Sözcü davasında dikkat çeken ''Erdoğan'' savunması

Sözcü gazetesi sahibi Burak Akbay'ın da sanıkları arasında yer aldığı dava esas hakkında savunmalar yapıldı. Duruşma 28 Ekim'e ertelenirken duruşmaya Sözcü gazetesi avukatlarının Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sözlerine atıfta bulunduğu savunması damgasını vurdu.

Sözcü gazetesi yazarları Emin Çölaşan ve Necati Doğru ile gazetenin sahibi Burak Akbay’ın aralarında bulunduğu dokuz gazete çalışanının FETÖ’ye yardım suçundan yargılandığı davanın dokuzuncu duruşması bugün yapıldı. Esas hakkında savunmaların ardından duruşma 28 Ekim’e ertelendi

Duruşmaya sanıklar Necati Doğru, Metin Yılmaz, Mustafa Çetin, Yücel Arı ve Gökmen Ulu katıldı. Emin Çölaşan Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla Ankara’dan katıldı.

CHP milletvekilleri Gürsel Tekin, Erdoğan Toprak, Mahmut Tanal, Turan Aydoğan, Ünal Demirtaş, İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu, Adalar Belediye Başkanı Erdem Gül, CHP’li eski milletvekilleri Barış Yarkadaş, Enis Berberoğlu, Umut Oran, gazeteciler ve gazetecilik örgütü temsilcileri de duruşmayı izledi. 25 kişilik salon yargılama sırasında oldukça kalabalıktı ancak saatler ilerledikçe salondaki kalabalık da azaldı.

Duruşmada ilk olarak gazetenin internet sitesinin yayın yönetmeni Mustafa Çetin esas hakkındaki savunmasını yaptı. Çetin, Google arama motorunda ’17-25 Aralık’ şeklinde arama yapıldığında iki milyon haber çıktığını belirterek bu konuyla ilgili haber yazmayan medya kuruluşu olmadığına dikkat çekti.

‘TARAFLI, GAZETECİLİĞİ TARTIŞMALI BİLİRKİŞİ’

Çetin, gazetenin internet sitesinde günde ortalama 400 haber yayınlandığını, arşivlerinde de bir milyon haber olduğunu söyledi. Dava kapsamında bilirkişilik yapan kişinin tarafsız olmadığını, gazeteciliğinin de tartışmalı olduğunu kaydeden Çetin, “Bu kişinin seçtiği başlıklarla FETÖ’cü olarak suçlanıyoruz. Savcılar da bu kişiye inanmış” dedi.

Savcıların iddianame hazırlarken aleyhte delillerin yanı sıra lehte delil de toplaması gerektiğini aktaran Çetin, “Bizim iddianamede lehte hiçbir delil yoktur. Bu acınası bir durum” dedi.

‘SADECE İŞİMİ YAPMAK İSTİYORUM’

“Gerçekte 17-25 Aralık’ta ne oldu? Sözcü bu operasyonun neresindeydi” diye soran Çetin, operasyondan herkes gibi Sabah gazetesinin ve Anadolu Ajansı’nın haberlerinden haberdar olduklarını söyledi. Operasyon süresince gazetelerin ve televizyon kanallarının operasyonun detayları ile ilgili 10 gün boyunca yayın yaptığını söyleyen Çetin, “O gün bizim gibi haber yapan hiçbir müessese burada yer almıyor” diye konuştu. Çetin, “FETÖ’cü değilim. FETÖ’ye bilerek ve isteyerek hiç yardım etmedim. Bundan sonraki gazetecilik hayatımda da etmeyeceğim. Sadece işimi yapmak istiyorum” dedi. Gazetenin mali işler sorumlusu Yonca Yücekaleli de “Savunmamın aksine delil olmadığından beraatımı talep ediyorum” dedi.

ERDOĞAN’IN SÖZLERİNE ATIF

Emin Çölaşan’ın avukatı Mehmet Serhat Özdemir, Çölaşan’ın suçlama konusu yapılan yazıları sırasında Gülen cemaaatinin  henüz kanunen terör örgütü sayılmadığını anımsattı. Avukat Özdemir, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu yapıyla ilgili “Ne istedilerse verdik”, “Yanıldık”, “Kandırıldık” ve “Allah bizi affetsin” gibi açıklamalarını hatırlatarak, “Devletin görevlileri bu konuda hata yapıyorsa, sıradan insanın hata yapması da mümkündür” dedi.

