McKinsey’i hatırlıyor musunuz?

Hani Berat Albayrak, Hazine ve Maliye Bakanı olduğu dönemde, McKinsey isimli bir danışmanlık...

Engin Civan engin.civan@haber3.com

Hani Berat Albayrak, Hazine ve Maliye Bakanı olduğu dönemde, McKinsey isimli bir danışmanlık şirketiyle anlaşmıştı.

Öncelikle...

Dünyaca ünlü bir danışmanlık kuruluşu olan McKinsey’de üst düzey yöneticilerin (Senior Partner) minimum 1 milyon dolar yıllık ücret aldığını hatırlatmakta fayda var.

McKinsey, Türkiye ekonomisinin MR'ını çekecek ve reçete yazacaktı. Ancak kamuoyunda büyük tartışmalar yaşanmıştı.

Nihayetinde...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetti. Ve Berat Bey de bu duruma bir hayli bozulmuştu.

Bugünkü konumuz da aynı şirket: McKinsey

Evet başrolde, benim ‘Akil Adamlar Topluluğu’ diye nitelediğim aynı şirket var.

Fakat konu ileri kapitalizmin sembolü Amerikan sisteminin yüzündeki “Şark Çıbanı”na uzanıyor.

İsterseniz kaseti baştan saralım…

Bu konu, saat başı gündemi değişen Türkiye’ye fazla yansımadı.

Fakat Amerika’da çok ciddi bir toplumsal yara var ve halen kanamalı…

OPIOD BAĞIMLILIĞI

‘Madde veya uyuşturucu bağımlılığı’ diyebiliriz; ama konu biraz daha karmaşık…

Reçeteyle yazılan ağrı kesiciler de ‘bağımlılık yaratan maddeler’ arasına girmekte…

Rakamlar korkunç: Günde 130 kişi ölüyor.

2018 yılında 47 bin kişi öldü.

Sebep olunan ölümler Kovid gibi değil, bu hastalığın aşısı falan da yok.

Bağımlık yaratan ve ölüme yol açan maddeler arasında eroin ve fentanil gibi maddeler de var.

En çok ölümlere yol açan ağrı kesici de OxyContin markasıyla satılan bir ilaç(!).

Bir Aile Şirketi ve McKinsey

Buraya kadar paylaştığım bilgiler konunun rakamsal arka planı…

Şimdi konunun dinamiklerine bakalım!

Bir aile şirketi ağrı kesiciyi üretiyor, pazarlıyor ve reçete yazan doktorları ödüllendiriyor.

Aynı şirket, yetkilileri de ilacın bağımlılık yapmadığı yönünde ikna ediyor.

Sonuç: Bir tarafta patlayan satışlar, diğer tarafta ise ‘genç’ sayılabilecek yaşta ‘aşırı dozdan’ ölen mağdurlar.

Şirketin gözünü o kadar büyük kar hırsı bürümüş ki, dünyaca ünlü danışmanlık şirketi McKinsey’den milyonlarca dolar karşılığında hizmet alıyor.
Satışlar nasıl arttırılır?
Doktorlar ve eczacılar nasıl kafa kola alınır?
Sağlık bürokrasisi nasıl ikna edilir?
İşte bu sorulara yanıt arayan ilaç şirketi için, yıllarca detaylı çalışmalar yapıyor McKinsey!

(Bilginiz olsun! Bazı ülkelerde konu ‘Alles İnclusive’ bedava Amerika seyahatiyle halledilir!)

Hedefe ulaşmak için binlerce sayfa rapor, on binlerce de e-posta kaleme alınıyor.

Anlayacağınız konunun evrak izi oldukça zengin!

Fakat öte yandan da binlerce genç insan hayatını kaybediyor ve sayılar hız kesmiyor.

ADALET SİSTEMİ ÇALIŞIYOR!

Sonunda ulusal seviyede federal yargı ve eyalet bazında yerel yargı devreye giriyor ve aile şirketine 8,3 milyar dolar ceza kesiliyor.

Ayrıca şirket sahibi aile üyelerine de 225 milyon dolar para cezası veriliyor.

Şirket biçare iflas masasına gidiyor.

Bu noktaya kadar anormal bir durum yok!

Kapitalizmin çarkları normal turunda dönüyor.

Bence esas konu, eyaletlerin hukuki yollardan ve toplu halde danışman firma McKinsey’in üzerine yürümesi.

Yazılarımı takip edenler bilir.

Adı üstünde: Amerika Birleşik Devletleri. Her eyalet ayrı bir devlet. Her eyaletin bir genel savcısı var (Attorney General). Muadil olarak ‘Eyalet Adalet Bakanı’ diyebiliriz.

47 eyaletin genel savcısı birleşiyor ve McKinsey’ye karşı dava açıyor.

