Ekonomik ve Siyasal Bağımsızlık

Ekonomik ve siyasi bağımsızlık devletler için olduğu kadar bireyler açısından da önemlidir.Bu iki...

R. Bülend Kırmacı r.b.kirmaci@gmail.com

Ekonomik ve siyasi bağımsızlık devletler için olduğu kadar bireyler açısından da önemlidir.

Bu iki olgu bir birini tamamlar; birinin eksikliği diğerini de aşağıya çeker.

Kamunun ekonomiden ricat etmesi, devlet yönetiminin işlevselliğine mal olmaktadır.

Özelleştirmede ölçü taşmış, fiyat istikrarı açısından elde müdahale aracı kalmamıştır.

Öte yandan, sözüm-ona “Barış Süreci” ile bölücü akımlar lehine bir ortam yaratılmıştır.

Topraklar üzerinde “tartışma” açılan bir yerde yer altı zenginlikleri yeterince sahiplenilemez.

Siyasal açıdan yetersizlik, ekonomik çıkarlar bakımından refleks kaybına yol açmaktadır.

Ya da şöyle diyelim; etkili bir siyasetin yoksunluğu, yoksullaşan bir ekonomi olarak döner;

Gelir; yoksullaşan ekonomi; etkinliği azalan hizmetler nedeniyle, İdarenin zayıf düşmesidir.

İçinde yaptırım gücü de barındıran ekonomi ve siyasetle ilgili kararlar devletin varlığıdır.

Bir devlet, bile isteye, üstelik –daha iyi sonuçlar da vermeyeceği aşikar şekilde- bu silahlarını neden bıraksın ki?

Eğer bırakıyorsa; attığı her geri adım, topluma yetersiz hizmetler ve kaos olarak yansıtılır.

Kişiler de devletler gibidir.

Özellikle demokrasilerde, maddi bağımsızlık ve özgür seçim bir birini tamamlar.

Bu zenginlik veya fakirlikle ilgili bir durumdan çok ilkelerle ve iç disiplinle ilgilidir.

Öyleleri vardır ki “üç kuruş fazlası için boyun eğer”, öyleleri de vardır ki; eğilmez!

Asıl olan ekonomik bağımsızlık ve özgürce karar alabilmektir. Çoğunluk bunu arar.

Ve bir toplumda bağımsız davranabilen insanlar, değişimin ve gelişmenin de gücüdür.

Buna karşılık, kamu varlıklarını ve hizmetlerini “özelleştirenlerin” kendilerinin “devletleştikleri” görülür.

Toplum için artan yoksulluk, devlet yönetimi için azalan etkinlik demek olan bu durum:

Bu siyaset üzerinden zenginleşme; daha çok kalkınan toplumlara özgüdür.

Ne ki, ekonomik olanakların artması mutlak anlamında özgürleşme sonucunu da doğurmaz.

Siyaset için, devletin ve bireyin ekonomik ve siyasal bağımsızlığını aramak en büyük ödevdir.

">

Ekonomik ve siyasi bağımsızlık devletler için olduğu kadar bireyler açısından da önemlidir.

Bu iki olgu bir birini tamamlar; birinin eksikliği diğerini de aşağıya çeker.

Kamunun ekonomiden ricat etmesi, devlet yönetiminin işlevselliğine mal olmaktadır.

Özelleştirmede ölçü taşmış, fiyat istikrarı açısından elde müdahale aracı kalmamıştır.

Öte yandan, sözüm-ona “Barış Süreci” ile bölücü akımlar lehine bir ortam yaratılmıştır.

Topraklar üzerinde “tartışma” açılan bir yerde yer altı zenginlikleri yeterince sahiplenilemez.

Siyasal açıdan yetersizlik, ekonomik çıkarlar bakımından refleks kaybına yol açmaktadır.

Ya da şöyle diyelim; etkili bir siyasetin yoksunluğu, yoksullaşan bir ekonomi olarak döner;

Gelir; yoksullaşan ekonomi; etkinliği azalan hizmetler nedeniyle, İdarenin zayıf düşmesidir.

İçinde yaptırım gücü de barındıran ekonomi ve siyasetle ilgili kararlar devletin varlığıdır.

Bir devlet, bile isteye, üstelik –daha iyi sonuçlar da vermeyeceği aşikar şekilde- bu silahlarını neden bıraksın ki?

Eğer bırakıyorsa; attığı her geri adım, topluma yetersiz hizmetler ve kaos olarak yansıtılır.

Kişiler de devletler gibidir.

Özellikle demokrasilerde, maddi bağımsızlık ve özgür seçim bir birini tamamlar.

Bu zenginlik veya fakirlikle ilgili bir durumdan çok ilkelerle ve iç disiplinle ilgilidir.

Öyleleri vardır ki “üç kuruş fazlası için boyun eğer”, öyleleri de vardır ki; eğilmez!

Asıl olan ekonomik bağımsızlık ve özgürce karar alabilmektir. Çoğunluk bunu arar.

Ve bir toplumda bağımsız davranabilen insanlar, değişimin ve gelişmenin de gücüdür.

Buna karşılık, kamu varlıklarını ve hizmetlerini “özelleştirenlerin” kendilerinin “devletleştikleri” görülür.

Toplum için artan yoksulluk, devlet yönetimi için azalan etkinlik demek olan bu durum:

Bu siyaset üzerinden zenginleşme; daha çok kalkınan toplumlara özgüdür.

Ne ki, ekonomik olanakların artması mutlak anlamında özgürleşme sonucunu da doğurmaz.

Siyaset için, devletin ve bireyin ekonomik ve siyasal bağımsızlığını aramak en büyük ödevdir.

Tüm yazılarını göster