Deniz’ler…

Yine bir 6 Mayıs: Deniz'ler anılıyor... Onların dramı, ardıl ve öncü nice ağıtların ülkesinde bir...

R. Bülend Kırmacı r.b.kirmaci@gmail.com

Yine bir 6 Mayıs: Deniz'ler anılıyor... Onların dramı, ardıl ve öncü nice ağıtların ülkesinde bir 'ara' durak'ta yaşandı... Ömürlerini insanlığa adayan insanların öykülerindendi… Yas tutuluyor!.. Kısa tut Peron! Bavulu topla Allende! Bir asır yargılan Mandela! ‘Sıfır, doğuda iki kere sıfır!

Bırakalım duyguları bir yana, en pragmatik bir bakış açısıyla bile şu söylenebilir: Daha "gelişmiş bir demokraside" yaşamış olsalardı,, sistem bile,, üstelik de sağ-sol diye ayırmadan.. “siyasal müteşebbis” sınıfından sayar ve "onlardan" yararlanmasını bilirdi... 

Yaşasalardı eğer, şimdiki olgun çağlarında birer akademisyen, belki de birer fabrika yöneticisi olurlar mıydı?.. Öğrencileri olurdu, usta-başları; dostları ve mutlak düşmanlarıyla, yaparak, yaşayarak, yarışarak, yenilerek, kazanarak, öğütler alır-verirlerdi; verirlerdi, insan’a, kendilerinden kalanı gençlere, belki de...Ne dersiniz? 

Kuşkusuz demokrasi herkesi sevmek demek değil; farklı olana da saygı duymak rejimdir... Hayata başka pencereden baksanız da Aydın Menderes'i de anlamaya çalışmaktır mesela... ‘Avcıoğlu ve Attila İlhan, Cemil Meriç ile Nihal Atsız da okunabilmeli, Nazım'la, Akif'le hep birlikte’, diyebilmektir, okullarda... Geri gitmemektir, asla. Ne eller kalkmalı düşünce’nin idamına ne de halkın tercih hakkı gasp edilmeli…

Her çağda: Kamunun şefkati, hoşgörü toplumunun inşasında temel bir harçtır... Kaskatı kesilmiş bir "kamu", buz gibi soğuk, siyah-beyaz bir toplum! Cambazı bol, gammazı sebil, tutkuları sefildir... “Değildi-r” denebilir mi? Tabiidir ki; tümüyle öyle kalmadı; fakat, daha çabuk değişmeli, daha erken gelişmeliydi her şey; bu bedeller, bu aziz can’lar, şu ucuz inatlaşmalar ve sosyal aklımız!  

Ve son söz şu olabilir: gençleri, emperyalizme ve sömürüye karşı özgürce düşünce üretebilen ülkeler, demokrasi denizinde kalkınma gemilerini her koşulda yüzdürebilirler... 

Anmanın, ağlatıların, ağlamanın değil; üretimin, endüstrinin, kırsala da yansıyan refahın ülkesi olmak; bir birimizi anlamaya çalışmak, “insanı doğallaştırmak, toplumu demokratikleştirmek, (devleti de) doğayı da daha çok insancıllaştırmak” dileğiyle...

">

Yine bir 6 Mayıs: Deniz'ler anılıyor... Onların dramı, ardıl ve öncü nice ağıtların ülkesinde bir 'ara' durak'ta yaşandı... Ömürlerini insanlığa adayan insanların öykülerindendi… Yas tutuluyor!.. Kısa tut Peron! Bavulu topla Allende! Bir asır yargılan Mandela! ‘Sıfır, doğuda iki kere sıfır!

Bırakalım duyguları bir yana, en pragmatik bir bakış açısıyla bile şu söylenebilir: Daha "gelişmiş bir demokraside" yaşamış olsalardı,, sistem bile,, üstelik de sağ-sol diye ayırmadan.. “siyasal müteşebbis” sınıfından sayar ve "onlardan" yararlanmasını bilirdi... 

Yaşasalardı eğer, şimdiki olgun çağlarında birer akademisyen, belki de birer fabrika yöneticisi olurlar mıydı?.. Öğrencileri olurdu, usta-başları; dostları ve mutlak düşmanlarıyla, yaparak, yaşayarak, yarışarak, yenilerek, kazanarak, öğütler alır-verirlerdi; verirlerdi, insan’a, kendilerinden kalanı gençlere, belki de...Ne dersiniz? 

Kuşkusuz demokrasi herkesi sevmek demek değil; farklı olana da saygı duymak rejimdir... Hayata başka pencereden baksanız da Aydın Menderes'i de anlamaya çalışmaktır mesela... ‘Avcıoğlu ve Attila İlhan, Cemil Meriç ile Nihal Atsız da okunabilmeli, Nazım'la, Akif'le hep birlikte’, diyebilmektir, okullarda... Geri gitmemektir, asla. Ne eller kalkmalı düşünce’nin idamına ne de halkın tercih hakkı gasp edilmeli…

Her çağda: Kamunun şefkati, hoşgörü toplumunun inşasında temel bir harçtır... Kaskatı kesilmiş bir "kamu", buz gibi soğuk, siyah-beyaz bir toplum! Cambazı bol, gammazı sebil, tutkuları sefildir... “Değildi-r” denebilir mi? Tabiidir ki; tümüyle öyle kalmadı; fakat, daha çabuk değişmeli, daha erken gelişmeliydi her şey; bu bedeller, bu aziz can’lar, şu ucuz inatlaşmalar ve sosyal aklımız!  

Ve son söz şu olabilir: gençleri, emperyalizme ve sömürüye karşı özgürce düşünce üretebilen ülkeler, demokrasi denizinde kalkınma gemilerini her koşulda yüzdürebilirler... 

Anmanın, ağlatıların, ağlamanın değil; üretimin, endüstrinin, kırsala da yansıyan refahın ülkesi olmak; bir birimizi anlamaya çalışmak, “insanı doğallaştırmak, toplumu demokratikleştirmek, (devleti de) doğayı da daha çok insancıllaştırmak” dileğiyle...

Tüm yazılarını göster