Özdemir, Cumhuriyet gazetesi davasında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın mahkûmiyetin bozulması yönündeki tebliğini de hatırlattı ve müvekkili hakkında beraat kararı verilmesini, aksi durumda Basın Kanunu’ndaki dört aylık dava açma süresi göz önünde bulundurularak düşme kararı verilmesini talep etti.

‘DAVANIN SORGUCULARI TAKVİM VE SABAH’

Ardından diğer sanıkların avukatlarından Celal Ülgen konuştu. Ülgen, konuşması sırasında barkovizyon cihazı ile salonun duvarına yansıttığı belgeler aracılığıyla bir sunum yaptı. Ülgen, suçlama konusu yapılan “Sözcü Erdoğan’ı buldu” başlıklı haber nedeniyle Sabah ve Takvim gazetelerinin Sözcü’yü darbecilikle suçladığı “Sözcü’nün sahibini darbecilikten tutuklatacak kanıt” haberlerini gösterdi. Ülgen, “Biz bu davanın sorgucularının Takvim ve Sabah olduğunu düşünüyoruz” dedi.

‘YARGIÇLAR PROJEKSİYONDAKİ SUNUMLA İLGİLENMEDİ’

Ülgen, projeksiyon cihazı ile salonun duvarına yansıtılan belgeler üzerinden sunum yaparken, hâkimler ve savcının belgelere hiç bakmadığı gözlendi.

Ülgen, konuşması sırasında Sulh Ceza Hâkimliklerinin özgürlüğü kısıtlayıcı kararlar verdiğine değindi ve Sulh Ceza yargıçlarının hukuksuzluklarından bahsetti. Ülgen’in hitap ettiği mahkeme başkanı Akın Gürlek de Sulh Ceza yargıçlığı yapmış, bu görevi sırasında dönemincumhuriyet.com.tr Yayın Yönetmeni Oğuz Güven’i tutuklamıştı.

Ülgen, savunması sırasında gazetenin dava konusu edilen haber ve yazılarıyla ilgili bilirkişilik yapan Ömer Faruk Gerçek’i de eleştirdi. Gerçek’in tarafsız olmadığını vurgulayarak, sosyal medya hesabında “AK Partiliyim” şeklinde paylaşımı olduğunu söyledi.

Ülgen, iddianamede yöneltilen suçlamanın bir miladı olması gerektiğini söyledi ve “Eğer bir milat koyulmazsa Cumhurbaşkanından Başbakana herkesin FETÖ’nün kayığına su taşıdığını söyleyebiliriz” dedi. Ülgen, dört saat süren savunmasını “Türkiye’de yargı bağımsızlığı ihtiyaçtır. Yargıçların siyasi iktidardan, resmi görüşten, resmi tarihten kendini soyutlaması, hatta kendi görüşlerinden bile soyutlaması gerekir” diyerek bitirdi.

‘YARGITAY’IN CUMHURİYET KARARI BEKLENSİN’

Ülgen’den sonra avukat İsmail Yılmaz da davaların birbirine benzerliği nedeniyle Yargıtay’ın Cumhuriyet gazetesi davası ile ilgili vereceği hükmün beklenmesini talep etti. Avukat Fahri Emeksiz de Yargıtay’ın vereceği hükmün basın davalarında emsal nitelikte olacağını, bu nedenle bu kararın beklenmesini talep etti.

Taleplerle ilgili mahkemenin kararını açıklayan başkan Akın Gürlek, üye hâkimlerden birinin babalık izninde, diğerinin de yıllık izinde olduğunu söyledi. Duruşmaya çıkan heyetin nöbetçi olduğunu, bu nedenle dosyaya vakıf olmadıklarını belirten Gürlek, esas hakkındaki savunmaların bir sonraki duruşmada değerlendirileceğini bildirdi. Sanıkların son sözlerinin de 28 Ekim’de yapılacak bir sonraki celsede sorulacağını söyledi.

Sonraki Haber