Ambargo

ABD ekonomik verileriyle uluslararası istatistiklerde “görünen” bir ülke.Ama bir de beyazperdede...

R. Bülend Kırmacı r.b.kirmaci@gmail.com

ABD ekonomik verileriyle uluslararası istatistiklerde “görünen” bir ülke.

Ama bir de beyazperdede görünmeyen evsizleri, işsizleri, madde bağımlısı gençleri var.

Küba ise istatistiklerde pek "görünmeyen" ama sağlık alanı başta yurttaşlarına bir vasatı sağlayan ülke.

ABD, “Dallas”; Küba, “Küçük Ev”!

İşte bu ABD, Küba’ya yıllardır uygulanan ambargonun başını çekmekte…

Ambargonun temel ihtiyaçları ketleyen ekonomik ve kültürel alışverişi örseleyen sosyal boyutu var.

Ambargonun temeli elbette siyasi.. Ta Domuzlar Körfezinden bu yana gelen bir terbiye aracı...

Ne demek bu? Bankacılık sistemi çalışmaz, yatırım alınamaz, hammadde ticareti yapılamaz!

Kolay değil direnmek, dayanmak ve dayanışmak; Irak ve İran gibi komşularımız iki ayrı örnek…

Irak’ta nükleer silahlar paradigmasının yalan olduğu ispatlanmadan, ülke “işgale” uğradı. İran ise hala kısmen kendi parasının fukarası!

Oysa 21. Yüzyılda değil miyiz? Haberleşme, iletişim, teknoloji çağının masallarını dinlemedik mi?

Dünya, açlıkla, yoksullukla, çocuk ve kadın sömürüsü ile uğraşacağına nelerle uğraşıyor?

Fakat ferahlatıcı haberler de var: BRICS gibi Asya Kalkınma Bankası gibi dengeleyici gelişmeler...

Şu güncel ambargo meselesine gelince... 

BM Genel Kurulu’nda yapılan oylama Küba’yı sevindirdi.

ABD ve İsrail "hala karşı koysa da"..

"ABD’nin Küba’ya 50 yılı aşkın süredir uyguladığı ekonomik, ticari ve finansal ablukanın kaldırılmasına yönelik karar tasarısının oylandığı genel kurulda 193 ülkeden 191’i ablukanın kaldırılması yönünde oy oy kullandı." 

Belli ki bu kararlarla ulus devletler; "ambargo" olgusunu da yargılamaya başladı.

Savaş gibi istenmeyen durumlara ait dönemler veya insanlığa karşı kitlesel suç işleme potansiyeli objektif olarak kanıtlanmış olan bir yönetimin cenderesi ‘varsa, ambargo var’ olabilir!

Fakat bu, söz konusu değilse, herhangi bir ülkeye ve halkına, insanlığın yararına olacak eğitim, sağlık ve genel ticaret konularında 'ambargo uygulamak, 21. yüzyıla yakışmayan, olsa olsa hegemonik bir tavırdır.

Hele ki bu tür 'ambargoların' en başta ve az çok tüm halkları etkilediği düşünülürse; o toplumları, adeta "iktisadi ve sosyal domuz bağı" yöntemiyle boğmaya kalkmak; karşılıklı olarak en temel gereksinimlerinden yoksun bırakmak; tam anlamıyla çağdışı bir yaklaşımdır.

Gerçekten bu tespitlerimize koşut olarak Kıbrıs Türk halkı ve KKTC de -tıpkı Küba ve halkı gibi- yıllardır benzeri bir ablukanın altındadır ve hiç hak-etmediği yaptırımlarla karşı karşıyadır. 

Böylesi haksız ambargolara son verilmesi için, uluslararası kuruluşlarda oylama ve yaptırımların özgül ağırlığı/pratiği mutlaka gözden geçirilmeli: 

BM Ekonomik ve Sosyal Güvenlik Konseyi -gerekirse- bu anlamda yeniden yapılandırılmalıdır.

">

ABD ekonomik verileriyle uluslararası istatistiklerde “görünen” bir ülke.

Ama bir de beyazperdede görünmeyen evsizleri, işsizleri, madde bağımlısı gençleri var.

Küba ise istatistiklerde pek "görünmeyen" ama sağlık alanı başta yurttaşlarına bir vasatı sağlayan ülke.

ABD, “Dallas”; Küba, “Küçük Ev”!

İşte bu ABD, Küba’ya yıllardır uygulanan ambargonun başını çekmekte…

Ambargonun temel ihtiyaçları ketleyen ekonomik ve kültürel alışverişi örseleyen sosyal boyutu var.

Ambargonun temeli elbette siyasi.. Ta Domuzlar Körfezinden bu yana gelen bir terbiye aracı...

Ne demek bu? Bankacılık sistemi çalışmaz, yatırım alınamaz, hammadde ticareti yapılamaz!

Kolay değil direnmek, dayanmak ve dayanışmak; Irak ve İran gibi komşularımız iki ayrı örnek…

Irak’ta nükleer silahlar paradigmasının yalan olduğu ispatlanmadan, ülke “işgale” uğradı. İran ise hala kısmen kendi parasının fukarası!

Oysa 21. Yüzyılda değil miyiz? Haberleşme, iletişim, teknoloji çağının masallarını dinlemedik mi?

Dünya, açlıkla, yoksullukla, çocuk ve kadın sömürüsü ile uğraşacağına nelerle uğraşıyor?

Fakat ferahlatıcı haberler de var: BRICS gibi Asya Kalkınma Bankası gibi dengeleyici gelişmeler...

Şu güncel ambargo meselesine gelince... 

BM Genel Kurulu’nda yapılan oylama Küba’yı sevindirdi.

ABD ve İsrail "hala karşı koysa da"..

"ABD’nin Küba’ya 50 yılı aşkın süredir uyguladığı ekonomik, ticari ve finansal ablukanın kaldırılmasına yönelik karar tasarısının oylandığı genel kurulda 193 ülkeden 191’i ablukanın kaldırılması yönünde oy oy kullandı." 

Belli ki bu kararlarla ulus devletler; "ambargo" olgusunu da yargılamaya başladı.

Savaş gibi istenmeyen durumlara ait dönemler veya insanlığa karşı kitlesel suç işleme potansiyeli objektif olarak kanıtlanmış olan bir yönetimin cenderesi ‘varsa, ambargo var’ olabilir!

Fakat bu, söz konusu değilse, herhangi bir ülkeye ve halkına, insanlığın yararına olacak eğitim, sağlık ve genel ticaret konularında 'ambargo uygulamak, 21. yüzyıla yakışmayan, olsa olsa hegemonik bir tavırdır.

Hele ki bu tür 'ambargoların' en başta ve az çok tüm halkları etkilediği düşünülürse; o toplumları, adeta "iktisadi ve sosyal domuz bağı" yöntemiyle boğmaya kalkmak; karşılıklı olarak en temel gereksinimlerinden yoksun bırakmak; tam anlamıyla çağdışı bir yaklaşımdır.

Gerçekten bu tespitlerimize koşut olarak Kıbrıs Türk halkı ve KKTC de -tıpkı Küba ve halkı gibi- yıllardır benzeri bir ablukanın altındadır ve hiç hak-etmediği yaptırımlarla karşı karşıyadır. 

Böylesi haksız ambargolara son verilmesi için, uluslararası kuruluşlarda oylama ve yaptırımların özgül ağırlığı/pratiği mutlaka gözden geçirilmeli: 

BM Ekonomik ve Sosyal Güvenlik Konseyi -gerekirse- bu anlamda yeniden yapılandırılmalıdır.

Tüm yazılarını göster