Teknoloji tapınma ayinleri

Türkiye hızlı bir teknolojik değişim yaşıyor. Deyim yerindeyse bacak kadar çocuklar teknolojik...

Özden Yolagiden ozden.yolagiden@gmail.com

Türkiye hızlı bir teknolojik değişim yaşıyor. Deyim yerindeyse bacak kadar çocuklar teknolojik gelişmeleri herkesten hızlı takip ediyor ve teknolojiye sahip oluyor.

Aileler ilkokul çağındaki çocuklarına bilgisayar ve cep telefonu alıyorlar ve bunu artık gerekli bir ihtiyaç olarak görüyorlar.

Çocukluğumda renkli televizyon sahipleri bölgenin zenginleri arasında sayılırdı ve ben renkli televizyonda maç izleyenlerden duygularını öğrenmeye çalışırdım. Ulaşılmaz gibi gelirdi.

Artık her evde en az bir renkli televizyon, her aile bireyinde ayrı bir cep telefonu ve neredeyse her evde İnternet bağlantılı bilgisayar var. Ve şimdiki çocuklar bilgisayarlarını ve cep telefonlarını neredeyse her yıl yeni çıkan bir model ile değiştiriyorlar!

Okullarda bile bazı bölümlerin dersleri İnternet üzerinden veriliyor. İnternet günlük hayatımızın olmazsa olmazı oldu. Türkiye’nin en etkin yazarları bile Facebook ve Twitter gibi paylaşım sitelerinde bilgi mastürbasyonu yapıyor. Yoldaşlar ediniyorlar. Arkadaş olarak ekleniyorlar.

Kimisinin aptal kutusu diye isimlendirdiği televizyonlar insanlara “keyifli” zaman geçirtirken aslında insanları benliğinden uzaklaştırmaktan başka bir iş yapmıyorlar. İnsanlar beş para etmez sabun köpüğü programlar karşısında ikinci kişiliklerini yaşıyorlar. Her türlü kötülük hayatın sıradanı onlar için.

Her teknolojik aletin bir uzaktan kumandası var elimizde. Her teknolojik alet ya Amerika, ya Çin, ya da başka bir uluslar arası ülkede üretilmiş. Uzaktan kumanda dediğime bakmayın. Aslında biz onları kumanda etmiyoruz. Aksine biz bu sistemin kumandasıyız.

Dünyanın her ülkesinde aşağı yukarı bu tarz bir çılgınlık söz konusu. Teknoloji satıcıları insanları etkileme yolunu bulmuşlar ve küreselleşme karşısında çaresiz kalmamamız için bize sürekli gelişen teknolojiye sahip olmamızı emrediyorlar. Bize bu emri, yine iletişim aygıtları üzerinden yaydıkları reklamlar sayesinde ulaştırıyorlar.

Gerçekten de dünya İnternet ile çok büyük bir köy görünümündedir. Dünyanın neresinde olursa olsun insanlarla çok rahat iletişim kurabiliyorsunuz. İnternet üzerinden girdiğiniz her bilgi saniyede dünyanın diğer tarafından okunuyor ve yanıtlanabiliyor. Bu hız hayatımızı çok kolaylaştırıyor.

Geçtiğimiz Haziran ayında İran’da yapılan seçimlerde seçimde hile yapıldığını düşündüğü Musavi yanlıları sokağa dökülmüş ve çok sayıda insan hayatını kaybetmişti. Protestocu Musavi yanlılarının Twitter İnternet sitesi aracılığı ile haberleştikleri yazıldı basında.

Akşam Gazetesinden Serdar Turgut’un konu ile ilgili “İran'da tarikat eli” başlıklı yazısını okumanızı tavsiye ederim.

Kısacası teknolojiyi kullanan halk, İran gibi bir ülkede İnternet siteleri Twitter ve Facebook aracılığı ile haberleşerek isyana katılıyordu. Baskı altında yaşayan İran halkının isyanında teknoloji baş aktör oldu.

Türkiye’de 1993 yılında ilk olarak ODTÜ’nün kullandığı bilişim dünyasının penceresinden girerek İnternet kullanan Türk insanı sitelerde en fazla porno kelimesini aratıyor!