Dava konusu: Uyuşturucu sınıfına giren OxyContin ilacının satışını arttırmak için yıllarca nasıl danışmanlık yaparsın?

McKensey-ki çatısı altında birçok beyin barındırıyor- Amerikan adalet sisteminde yaygın bir uygulama olan ‘Mahkeme dışında’ helalleşme yoluna gidiyor ve 47 eyalete 600 milyon dolar ceza ödemeyi kabul ediyor.

İki eyalet ayrı hesaplaşıyor; bir eyalet de halen düşünme safhasında!

Ne var ki, McKinsey akil adamlardan oluşan bir topluluk olduğu için, yine ‘Suçu ispat edilene kadar masum’ karinesini işletiyor ve bu sayede kanunlara karşı gelmediğini de kayda geçirmiş oluyor.

Bir de ilginçtir; 10 binlerce e-postayıda 5 yıl boyunca gizli tutma hakkını elinde tutuyor.

Milyarlarca doların batırıldığı ENRON enerji şirketini ve/veya kepenk indiren Swiss International Airlines’i hatırlıyorsunuzdur! McKinsey, bu iki mega şirketin de danışmanıydı; ama iki iflastan da yara almadan sıyrıldı.

Ne ki bu defa çekirge sıçrayamadı.

HER ELMA KENDİ KURDUNU TAŞIR

Biliyoruz, genelde Amerika’yı Türkiye’de sevmeyenler çoğunlukta.

Kovid’in çıkışıyla birlikte yaşanan olaylarda; ‘Amerika batacak mı?’ sorusu çok sorulmuştu.

Kovid dışsal bir sorundu ve bir şekilde çözülüyor.

Kamu sağlığı, toplumsal çıkar, aile yapısının korunması gibi hayati konular da ne kadar şık ambalajlanırsa ambalajlansın, para hırsının gözleri kör etmesi affedilemez.

Yazılarımda “Big Money”in kendi ülkelerinin vatandaşları dahil kimsenin gözünün yaşına bakmadığını defaatle belirtirim.

“Big Money”in en azgın alt-sınıfı “Big Pharma” yani ilaç sektörü inanılmaz bir lobidir. Milyarlarca dolarlık siyasi bağış barutları da ellerinin altındadır.

Elmanın kurdu kendi içinden misali, gözünü para bürümüş ileri kapitalist sistemin kendi insanının refahını düşünmeden kazanç sağlaması da işte bu sistemin kurdudur.

">

Hani Berat Albayrak, Hazine ve Maliye Bakanı olduğu dönemde, McKinsey isimli bir danışmanlık şirketiyle anlaşmıştı.

Öncelikle...

Dünyaca ünlü bir danışmanlık kuruluşu olan McKinsey’de üst düzey yöneticilerin (Senior Partner) minimum 1 milyon dolar yıllık ücret aldığını hatırlatmakta fayda var.

McKinsey, Türkiye ekonomisinin MR'ını çekecek ve reçete yazacaktı. Ancak kamuoyunda büyük tartışmalar yaşanmıştı.

Nihayetinde...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetti. Ve Berat Bey de bu duruma bir hayli bozulmuştu.

Bugünkü konumuz da aynı şirket: McKinsey

Evet başrolde, benim ‘Akil Adamlar Topluluğu’ diye nitelediğim aynı şirket var.

Fakat konu ileri kapitalizmin sembolü Amerikan sisteminin yüzündeki “Şark Çıbanı”na uzanıyor.

İsterseniz kaseti baştan saralım…

Bu konu, saat başı gündemi değişen Türkiye’ye fazla yansımadı.

Fakat Amerika’da çok ciddi bir toplumsal yara var ve halen kanamalı…

OPIOD BAĞIMLILIĞI

‘Madde veya uyuşturucu bağımlılığı’ diyebiliriz; ama konu biraz daha karmaşık…

Reçeteyle yazılan ağrı kesiciler de ‘bağımlılık yaratan maddeler’ arasına girmekte…

Rakamlar korkunç: Günde 130 kişi ölüyor.

2018 yılında 47 bin kişi öldü.

Sebep olunan ölümler Kovid gibi değil, bu hastalığın aşısı falan da yok.

Bağımlık yaratan ve ölüme yol açan maddeler arasında eroin ve fentanil gibi maddeler de var.

En çok ölümlere yol açan ağrı kesici de OxyContin markasıyla satılan bir ilaç(!).

Bir Aile Şirketi ve McKinsey

Buraya kadar paylaştığım bilgiler konunun rakamsal arka planı…

Şimdi konunun dinamiklerine bakalım!

Bir aile şirketi ağrı kesiciyi üretiyor, pazarlıyor ve reçete yazan doktorları ödüllendiriyor.

