekteydi ve bu ülkeler sömürgeden dolayı büyük sıkıntılar yaşadılar. Oradaki Müslümanlar, sömürge sonrası acınacak durumdaydı. 1980 yılında çalışmalarına başlayan teşkilatımız, insani yardımlarını sürdürmeye devam ediyor. Ancak bizim tabi ki iş birliğine olan ihtiyacımız elzemdir. Bu bağlamda Türkiye Cumhuriyeti'ndeki insani yardım alanında faaliyet gösteren kurumlarla iş birliğini önemsemekteyiz. Bu iş birliği, bizim için özel bir önem taşımaktadır. Çünkü bizler, olanaklarımız çerçevesinde 43 ülkede kendi imkanlarımızla yürütüyoruz. Türkiye Diyanet Vakfı'na ve Türkiye Cumhuriyeti'ne özellikle teşekkür etmek istiyorum. Başta Türkiye Cumhuriyeti'nin büyük lideri Recep Tayyip Erdoğan'a, İslam dünyasındaki Müslümanlara gösterdiği ihtimamdan dolayı teşekkür ediyorum. İslam dünyası, Müslümanlar hala kendisinden daha fazla destek beklemektedir. Allah kendisini korusun."

Yaptığı çalışmalardan dolayı ödüle layık bulunan Jemılah Mahmood da ödülünü Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş'un elinden aldı.

Dr. Mads Gılbert ile Dr. Susan Carland'ın yanı sıra, iş adamı Osman Gerem ile Leyla'dan Sonra Hareketi'nin öncüleri Övgü Sinem Buğan, Yüsra Betül Medik ve Kübra İlicepınar da "Uluslararası İyilik Ödülleri"nin sahibi oldu.

Sonraki Haber