Facebook sitesine girin, insanlarımızın sadece komik videolar paylaştıklarını görürsünüz. Aydınlığı kendinden menkul (bazı) yazar ve aydınlarımız bile sadece şarkılar paylaşıyorlar...

25 yıldır canımızı yakan teröre lanet, Ergenekon davası, eğitim sistemine eleştiri, trafik terörü, eğitimsizlik, işsizlik...Yüzlerce başka sorun kimsenin ilgisini çekmiyor...

İçinde sosyal sorumluluk bulunan ve ülke, dünya ve insanlık sorunlarını dile getiren mesajları iletenler azınlıktadır. Varsa yoksa komik videolar, şarkılar, slaytlar!

İlk İnternet’in Amerikan ordusu tarafından 1970 yılında kullanımı sağlanmıştı. Gizli ve kurum içi bir haberleşme sistemi olarak doğan bu “iletişim aracı” günümüzde her derde çare olduğunu görüyoruz. Her türlü haberleşme yapılabiliyor...

Ülkemizde (özellikle gençler) İnternet’e MSN için girerdi önceleri. Yonja idi bildikleri İnternet siteleri. Artık Yonja ve MSN’nin yanında Facebook ve Twitter gibi seçenekleri de ekledi mümtaz Türk insanı.

Televizyonlardaki yarışmalara katılmak için uğraş veren kolay zengin ve şöhret olma heveslisi gençlere kaç saat İnternet kullanıyorsunuz ve İnternet’te ne yapıyorsunuz diye sorun... Büyük bir kısmının İnternet’i sadece MSN veya Facebook için kullandığını göreceksiniz.

İnternet izlenirliliğinin ölçüldüğü Alexa.com sitesinde Türkiye’de en fazla girilen sitelerin içinde ilk onda, Facebook, MSN, Youtube, Rapidshare vb. siteler vardır.

Bu sözlerimden sonra sakın ola benim teknolojiye ve iletişim çağındaki yeniliklere karşı olduğum anlaşılmasın. Sadece, yaşadığımız dünyaya bilimsel hiçbir yenilik sunmamış Türk ulusunun bir ferdi olarak sunulmuş imkanları kullanarak teknolojik tapınma ayinleri yaptığımızı anlatıyorum.

Özellikle bilgisayar ekranında yaptığımız tamamen budur.

http://yolagiden.blogspot.com/

">

Türkiye hızlı bir teknolojik değişim yaşıyor. Deyim yerindeyse bacak kadar çocuklar teknolojik gelişmeleri herkesten hızlı takip ediyor ve teknolojiye sahip oluyor.

Aileler ilkokul çağındaki çocuklarına bilgisayar ve cep telefonu alıyorlar ve bunu artık gerekli bir ihtiyaç olarak görüyorlar.

Çocukluğumda renkli televizyon sahipleri bölgenin zenginleri arasında sayılırdı ve ben renkli televizyonda maç izleyenlerden duygularını öğrenmeye çalışırdım. Ulaşılmaz gibi gelirdi.

Artık her evde en az bir renkli televizyon, her aile bireyinde ayrı bir cep telefonu ve neredeyse her evde İnternet bağlantılı bilgisayar var. Ve şimdiki çocuklar bilgisayarlarını ve cep telefonlarını neredeyse her yıl yeni çıkan bir model ile değiştiriyorlar!

Okullarda bile bazı bölümlerin dersleri İnternet üzerinden veriliyor. İnternet günlük hayatımızın olmazsa olmazı oldu. Türkiye’nin en etkin yazarları bile Facebook ve Twitter gibi paylaşım sitelerinde bilgi mastürbasyonu yapıyor. Yoldaşlar ediniyorlar. Arkadaş olarak ekleniyorlar.

Kimisinin aptal kutusu diye isimlendirdiği televizyonlar insanlara “keyifli” zaman geçirtirken aslında insanları benliğinden uzaklaştırmaktan başka bir iş yapmıyorlar. İnsanlar beş para etmez sabun köpüğü programlar karşısında ikinci kişiliklerini yaşıyorlar. Her türlü kötülük hayatın sıradanı onlar için.

Her teknolojik aletin bir uzaktan kumandası var elimizde. Her teknolojik alet ya Amerika, ya Çin, ya da başka bir uluslar arası ülkede üretilmiş. Uzaktan kumanda dediğime bakmayın. Aslında biz onları kumanda etmiyoruz. Aksine biz bu sistemin kumandasıyız.