Aynı şirket, yetkilileri de ilacın bağımlılık yapmadığı yönünde ikna ediyor.

Sonuç: Bir tarafta patlayan satışlar, diğer tarafta ise ‘genç’ sayılabilecek yaşta ‘aşırı dozdan’ ölen mağdurlar.

Şirketin gözünü o kadar büyük kar hırsı bürümüş ki, dünyaca ünlü danışmanlık şirketi McKinsey’den milyonlarca dolar karşılığında hizmet alıyor.
Satışlar nasıl arttırılır?
Doktorlar ve eczacılar nasıl kafa kola alınır?
Sağlık bürokrasisi nasıl ikna edilir?
İşte bu sorulara yanıt arayan ilaç şirketi için, yıllarca detaylı çalışmalar yapıyor McKinsey!

(Bilginiz olsun! Bazı ülkelerde konu ‘Alles İnclusive’ bedava Amerika seyahatiyle halledilir!)

Hedefe ulaşmak için binlerce sayfa rapor, on binlerce de e-posta kaleme alınıyor.

Anlayacağınız konunun evrak izi oldukça zengin!

Fakat öte yandan da binlerce genç insan hayatını kaybediyor ve sayılar hız kesmiyor.

ADALET SİSTEMİ ÇALIŞIYOR!

Sonunda ulusal seviyede federal yargı ve eyalet bazında yerel yargı devreye giriyor ve aile şirketine 8,3 milyar dolar ceza kesiliyor.

Ayrıca şirket sahibi aile üyelerine de 225 milyon dolar para cezası veriliyor.

Şirket biçare iflas masasına gidiyor.

Bu noktaya kadar anormal bir durum yok!

Kapitalizmin çarkları normal turunda dönüyor.

Bence esas konu, eyaletlerin hukuki yollardan ve toplu halde danışman firma McKinsey’in üzerine yürümesi.

Yazılarımı takip edenler bilir.

Adı üstünde: Amerika Birleşik Devletleri. Her eyalet ayrı bir devlet. Her eyaletin bir genel savcısı var (Attorney General). Muadil olarak ‘Eyalet Adalet Bakanı’ diyebiliriz.

47 eyaletin genel savcısı birleşiyor ve McKinsey’ye karşı dava açıyor.

Dava konusu: Uyuşturucu sınıfına giren OxyContin ilacının satışını arttırmak için yıllarca nasıl danışmanlık yaparsın?

McKensey-ki çatısı altında birçok beyin barındırıyor- Amerikan adalet sisteminde yaygın bir uygulama olan ‘Mahkeme dışında’ helalleşme yoluna gidiyor ve 47 eyalete 600 milyon dolar ceza ödemeyi kabul ediyor.

İki eyalet ayrı hesaplaşıyor; bir eyalet de halen düşünme safhasında!

Ne var ki, McKinsey akil adamlardan oluşan bir topluluk olduğu için, yine ‘Suçu ispat edilene kadar masum’ karinesini işletiyor ve bu sayede kanunlara karşı gelmediğini de kayda geçirmiş oluyor.

Bir de ilginçtir; 10 binlerce e-postayıda 5 yıl boyunca gizli tutma hakkını elinde tutuyor.

Milyarlarca doların batırıldığı ENRON enerji şirketini ve/veya kepenk indiren Swiss International Airlines’i hatırlıyorsunuzdur! McKinsey, bu iki mega şirketin de danışmanıydı; ama iki iflastan da yara almadan sıyrıldı.

Ne ki bu defa çekirge sıçrayamadı.

HER ELMA KENDİ KURDUNU TAŞIR

Biliyoruz, genelde Amerika’yı Türkiye’de sevmeyenler çoğunlukta.

Kovid’in çıkışıyla birlikte yaşanan olaylarda; ‘Amerika batacak mı?’ sorusu çok sorulmuştu.

Kovid dışsal bir sorundu ve bir şekilde çözülüyor.

Kamu sağlığı, toplumsal çıkar, aile yapısının korunması gibi hayati konular da ne kadar şık ambalajlanırsa ambalajlansın, para hırsının gözleri kör etmesi affedilemez.

Yazılarımda “Big Money”in kendi ülkelerinin vatandaşları dahil kimsenin gözünün yaşına bakmadığını defaatle belirtirim.

“Big Money”in en azgın alt-sınıfı “Big Pharma” yani ilaç sektörü inanılmaz bir lobidir. Milyarlarca dolarlık siyasi bağış barutları da ellerinin altındadır.

Elmanın kurdu kendi içinden misali, gözünü para bürümüş ileri kapitalist sistemin kendi insanının refahını düşünmeden kazanç sağlaması da işte bu sistemin kurdudur.

Tüm yazılarını göster