Dünyanın her ülkesinde aşağı yukarı bu tarz bir çılgınlık söz konusu. Teknoloji satıcıları insanları etkileme yolunu bulmuşlar ve küreselleşme karşısında çaresiz kalmamamız için bize sürekli gelişen teknolojiye sahip olmamızı emrediyorlar. Bize bu emri, yine iletişim aygıtları üzerinden yaydıkları reklamlar sayesinde ulaştırıyorlar.

Gerçekten de dünya İnternet ile çok büyük bir köy görünümündedir. Dünyanın neresinde olursa olsun insanlarla çok rahat iletişim kurabiliyorsunuz. İnternet üzerinden girdiğiniz her bilgi saniyede dünyanın diğer tarafından okunuyor ve yanıtlanabiliyor. Bu hız hayatımızı çok kolaylaştırıyor.

Geçtiğimiz Haziran ayında İran’da yapılan seçimlerde seçimde hile yapıldığını düşündüğü Musavi yanlıları sokağa dökülmüş ve çok sayıda insan hayatını kaybetmişti. Protestocu Musavi yanlılarının Twitter İnternet sitesi aracılığı ile haberleştikleri yazıldı basında.

Akşam Gazetesinden Serdar Turgut’un konu ile ilgili “İran'da tarikat eli” başlıklı yazısını okumanızı tavsiye ederim.

Kısacası teknolojiyi kullanan halk, İran gibi bir ülkede İnternet siteleri Twitter ve Facebook aracılığı ile haberleşerek isyana katılıyordu. Baskı altında yaşayan İran halkının isyanında teknoloji baş aktör oldu.

Türkiye’de 1993 yılında ilk olarak ODTÜ’nün kullandığı bilişim dünyasının penceresinden girerek İnternet kullanan Türk insanı sitelerde en fazla porno kelimesini aratıyor!

Facebook sitesine girin, insanlarımızın sadece komik videolar paylaştıklarını görürsünüz. Aydınlığı kendinden menkul (bazı) yazar ve aydınlarımız bile sadece şarkılar paylaşıyorlar...

25 yıldır canımızı yakan teröre lanet, Ergenekon davası, eğitim sistemine eleştiri, trafik terörü, eğitimsizlik, işsizlik...Yüzlerce başka sorun kimsenin ilgisini çekmiyor...

İçinde sosyal sorumluluk bulunan ve ülke, dünya ve insanlık sorunlarını dile getiren mesajları iletenler azınlıktadır. Varsa yoksa komik videolar, şarkılar, slaytlar!

İlk İnternet’in Amerikan ordusu tarafından 1970 yılında kullanımı sağlanmıştı. Gizli ve kurum içi bir haberleşme sistemi olarak doğan bu “iletişim aracı” günümüzde her derde çare olduğunu görüyoruz. Her türlü haberleşme yapılabiliyor...

Ülkemizde (özellikle gençler) İnternet’e MSN için girerdi önceleri. Yonja idi bildikleri İnternet siteleri. Artık Yonja ve MSN’nin yanında Facebook ve Twitter gibi seçenekleri de ekledi mümtaz Türk insanı.

Televizyonlardaki yarışmalara katılmak için uğraş veren kolay zengin ve şöhret olma heveslisi gençlere kaç saat İnternet kullanıyorsunuz ve İnternet’te ne yapıyorsunuz diye sorun... Büyük bir kısmının İnternet’i sadece MSN veya Facebook için kullandığını göreceksiniz.

İnternet izlenirliliğinin ölçüldüğü Alexa.com sitesinde Türkiye’de en fazla girilen sitelerin içinde ilk onda, Facebook, MSN, Youtube, Rapidshare vb. siteler vardır.

Bu sözlerimden sonra sakın ola benim teknolojiye ve iletişim çağındaki yeniliklere karşı olduğum anlaşılmasın. Sadece, yaşadığımız dünyaya bilimsel hiçbir yenilik sunmamış Türk ulusunun bir ferdi olarak sunulmuş imkanları kullanarak teknolojik tapınma ayinleri yaptığımızı anlatıyorum.

Özellikle bilgisayar ekranında yaptığımız tamamen budur.

http://yolagiden.blogspot.com/

Tüm yazılarını göster